Kelimeler arşivinde; içinde "gözleme" olan, toplam 5 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gözleme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gözleme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gözleme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖZLEMECİLİK
GÖZLEMECİ, GÖZLEMEVİ
GÖZLEMEK
GÖZLEME
GÖZLEME
Gözlemek işi, tarassut. İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Özel araçlarla inceleme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması.
GÖZLEMECİ
Gözleme yapan veya satan kimse.
GÖZLEMEK
Bir şeyin olmasını veya bir kimsenin gelmesini beklemek, intizar etmek. Korumak, kollamak. İncelemek, araştırmak. Dikkatle bakmak, gözlemlemek, tarassut etmek. Gizlice bakmak, gözetlemek.
GÖZLEMECİLİK
Gözlemecinin yaptığı iş.
GÖZLEMEVİ
Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer, rasathane, observatuvar.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZLEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
OBSERVATUVAR
Gözlemevi.
KOLLAMAK
Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek. Göz önünde tutmak, gözlemek. Korumak, gözetmek.
BOYLAM
Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri, tul, tul derecesi, meridyen.
GÖZLENMEK
Gözleme işi yapılmak veya gözleme işine konu olmak.
DÜRME
Dürmek işi. Lahana. Gözleme.
İNTİZAR
Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme. İlenme, beddua, inkisar.
RASATHANE
Gözlemevi.
GÖZLEMCİ
Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse, müşahit. Gözlemevinde gözlem yapan kimse, rasıt. Teleskop. Bir konferans, kongre vb.ne katılan, genel olarak söz alma ve önerge verme hakkı olmayan, toplantıları kendi veya başkası adına izleyen kimse, müşahit. Bir karşılaşmayı izleyip kurallara uyulup uyulmadığını bildiren rapor yazmakla görevli kimse.
BAZLAMA
Sacda pişirilmiş yuvarlak ekmek, bazlamaç. Tatlısı bol, kalın gözleme, bazlamaç.
KIYMALI
İçinde kıyma bulunan (yemek). İçinde kıyma bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri. İçinde kurt bulunan (meyve).
PATATESLİ
İçinde patates olan, patatesle yapılmış. İçinde patates bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri.
PEYNİRLİ
İçine peynir konulmuş. İçinde peynir bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri.
İZLEMEK
Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek. Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek. Belirli bir yönde gitmek. Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak, seyretmek. Gözlemek, incelemek. Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak. Bir olayın gelişimini gözden geçirmek. Bir şeye uymak, bağlı olmak. Herhangi bir olayla ilgilenmek.
GÖZLETMEK
Gözleme işini yaptırmak.
GALVANOMETRE
Mıknatıslı iğnede oluşan sapmaları gözlemek yoluyla elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan cihaz.
GÖZLEYİŞ
Gözleme işi.
PASTIRMALI
İçinde pastırma bulunan (yemek). İçinde pastırma bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri.
FOTOSKOP
Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan alet.
OKTANT
Özellikle denizcilikte 450 C'lik yükseklikteki cisimleri gözlemeye yarayan alet. Dairenin sekizde biri.
GÖZLEMLEMEK
Bir nesneyi, olayı veya bir gerçeği, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelemek, müşahede etmek. Gözlemek.