Kelimeler arşivinde; içinde "kuytu" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kuytu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kuytu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kuytu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KUYTULANMAK
KUYTULUK, KUYTUCAK
KUYTUCA
KUYTUK, KUYTUL
KUYTU
KUYTU
Issız, sessiz ve göze çarpmayan, tenha (yer). Uğrak olmayan, içerlek, sapa (yer). Güneş ışığı veya rüzgâr almayan (yer).
KUYTULANMAK
Bir yere girip sığınmak.
KUYTUCA
Ardahan ilinde, Göle belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KUYTUCAK
Adana kenti, Kozan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KUYTUL
Çukur, kuytu yer. İkametgâh, karargâh. Tokat kenti, Turhal belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KUYTUK
Çukur, kuytu yer.
KUYTULUK
Kuytu olma durumu. Kuytu, sessiz yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde KUYTU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BICİRİK
Binaların içindeki kuytu köşe (Erzincan Merkez).
DULDA
Yağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer, siper. Esirgeme, koruma, himaye.
İZBE
Basık, loş, nemli, kuytu (yer). Sapa.
DALDALIH
Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.
ASAK
Kuytu ve varılması zor yer. Gezilmesi zor, meyilli toprak. Topal, aksak. Hayvanların ayaklarında olan bir hastalık.
ARKAŞ
Rüzgâr değmeyen kuytu yer. Arkadaş.
KÖRFEZ
Karanın içine sokulmuş deniz parçası. Kuytu, işlek olmayan. Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri.
BÖVEK
Kuytu.
DALDALIK
Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge. Ağrı şehrinde, Tutak ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ARKAÇ
Ağıl. Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer.
KÜRTÜN
Yük hayvanlarına vurulan semer, palan. Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri. Rüzgârın etkisiyle kuytu yerlere toplanmış kar yığını.
AŞIT
Siper, kuytu yer. Aşılacak yer. Dağ geçidi. Sırt ve bayırların geri tarafı, görünmiyen yüzeyi. Uzak, gözün göremediği yer: Buradan aşıt yere gitme. Dağ ve tepelerin üzerinden arka kısma aşılacak yer. Zahire koymak için, ev içinde yere kazılan ya da duvara yapılan kuyu. Yatak ve yorgan konan ambarların bölmesi. Gizli: Benden aşıt iş yapma. Çevik, cesur, işgüzar. Çığ. Geçit: Aşıdı aşdı getdi. Ateş. Van kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
SİPER
Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer. Askerlerin savaşta vurulmamaları ve rahat ateş edebilmeleri için kazılmış, üstü açık hendek. Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka, kasket vb.nin önüne yapılmış olan çıkıntı, siperlik. Kuytu, korunulabilen. Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda.
KAYTAK
Kuytu. Yağcı, dalkavuk, numaracı. Sözünde durmayan.
AHRAÇ
Sığır ve davar sürülerinin yazın açıkta yattıkları yer. Koyunların yattıkları yer, kuytu yerler.
DALDA
Yörüklerin, çalı çırpı ile çadırlarının önünde daire şeklinde çevirdikleri yer. Damla. Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge. Koruma, esirgeme, himaye. Dalda, dulda, himaye, saye. Issız, sakin taraf (Erzincan Merkez). Gölge. Siper; gölgelik yer. Gölge, saye. Kuytu yer, barınak. Bitlis şehri, Tatvan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KEPEZ
Yüksek tepe, dağ. Tavuk ve kuşların ibiği veya başındaki uzun tüyler. Dağların oyuk, kuytu yerleri. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Gelin başlığı.
KENAR
Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Bir şeyi çevreleyen çizgi. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Yan. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri.
ARCAK
Temiz. Koyunları tipiden korumak için götürülen kuytu yer, koyak.
BASALGA
Sık ağaçlı yer. Kuytu, ağaç gölgesi. Engin, alçak: Ahırın damını basalga yapmışsın.