Kelimeler arşivinde; içinde "elleme" olan, toplam 104 tane kelime bulunuyor. İçerisinde elleme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu elleme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında elleme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SELLEMEHÜSSELAM
ENDİRELLEMEMEK
HEZDELLEMEYH, SEYRELLEMEYH, TEKTÜRELLEME
ÇENGELLEMEK, FELFELLEMEK, GÜNCELLEMEK, PARSELLEMEK, ŞANDELLEMEK, ÇÖNGELLEMEK, DÜBRELLEMEK, FELFELLEMEG, FENDELLEMEK, FERFELLEMEK, KAPÇELLEMEK, PÜSKELLEMEK, SEKKELLEMEK, SENDELLEMEK, ŞÜLLELLEMEK, TENGELLEMEK, TENĞELLEMEK, TERKELLEMEK, TESKELLEMEK, YERÇELLEMEK, YERSELLEMEK
ÇEPELLEMEK, ENGELLEMEK, GENELLEMEK, GÜNCELLEME, NİKELLEMEK, PARSELLEME, RİMELLEMEK, ŞANDELLEME, TEYELLEMEK, BECELLEMEK, BELLEMELİK, BEZELLEMEK, BÜVELLEMEK, EMBELLEMEK, EVSELLEMEK, FELFELLEME, GEGELLEMEK, GEĞELLEMEK, GEVELLEMEK, GÖDELLEMEK, GÖZELLEMEK, GÜDELLEMEK, HELLEMELLE, İRELLEMEYH, MEĞELLEMEK, MELLEMECİR, METELLEMEK, MEYELLEMEK, MEZELLEMEK, PEÇELLEMEK, Devamını Oku »»
ÇEPELLEME, ENGELLEME, GENELLEME, GÜZELLEME, NİKELLEME, RİMELLEME, TEYELLEME, BEŞELLEME, ELLEMEDAŞ, ELLEMEYAH, GEELLEMEK, GEZELLEME, GÖZELLEME, HELLEMEYH, İRELLEMEK, JAVELLEME, NİCELLEME, TEKELLEME, TESELLEME, ÜVELLEMEK
BELLEMEK, TELLEMEK, YELLEMEK, CELLEMEK, ÇELLEMEK, DELLEMEK, FELLEMEK, HELLEMEK, İRELLEME, KELLEMEK, ÜÇELLEME
BELLEME, ELLEMEK, TELLEME, YELLEME, ELLEMEH, HELLEME, KELLEME
ELLEME
ELLEME
Ellemek işi. Elle seçilmiş, iyi.
SEYRELLEMEYH
Bakmak, seyretmek.
ÇÖNGELLEMEK
Takatsizleşmek, beli bükülmek, halsizleşmek.
FELFELLEMEK
Eski canlılığını yitirmek. Dönen, hareket eden bir cisim, durmadan önce hızını yitirmek. Afallamak, şaşırmak.
ENDİRELLEMEMEK
Tenezzül etmemek.
ŞANDELLEMEK
Futbolda topu karşı takımın kalecinin üzerinden aşırtmak.
ÇENGELLEMEK
Çengelini takmak. Çengel atış yapmak.
GÜNCELLEMEK
Güncel duruma getirmek.
HEZDELLEMEYH
Beğenmek, hoşlanmak, sevmek.
TEKTÜRELLEME
İçinde yağ parçalan gibi çözünmeyen özdekleri bulunan bir sıvının, iyice karıştırılarak tektürel duruya getirilmesi işlemi.
FENDELLEMEK
Fırsat bilmek.
FERFELLEMEK
İhtiyarlayıp kuvvetten düşmek.
FELFELLEMEG
Eski zindeliğini, hareketliliğini, canlılığını kaybetmek.
PARSELLEMEK
Parsellere ayırmak. Çeşitli kişiler belirli bir toprağı aralarında paylaşmak. Çeşitli kuruluş veya iş yerlerinde mevki ve makamlara sahip çıkmak, paylaşmak.
DÜBRELLEMEK
At dörtnala gitmek.
SELLEMEHÜSSELAM
Ulu orta, çekinmeden, destursuz.
Bu bölümde tanımı içerisinde ELLEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
BELİRLEMEK
Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek. Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı. Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak.
ÇELMELEMEK
Çelme takmak. Bir işi baltalamak. Bir iş ya da kimseyi engellemek.
BELLETMEK
Bellemesini sağlamak, öğretmek.
ÇEPELLEME
Çepellemek işi.
BELLEME
Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.
BOĞUMLANMA
Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.
BELLEM
Bellemek yetisi.
DARBELEMEK
Vurmak, çarpmak. Bir işi engellemek. Yıkıma uğratmak.
ÇELMEK
Ayak uzatarak birisini düşürmek. Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak. Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak. Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek.
CAYDIRICILIK
Caydırıcı olma durumu. Bir saldırganlığı önlemek ve engellemek için önlem alma işi.
BAGET
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.
DİKİLMEK
Dikme işi yapılmak. Dikme işi yapılmak. Ayakta durmak. Karşı koymak, engellemek. Dik duruma gelmek. Bazı üreme organları dokularına kan dolmasıyla sert ve dik bir duruma gelmek. Göz belli bir noktaya uzun süre bakmak.
ENGELLEME
Engellemek işi. İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon.
BELLENMEK
Belleme (I) işine konu olmak, öğrenilmek. Belleme (II) işine konu olmak.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
BURÇ
Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.