Kelimeler arşivinde; içinde "antre" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde antre bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu antre ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında antre olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ANTRENMANSIZLIK
BAŞANTRENÖRLÜK, ANTRENÖRSÜZLÜK
ANTRENMANSIZ, ANTREPOCULUK
ANTRENÖRSÜZ, BAŞANTRENÖR, ANTRENÖRLÜK, ANTRENMANLI
ANTRENÖRLÜ
ANTREPOCU, KONSANTRE, ANTRENMAN
ANTRENÖR, ANTREKOT
ANTREPO
ANTRE
ANTRE
Giriş. Başlangıç yemeği.
ANTRENMANLI
İdmanlı.
ANTREKOT
Büyükbaş hayvanlarda göğüs omurları üzerinden boyuna doğru uzanan, 3-4 kg ağırlığındaki kemiksiz et.
ANTRENÖRSÜZLÜK
Çalıştırıcısızlık.
BAŞANTRENÖR
Antrenörlerin en ustası ve deneyimlisi.
ANTREPOCULUK
Antrepocunun yaptığı iş.
ANTREPOCU
Antrepo işleten kimse. Antrepoya bakan kimse.
ANTRENMAN
Alıştırma. Herhangi bir konuda yapılmış olan hazırlık.
ANTRENÖRLÜK
Çalıştırıcılık.
ANTRENMANSIZLIK
İdmansızlık.
ANTRENÖRLÜ
Çalıştırıcılı.
ANTRENÖR
Çalıştırıcı.
BAŞANTRENÖRLÜK
Başantrenörcü olma durumu. Başantrenörcünün yaptığı iş.
ANTRENMANSIZ
Antrenmanı olmayan, idmansız.
KONSANTRE
Yoğun. Derişik.
ANTRENÖRSÜZ
Çalıştırıcısız.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANTRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇALIŞTIRICISIZLIK
Çalıştırıcısız olma durumu, antrenörsüzlük.
EVZAN
Kapı girişi, antre.
YOĞUNLAŞMAK
Yoğun duruma gelmek, tekâsüf etmek, konsantre olmak. Bütün dikkatini bir konu üzerinde toplamak.
İDMANSIZLIK
İdmansız olma durumu, antrenmansızlık.
HİDROMETALURJİ
Cevherler, cevher konsantreleri ve diğer malzemelerden yaş yöntemle metallerin geri kazanılması.
ÇALIŞTIRICILI
Çalıştırıcısı olan, antrenörlü.
DERİŞİK
Derişmiş olan, mütemerkiz, mütekâsif, konsantre, seyreltik karşıtı.
İDMANSIZ
İdman yapmamış olan, idmanı olmayan, çevikliği olmayan, ham, antrenmansız. Bir işe, bir duruma henüz alışmamış olan, acemi.
ÇALIŞTIRICILIK
Çalıştırıcının yaptığı iş, antrenörlük.
ÇALIŞTIRICI
Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi, antrenör, koç (II).
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
GİRİŞ
Girme işi. Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser. Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal. Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal. Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm. Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre.
ÇALIŞTIRICISIZ
Çalıştırıcısı olmayan, antrenörsüz.
İDMANLI
İdman yaparak çeviklik kazanmış olan (kimse), antrenmanlı. Herhangi bir şeye alışmış ve onu yadırgamaz duruma gelmiş olan (kimse).
LİSTERİYOZİS
Tüm hayvan türlerinde beyin-omurilik yangısı, yavru atma ve milier viseral apselerle karakterize olan septisemiyle belirgin, Listeria monocytogenes tarafından oluşturulan bakteriyel enfeksiyon. Oluşumunda konsantre silaj yemleme önemli bir etmendir. Enfeksiyonun şiddetli salgınlarında mikroorganizmanın kaynağını silaj oluşturmaktadır.
BİLENMEK
Bileme işine konu olmak, keskin duruma getirilmek. Hırslanmak, aşırı derecede istemek. Bir işe yoğun bir biçimde hazırlanmak, konsantre olmak.
METHAL
Bir yapının giriş yeri, giriş, antre. Giriş. Giriş.
PELTE
Nişasta, şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılmış olan bir tatlı türü. Koloidal bir katı içine bir sıvının işlemesinden sonra, ya bu sıvıya daldırılan koloidin doğrudan doğruya şişmesiyle veya sıcakta hazırlanan oldukça konsantre çözeltinin soğultularak kıvamlaşmasıyla oluşan esnek madde. Denizanası. Bu kıvamda olan madde.
ANTIRANOR
Fransızca kökenli entraineur: antrenör.
YOĞUN
Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).