İçinde ELLEME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "elleme" olan, toplam 104 tane kelime bulunuyor. İçerisinde elleme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu elleme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında elleme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SELLEMEHÜSSELAM

14 harfli kelimeler

ENDİRELLEMEMEK

12 harfli kelimeler

HEZDELLEMEYH, SEYRELLEMEYH, TEKTÜRELLEME

11 harfli kelimeler

ÇENGELLEMEK, FELFELLEMEK, GÜNCELLEMEK, PARSELLEMEK, ŞANDELLEMEK, ÇÖNGELLEMEK, DÜBRELLEMEK, FELFELLEMEG, FENDELLEMEK, FERFELLEMEK, KAPÇELLEMEK, PÜSKELLEMEK, SEKKELLEMEK, SENDELLEMEK, ŞÜLLELLEMEK, TENGELLEMEK, TENĞELLEMEK, TERKELLEMEK, TESKELLEMEK, YERÇELLEMEK, YERSELLEMEK

10 harfli kelimeler

ÇEPELLEMEK, ENGELLEMEK, GENELLEMEK, GÜNCELLEME, NİKELLEMEK, PARSELLEME, RİMELLEMEK, ŞANDELLEME, TEYELLEMEK, BECELLEMEK, BELLEMELİK, BEZELLEMEK, BÜVELLEMEK, EMBELLEMEK, EVSELLEMEK, FELFELLEME, GEGELLEMEK, GEĞELLEMEK, GEVELLEMEK, GÖDELLEMEK, GÖZELLEMEK, GÜDELLEMEK, HELLEMELLE, İRELLEMEYH, MEĞELLEMEK, MELLEMECİR, METELLEMEK, MEYELLEMEK, MEZELLEMEK, PEÇELLEMEK, Devamını Oku »»

9 harfli kelimeler

ÇEPELLEME, ENGELLEME, GENELLEME, GÜZELLEME, NİKELLEME, RİMELLEME, TEYELLEME, BEŞELLEME, ELLEMEDAŞ, ELLEMEYAH, GEELLEMEK, GEZELLEME, GÖZELLEME, HELLEMEYH, İRELLEMEK, JAVELLEME, NİCELLEME, TEKELLEME, TESELLEME, ÜVELLEMEK

8 harfli kelimeler

BELLEMEK, TELLEMEK, YELLEMEK, CELLEMEK, ÇELLEMEK, DELLEMEK, FELLEMEK, HELLEMEK, İRELLEME, KELLEMEK, ÜÇELLEME

7 harfli kelimeler

BELLEME, ELLEMEK, TELLEME, YELLEME, ELLEMEH, HELLEME, KELLEME

6 harfli kelimeler

ELLEME

Bazı kelimelerin anlamları

ELLEME

Ellemek işi. Elle seçilmiş, iyi.

SEYRELLEMEYH

Bakmak, seyretmek.

ÇÖNGELLEMEK

Takatsizleşmek, beli bükülmek, halsizleşmek.

FELFELLEMEK

Eski canlılığını yitirmek. Dönen, hareket eden bir cisim, durmadan önce hızını yitirmek. Afallamak, şaşırmak.

ENDİRELLEMEMEK

Tenezzül etmemek.

ŞANDELLEMEK

Futbolda topu karşı takımın kalecinin üzerinden aşırtmak.

ÇENGELLEMEK

Çengelini takmak. Çengel atış yapmak.

GÜNCELLEMEK

Güncel duruma getirmek.

HEZDELLEMEYH

Beğenmek, hoşlanmak, sevmek.

TEKTÜRELLEME

İçinde yağ parçalan gibi çözünmeyen özdekleri bulunan bir sıvının, iyice karıştırılarak tektürel duruya getirilmesi işlemi.

FENDELLEMEK

Fırsat bilmek.

FERFELLEMEK

İhtiyarlayıp kuvvetten düşmek.

FELFELLEMEG

Eski zindeliğini, hareketliliğini, canlılığını kaybetmek.

PARSELLEMEK

Parsellere ayırmak. Çeşitli kişiler belirli bir toprağı aralarında paylaşmak. Çeşitli kuruluş veya iş yerlerinde mevki ve makamlara sahip çıkmak, paylaşmak.

DÜBRELLEMEK

At dörtnala gitmek.

SELLEMEHÜSSELAM

Ulu orta, çekinmeden, destursuz.

  -   -   -  

Anlamında ELLEME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ELLEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BASKI

Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

BELİRLEMEK

Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek. Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı. Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak.

ÇELMELEMEK

Çelme takmak. Bir işi baltalamak. Bir iş ya da kimseyi engellemek.

BELLETMEK

Bellemesini sağlamak, öğretmek.

ÇEPELLEME

Çepellemek işi.

BELLEME

Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.

BOĞUMLANMA

Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.

BELLEM

Bellemek yetisi.

DARBELEMEK

Vurmak, çarpmak. Bir işi engellemek. Yıkıma uğratmak.

ÇELMEK

Ayak uzatarak birisini düşürmek. Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak. Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak. Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek.

CAYDIRICILIK

Caydırıcı olma durumu. Bir saldırganlığı önlemek ve engellemek için önlem alma işi.

BAGET

Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.

DİKİLMEK

Dikme işi yapılmak. Dikme işi yapılmak. Ayakta durmak. Karşı koymak, engellemek. Dik duruma gelmek. Bazı üreme organları dokularına kan dolmasıyla sert ve dik bir duruma gelmek. Göz belli bir noktaya uzun süre bakmak.

ENGELLEME

Engellemek işi. İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon.

BELLENMEK

Belleme (I) işine konu olmak, öğrenilmek. Belleme (II) işine konu olmak.

BAĞLAMAK

Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

AMBARGO

Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

BURÇ

Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.