Kelimeler arşivinde; içinde "hamu" olan, toplam 46 tane kelime bulunuyor. İçerisinde hamu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu hamu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında hamu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KUMRUHAMURKESEN, KIZILHAMURKESEN
YUKARIHAMURLU, HAMURLUBEŞLER
HAMURLUÜÇLER
SAÇAKHAMURU, HAMURLANMAK, HAMURLAŞMAK
HAMURCULUK, TATLIHAMUR, HAMURLAŞMA, HAMURLANMA, HAMURLAMAK, HAMURKESEN, HAMURALACA, HALLİHAMUR
HAMURYAĞI, HAMURTMAH, TATARHAMU, HAMURLAMA, HAMURUMSU, HAMURBOYA, ESKİHAMUR, EKŞİHAMUR, ACIHAMURA
HAMUKARA, HAMURSUZ, HAMURLUK, HAMUÇARA, HAMURKAR, HAMURDAN, HAMURAŞI, HAMUKERA
HAMURSU, OLHAMUR, HAMURCU, HAMURLU, İLHAMUR, HAMUSLU, HAMULUS
HAMULE, HAMULİ
HAMUS, HAMUT, HAMUR
HAMU
HAMU
Kamu, bütün, hep. Hamur.
HAMURLUBEŞLER
Kırşehir ili, Göllü bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
HAMURALACA
Hamur kesen bir çeşit delikli araç.
HAMURCULUK
Hamurcunun yaptığı iş.
HAMURKESEN
Elâzığ ili, Çan nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Iğdır ili, Tuzluca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Şanlıurfa şehrinde, Akziyaret nahiyesine bağlı bir bölge. Van ili, Güzelsu bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HAMURLAŞMA
Hamurlaşmak işi.
KIZILHAMURKESEN
Gaziantep şehri, ŞehitKâmil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
YUKARIHAMURLU
Kırşehir ili, Göllü bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SAÇAKHAMURU
Bir çeşit makarna.
HAMURLUÜÇLER
Kırşehir kenti, Göllü nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
HAMURLAŞMAK
Hamur kıvamı almak, gevşemek.
KUMRUHAMURKESEN
Gaziantep şehrinde, Şahinbey belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
HAMURLANMAK
Hamura bulanmak.
HAMURLANMA
Hamurlanmak işi.
TATLIHAMUR
Pekmez karıştırılarak yapılan hamur : Tatlı hamuru çok yoğurmuşsun.
HAMURLAMAK
Hamur sürmek. Tencereden buğu çıkmasını önlemek için kenarını hamurla sıvamak. İyi pişmemiş ekmeği yedikten sonra hastalanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde HAMU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇULLAMA
Çullamak işi. Tavşan ve kuzu eti ile kızartılmış hamur yemeği.
ARABAŞI
Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba.
BOYOZ
Kuş yuvası biçimi verilmiş milföy hamurunun içine kıyma, patates, peynir vb. malzemeler konulduktan sonra üzerine pudra şekeri veya tahin dökülerek hazırlanan bir börek türü.
ÇÖREK
Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi. Kurs.
BÜLBÜLKONAĞI
Bir hamur tatlısı türü.
BİNİT
Binilecek taşıt ya da hayvan. Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce içine konulduğu oyuk gözlü tahta.
BÜLBÜLYUVASI
Daire biçiminde, ortası çukur ve bu çukur yere piştikten sonra dövülmüş Antep fıstığı konulan bir hamur tatlısı türü.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
BULAMAÇ
Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.
BEYAZLATMA
Beyazlatmak işi, ağartma. Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi.
BATONSALE
Tuzlu hamurdan yapılmış olan ince uzun çubuk.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
BOZA
Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılmış olan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek.
ANASON
Maydanozgillerden, kokulu tohumu hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan bir bitki (Pimpinella anisum).
BEZELEMEK
Hamur topağı yapmak.
DİLBERDUDAĞI
Dudak biçiminde hazırlanan bir hamur tatlısı.
BÖREK
Açılmış hamurun veya yufkanın arasına, peynir, kıyma, ıspanak vb. konularak çeşitli biçimlerde pişirilen hamur işi.
BEZE
Yara veya çıban sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik, gudde. Hamur topağı, pazı. Yumurta akı ve pudra şekeri ile yapılmış olan bir çeşit pasta türü.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
DÖKÜNTÜ
Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.