Kelimeler arşivinde; içinde "bilet" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bilet bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bilet ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bilet olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BİLETEBİLMEK
BİLETEBİLME
BİLETÇİLİK, BİLETİLMEK
BİLETİLME
BİLETMEK, BİLETSİZ
BİLETÇİ, BİLETLİ, BİLETME
BİLET
BİLET
Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge.
BİLETSİZ
Bileti olmayan. Bilet almadan, bilet kullanmadan. Bilet kullanılmayan.
BİLETİLMEK
Biletme işine konu olmak.
BİLETME
Biletmek işi.
BİLETMEK
Bileme işini yaptırmak.
BİLETİLME
Biletilmek işi.
BİLETEBİLME
Biletebilmek işi.
BİLETÇİLİK
Biletçinin yaptığı iş.
BİLETÇİ
Bilet satan görevli.
BİLETLİ
Bileti olan. Bilet kullanılan.
BİLETEBİLMEK
Biletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BİLET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YİVLETMEK
Bileyerek keskinleştirmek, inceltmek, sivriltmek. Kesici araçların ucunu keskinletmek, bilettirmek.
YÜLETMEK
Balta, bıçak gibi gereçlerin ağzını açtırmak, biletmek. Tıraş ettirmek, tüylerini yolmak. Ucunu sivriltmek. Balta, kazma ve benzerleri nesnelerin eskiyen çelik bölümünü onartmak, ağız açtırmak.
ÖRDEK
Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.
KONDÜKTÖR
Yolcu trenlerinde biletleri denetleyen ve vagon işlerine bakan görevli.
ÜLETMEK
Balta, keser, bıçak gibi gereçlerin ağzını keskinleştirmek, biletmek. İletmek, ulaştırmak.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
GANYAN
At yarışlarında birinciliği kazanan (at). Bu at için alınan bilet.
TESVİYE
Düz duruma getirme, düzleme. Ödeme, verme. Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt.
GİŞE
İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer, şalter.
PASPARTU
Sergilenmek üzere hazırlanan fotoğraf veya tablonun kenarlarında fon kâğıdı ile oluşturulan, çerçeve ile konu arasındaki boşluk. Gidiş yönü, yol ve yolculuğun yapılacağı mevki hakkında bilgileri kapsayan, özellikle seyahat acenteleri tarafından verilen tren bileti.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ÖZENCE
Bir yerde çalışanlara kazançtan dağıtılan ya da iyi çalıştıkları için aylık dışı verilen para. Piyango bileti ve kimi pay belgitleri iyelerine belirli zamanlarda ad çekilerek dağıtılan para.
MARKA
Resim ya da harfle yapılmış olan işaret. Bilet, para yerine kullanılan metal veya başka şeyden parça. Tanınmış ürün, saygın kişi vb. Bir ticari malı, herhangi bir nesneyi tanıtmaya, benzerinden ayırmaya yarayan özel ad veya işaret.
GONDOHDOR
Fransızca kökenli conducteur: kondüktör; tren bilet kontrolcüsü.
KONTUAR
Kara ve hava yolları ulaşımında bilet ve bagaj işlemlerinin yapıldığı tezgâh veya bölüm. Bir ülkenin başka bir ülkedeki ticaret acentesi.
YÜLEK
Ağzı kütleşmiş kesici aracın ağzını açtırma, biletme işlemi. Birle iki yaş arasındaki at. Tıraş edilmiş, kılları kesilmiş, koparılmış.
BELET
Kılavuz, yol gösteren kimse. Bilen, tanıyan, vâkıf: İstanbul'a belet değilim. Bilinen, belli, öğrenilen, bellenmiş: Mesele balet oldu. Yüksek, yüce. Kılavuz. Bilet. Fransızca kökenli bilet: bilet; Milli Piyango bileti.
AYAKÇI
Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.
MEVKİ
Yer, mahal. Durum. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Makam.
KOÇAN
Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde. Mısırın tanelerini taşıyan, üzeri yaprakla sarılı, püsküllü meyvesi. Belge, izin belgesi. Defter biçimindeki makbuz ve biletlerin zımbalı bölümü koparıldıktan sonra cilde bağlı kalan parçası. Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm. Tapu senedi.