Kelimeler arşivinde; içinde "yıkmak" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yıkmak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yıkmak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yıkmak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GIYIKMAK, HAYIKMAK, KAYIKMAK, YAYIKMAK
AYIKMAK
YIKMAK
YIKMAK
Kurulu bir şeyi parçalayarak dağıtmak, bozmak, tahrip etmek. Yıkımına yol açmak, mahvına sebep olmak. İnsan, hayvan ya da ağaç devirmek. (-i, -e) mec. Herhangi bir suç, iş vb.ni birine yüklemek. Yük indirmek. Bir yana eğmek. Birine yüklemek.
YAYIKMAK
Çekinmek. Yerinden, yuvasından uzaklaşmak, soğumak, tedirgin olmak.
KAYIKMAK
Öfkelenmek. Temayül göstermek, kaymak. İnhiraf etmek, sapmak, yüz çevirmek.
HAYIKMAK
Çabuk anlamak. Ayıkmak.
AYIKMAK
Ayılmak, kendine gelmek, uyanmak, aklı başına gelmek.
GIYIKMAK
Kapıyı az açık, aralık bırakmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YIKMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYIKMA
Ayıkmak işi.
İHMAK
Canlanmak, onmak, gelişmek. Yıkmak.
YERNİRMEK
Yıkmak, çökertmek, bozup dağıtmak.
YAMAŞTIRMAK
Ezmek, bükmek. Bir şeyi biçimsizce ortalıkta bırakmak. Bir tokatta yere yıkmak.
KÖSMEK
Ayağını uzatmak. İnsan olduğu yere yıkılıp kalmak. Pusmak, sessizleşmek, uyuşup kalmak, sinmek. Koyunlar sıcakta yatmak. Gücü azalmak. Koşarak yorulmak. Birini yere sermek, yıkmak, düşürmek. Değnekle vurmak. Darılmak, küsmek. Ağacı eğmek, devirmek. Çökmek, yıkılmak, göçmek. Çiçek ve sebzeler kuraklık ya da böcekler yüzünden birdenbire sararıp solmak. Uzanıp yatmak, ayaklan uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak. Yıkılmak, çökmek.
TAPITMAK
Yıkmak, devirmek. Dövmek: Ali Yalmandı tapıttı.
KEPİTMEK
Bir şeyi zor kullanarak yıkmak. Bir şeyin ya da insanın ömrünü kısaltmak.
DÖRNEMEK
Çiğnemek, ezmek, yıkmak: Bu gece birisi bizim tütünleri kasden dörnemiş.
LAĞIM
Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal, geriz. Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman siperlerine doğru yer altından açılan dar yol.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
AYIHMAH
Ayılmak, uyanmak, aklını başına almak, intikal etmek. Ayıkmak, uyanmak, farkında olmak, Uykudan uyanmak.
ÇÖKERTMEK
Çöktürüp oturtmak. Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak. Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak.
AHTARMAK
Karıştırmak, altüst etmek, çevirmek. Dolu olan bir şeyi boşaltmak. Baştan sonuna kadar okuyup bitirmek, hatmetmek. Aramak, araştırmak, soruşturmak. Arayıp bulmak. Devirmek, yıkmak. Yenmek. Tavuk veya horoz toprak, çöp eşelemek. Mide bulanmak. Tohum ekmeden, tarlayı sürüp nadasa bırakmak. 1. Beslemek, yiyip içeceğini vermek.
ÇIBARMAG
Yandan vurup yıkmak.
PALDIRATMAK
Yıkmak.
AKTARIŞMAK
Birbirini yıkmak.
PÖSELEMEK
Yenmek, yıkmak : Ahmet pehlivan hasmını pöseledi.
YIKMA
Yıkmak işi.
KÖSTÜRMEK
Koyunları gölgede dinlendirmek. Yormak : Atları kova kova koşturdum. Yıkmak : Benim evin duvarını köstürmüşler. Vermek, çıkarmak : Bir çay parası köstür.
LAĞIMCI
Pis su kanallarını açıp temizleyen işçi. Düşman kalelerini yıkmak için lağım kazan asker. Düşman kalelerini havaya uçurmak için lağım kazan asker sınıfı.