Kelimeler arşivinde; içinde "faktör" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde faktör bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu faktör ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında faktör olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
FAKTÖR
Etmen. Etken.
KOFAKTÖR
Bir enzimin aktifliği için gerekli olan, proteine gevşek ya da sıkıca bağlı olan (prostetik grup), bir metal iyonu (aktivatör) ya da organik bir molekül (koenzim) gibi protein olmayan madde. Enzimatik aktivite için gerekli bir inorganik iyon veya bir koenzim. Bir enzimin katalitik aktivitesi için gerekli olan, enzime gevşek veya sıkıca bağlı bir metal iyonu.
OLFAKTÖR
Koku duyusuyla ilgili.
Bu bölümde tanımı içerisinde FAKTÖR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EF
Af. Hava. Uzama faktörleri.
GENOTİP
Soy yapısı. Bir organizmanın çevre faktörleri ile birlikte fenotipini tayin eden genetik yapısı. Bir bireyin sahip olduğu genler toplamı veya aynı genetik yapıyı paylaşan tüm bireyler topluluğu. Bir organizmanın genetik yapısı. Bir canlının kök aldığı zigotun sahip olduğu ve o canlının bütün karakterlerinin oluşması için gerekli olan genlerin tamamı. Hayvan yetiştiriciliğinde ise söz konusu karakteriyle ilgili genler. Bir bireyin, genlerinin karakterleri bakımından gösterdiği yapı.
ETKEN
Etki eden şey, faktör. Bir madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey, müessir. Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil, etken fiil, aktif, aktif fiil, malum, edilgen karşıtı.
İNSÜLİN
Pankreas tarafından salgılanan, kan şekeri düzeyini ayarlayan, birçok hücre için büyüme faktörü olarak görev yapan, protein yapılı bir hormon.
DEKORİN
Bağ dokusunda bulunan tip I kollagen ve TGF-ß faktörünü bağlamakla görevli, 40000 molekül ağırlığında bir proteoglikan.
ANF
Atriyal natriüretik faktör.
HALOENZİM
Apoenzim ve kofaktör tarafından oluşturulan tam bir enzimi ifade eden terim.
GLUKAN
Glikoz birimlerinin birleşerek meydana getirdiği bir polisakkarit çeşidi. Selüloz, nişasta, glikojen. Selüloz, nişasta, glikojen gibi yalnızca glikoz birimlerinin birleşerek meydana getirdiği bir polisakkarit çeşidi, beta glukan. Arpa ve yulafta bulunur ve karbonhidrat sindirimini düşürerek antibesleme faktörü olarak görev yapar.
FİBRİNAZ
Faktör XIII.
BÖLÜNEMEZLİK
Bir üretim faktörünün ya da malın belli bir enaz düzeyin altında kullanılmasını engelleyen özellik.
HEMOFİLUS
Zor üreyen, üreme için kan ve kan faktörlerine gerek duyan, küçük, Gram negatif, aerob veya fakültatif anaerob kokobasil.
HAEMOPHİLUS
Zor üreyen, üreme için kan ve kan faktörlerine gerek duyan, küçük, Gram negatif, aerop veya fakültatif anaerop kokobasil biçiminde bakteri.
HEPARİN
Evcil hayvanların ak ve kara ciğerlerinden elde edilen ve kanın pıhtılaşmasını önleyen madde. Kan pıhtılaşmasını önleyen, tromboz hâllerinin tedavisinde kullanılan ve özellikle karaciğerde bol miktarda bulunan doğal bir madde. Yapıca, asidik mukopolisakkarit nitelikteki glikozaminoglikan zincirlerinin bir karışımı olan, fizyolojik olarak masthücreleriile kandaki bazofiller tarafından salınan ve sığır akciğeri ve domuz ince bağırsağından saflaştırılarak elde edilen, kanda normalde etkisiz bir biçimde bulunan antirombin 3 adlı bileşiği etkinleştirmesi sonucunda tüm pıhtılaşma faktörlerinin baskılanmasına bağlı olarak pıhtılaşmanın önlenmesini sağlayan, sindirim kanalından emilmediği için sadece parenteral yolla kullanılan sülfatlanmış glikozaminoglikan yapısında bir bileşik. Karaciğerde ve diğer bazı dokularda bulunan bir madde olup trombin meydana gelmesini ya da çalışmasını önler.
ETMEN
Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri, amil, faktör.
AMİL
Etken, etmen, sebep, faktör.
APOENZİM
Koenzimle birleşerek aktif enzimi (holoenzim) teşkil eden enzimin faal olmayan protein kısmı. Koenzimle birleşerek esas enzimi oluşturan madde, enzimin protein kısmı. Koenzim veya kofaktörle birleşerek etkinleşebilen, enzimin etkin olmayan protein kısmı.
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.
EVRİM
Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci. Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme olayı, tekâmül. Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı diğerlerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları. Evolüsyon. Basamak basamak oluşan ya da art arda ve sürekli olarak gerçekleşen değişme. Bir yasaya uygun olarak doğada ya da toplumda görülen dönüşüm. Aşamalı, oldukça yavaş, bir yönlü dönüşümler dizisi. Belli bir doğrultuda gelişip ilerleme; canlıların, yıldızların gelişimi. Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişme olayları, evolüsyon. Bir olgunun gelişmesindeki niceliksel değişmeler. Hem niceliksel hem de niteliksel değişmeleri içine alan devinim olgusu, bk. gelişme. Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı diğerinden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik faktörlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim olayları, evolüsyon. Ağır ağır ve kendiliğinden oluşan değişim.
DİZİNLEME
Dizinlemek işi. Mal ve faktör fiyatları veya vergi gelirleri gibi parasal yükümlülükler ile fiyatlar genel düzeyi arasında geriye veya ileriye yönelik bağlantı kurulması. karşılığı ayarlama koşulu. Birimleri bir sıra düzenine sokma.
DOĞUŞTANCILIK
Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş, fıtriye, nativizm.