Kelimeler arşivinde; içinde "eza" olan, toplam 143 tane kelime bulunuyor. İçerisinde eza bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu eza ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında eza olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
CEZALANDIRABİLMEK
CEZALANDIRABİLME
CEZALANDIRILMAK, DEZARTİKÜLASYON
CEZALANDIRILMA
CEZALANDIRMAK, NEZAKETSİZLİK, TEZAURİSMOZİS
CEZALANDIRMA, NEZAKETLİLİK, PREZANTASYON, NEZAKETSİZCE
HEMŞİREZADE, NEZARETHANE, LEPPEZAŞIĞI, MADENMEZARI, MAHZENMEZAR, YÜRÜKMEZARI
CEZALANMAK, CEZASIZLIK, DEZAVANTAJ, EMPREZARYO, MEZARCILIK, MEZARİSTAN, NEZAKETSİZ, NEZARETSİZ, PREZANTABL, SEZARYENLİ, EZANSIZLIK, KLONEZAPAM, NEZAHATTİN, ŞEVKETFEZA, TEZAUROZİS
BENDEZADE, CEZALANMA, CEZAYİRLİ, FERAHFEZA, MÜTEZAYİT, NEZAKETEN, NEZAKETLİ, NEZARETLİ, TEYZEZADE, TEZAHÜRAT, CEZASIZCA, MEZARTAŞI, NEZAKETLE, SÖNMEZALP, VEZAMİKOL
MEZARLIK, MÜSTEZAT, PEMBEZAR, PREZANTE, SEZARYEN, BEZANMAK, EZALAMAK, GERDEZAN, HEZARFEN, HEZARŞAH, MEZAKSON, ÖLMEZANA, PEKMEZAL, SADHEZAR, SÖNMEZAY, TEKMEZAR
CANFEZA, CEZAEVİ, CEZASIZ, EZANSIZ, FEYEZAN, HEZAREN, KEZALİK, LALEZAR, MEZALİM, MEZAMİR, MEZARCI, MEZATÇI, MUKTEZA, NEZAFET, NEZAHET, NEZAKET, NEZARET, REZALET, TEZAHÜR, TEZATLI, TEZAYÜT, VEZARET, AKMEZAR, BEZAMEK, CEZALET, CEZAYİR, DİLFEZA, FEZAHAN, FEZANUR, GEZARGİ, Devamını Oku »»
CEZALI, EZANCI, HAKEZA, ABEZAN, GEREZA, GEZARA, MEZAKA, MEZAKE, TEZALP, TEZANA, TEZANE
CEZAİ, EZANİ, LEZAR, MEZAR, MEZAT, TEZAT, BEZAZ, FEZAİ, HEZAN, HEZAR, KEZAN, REZAN, SEZAİ, SEZAL, SEZAN, SEZAY, TEZAL, TEZAY, YEZAR
CEZA, EZAN, FEZA, KEZA, SEZA, BEZA, DEZA, GEZA, ŞEZA
EZA
EZA
Üzme, sıkıntı verme, üzgü.
LEPPEZAŞIĞI
Yüzsüz, arsız, her yere sokulan kişi.
NEZAKETSİZCE
Nezaketsiz bir biçimde.
CEZALANDIRMA
Cezalandırmak işi.
CEZALANDIRMAK
Bir kimseye veya varlığa ceza vermek.
HEMŞİREZADE
Kız kardeşin çocuğu.
CEZALANDIRABİLME
Cezalandırabilmek işi.
CEZALANDIRILMAK
Cezaya çarptırılmak, ceza verilmek, tecziye edilmek.
CEZALANDIRABİLMEK
Cezalandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEZARTİKÜLASYON
Kol ve bacakların eklemden kesilmesi işlemi, disartikülasyon.
NEZAKETLİLİK
Nezaketli olma durumu.
NEZAKETSİZLİK
İnce ve nazik olmama durumu, kabalık.
TEZAURİSMOZİS
Depo hastalığı.
PREZANTASYON
Tanıtma.
NEZARETHANE
Gözaltına alınan kimselerin karakolda konulduğu yer, nezaret.
CEZALANDIRILMA
Cezalandırılmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BUKAĞI
Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka. Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek.
ANTAGONİZMA
Tezat.
BEREKET
Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan. İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda. Yağmur.
BAMBU
Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış, Hint kamışı, hezaren (Bambusa vulgaris). Bu kamıştan yapılan.
BELA
İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.
CELLAT
Ölüm cezasına çarptırılanları öldürmekle görevli olan kimse. Acımasız, katı yürekli, kolaylıkla suç işleyen, zalim.
BERBERİ
Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
AZAP
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.
BAMYATARLASI
Mezarlık.
CEHENNEM
Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer, tamu. Çok sıkıntılı yer.
BELİRMEK
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek. Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek.
BAĞIŞLAMAK
Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Hoşgörmek. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek. Görevden çekmek, almak.
BÖYLE
Bunun gibi, buna benzer. Bu yolda, bu biçimde, hakeza. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. Bu derece.
ANITKABİR
Atatürk'ün mezarının bulunduğu anıtsal yapı.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
BALBAL
Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş.
CEMİYET
Dernek. Yüksek sosyete. Toplum. Birbirine uygun veya zıt anlamlı kelimeleri tenasüp, tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. Düğün. Bir olayı veya kişiyi kutlamak amacıyla bir araya gelen topluluk.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
BULMAK
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
BAKANLIK
Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bu kuruluşların bulunduğu yer.