Sonu KIT ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıt" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıt ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kıt olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

CENİNİSAKIT

9 harfli kelimeler

AKARYAKIT

8 harfli kelimeler

GAZYAKIT, YAĞYAKIT

7 harfli kelimeler

BIRAKIT, BAYAKIT, BEYEKIT

6 harfli kelimeler

ÇARKIT, SARKIT, ÇIRKIT, FARKIT, HARKIT, KIRKIT, KISKIT, KITKIT, NAAKIT, SIZKIT, ŞIRKIT, ZILKIT, ZIRKIT

5 harfli kelimeler

ARKIT, ÇIKIT, SAKIT, SIKIT, YAKIT, ANKIT, BAKIT, ÇAKIT, ILKIT, IŞKIT, KAKIT, TIKIT, VAKIT, ZAKIT

Bazı kelimelerin anlamları

KIT

İhtiyaca yetmeyecek kadar az, bol karşıtı. Az, yetersiz (duygu, söz vb.).

FARKIT

Çok eskimiş, ele alınacak yeri kalmamış eşya.

BIRAKIT

Miras.

KISKIT

İyi kızarmış tandır ekmeği : Ne kıstı ekmek.

SARKIT

Mağaraların tavanında aşağıya doğru oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi, damla taş, stalaktit.

KITKIT

Cimri, pinti.

GAZYAKIT

Gaz durumunda olan yakıt.

BEYEKIT

Demin, az önce, şimdi.

YAĞYAKIT

Taşyağın (petrolün) damıtılmasında çıkan, kaynama ve parlama noktaları yüksek hidrokarbonlar kesimi. Yakıt olarak kullanılabilecek özellikteki yağ.

AKARYAKIT

Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt.

ÇARKIT

Eski, bozuk, sakat.

HARKIT

Eski, çürük, yıkık. Kırık, bozuk. Çirkin. Umacı.

BAYAKIT

Demin, az önce, şimdi.

CENİNİSAKIT

Düşük.

KIRKIT

Cimri, pinti. İçi güçlükle çıkan ceviz. Kuvvetli kimse : Onunla güreşemem çok kırkıt, kolunu bükemiyorum. Kendisinden sakınıldığı için sözü geçen, dişli. Çorap şişi. Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan, demirden ya da ağaçtan yapılmış dişli araç.

ÇIRKIT

Ağustos böceği. Bozuk, kırık. Çil keklik.

  -   -   -  

Anlamında KIT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANADOLU

Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

AKARYAKITÇILIK

Akaryakıtçının yaptığı iş.

AKITMALI

Alnında akıtması olan (hayvan).

ASYA

Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

ANLAYIŞSIZ

Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.

AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.

ARTÇI

Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

ASMAK

Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.

ARK

İçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılmış olan açık oluk, arık, dren, karık.

AKARYAKITÇI

Akaryakıt satan kimse.

AKILSIZ

Aklı, gerçeği görüp ona göre davranmayan, anlayışı kıt.

ANLAYIŞSIZLIK

Anlayış kıtlığı, kafasızlık, kalın kafalılık, vurdumduymazlık, izansızlık, gabilik. Hoşgörüsüzlük.

AVRUPA

Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

AKITMA

Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.

AÇLIK

Aç olma durumu. Aşırı istek içinde bulunma. Kıtlık.

AMERİKA

Dünya üzerinde yer alan bir kıta.

AKAÇLAMAK

Bir yerde birikmiş suları akıtmak. Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak.

AFRİKA

Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

AVUSTRALYA

Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri. Bu kıtada yer alan bir ülke.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük