İçinde CİLALI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "cilalı" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cilalı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu cilalı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cilalı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

CİLALI

Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış, mücella.

  -   -   -  

Anlamında CİLALI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CİLALI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAYIŞ

Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç. Ustura bilenen cilalı kösele. Kayma işi.

MİLİK

Cilalı, parlak taş. Kadınların süs için ördükleri ince saç örgüleri. Tıpkı, benzeri.

SIYLAN

Düzgün, dalsız budaksız ağaç. Düz, parlak, cilalı.

SIYPAK

Düz, parlak, cilalı. Kaygan. Eğimli.

YALDIRAK

Parlak, cilalı.

SIBILİK

Silinmiş, parlak, cilalı taş ya da tahta.

İLMAN

Kaygan, cilalı. Limon. Ilık.

SIYHAL

Düz, parlak, cilalı. Parlak, düzgün: Sıy hal sıy hal yüzleri var. Kaygan.

NEOLİTİK

Taş Devri'nin son çağı ile ilgili. Taş devrinin son zamanlarına verilen ad. Bu çağda ateş bulunmuş, zirai faaliyetler başlamış, taşlardan ve kemiklerden daha mükemmel araçlar yapılmıştır. Bakır ve bronz çağı bunu takip etmiştir. Cilalı taşların kullanıldığı ve bir yere bağlı tarımın yapıldığı Cilalı Taş Devri.

ŞIKIRDIM

Hızlı yağmur. Sert, cilalı şey. İki parmağın birbirine çarpılmasından çıkan ses için. Bol, kalabalık, sık. Oynak, kıvrak. Dayalı döşeli. Dolu, çok, yığınla: Elma dalda şıkırdım gibi. Kıvrak oyun havası. İnce bacaklı, yorulmayan kimse.

YALAMIK

Cilalı, parlak, ışıldak, düzgün. Açgözlü, bedavacı, asalak, arsız. Her işe burnunu sokan. Dudakta çıkan yara, uçuk. Aşınmış, bozulmuş; vida yatağı genişlemiş, tutmaz, iş görmez olmuş. Çamın soyulup çıkarılan tabakası. ilkbaharda, çam ağacının budak yerlerinden akan sakızlı su. Kabuğu soyulmadan yapılan kabak tatlısı. Düzgün dörtgen prizma biçiminde, saydam kaya tuzu. Kaygan. Bir tadımlık. Çam ağacının çıralı bölümü. Çam ağacının reçineli bölümü, soymuk.

MERMERCİLİK

Cilalı yüzeyler elde etmek için sert taşları işleme sanayisi. Mermer işleme sanatı.

CELİ

Açık, aşikâr. Parlak, cilalı.

SIYHIL

Düz, parlak, cilalı.

MUTARRA

Taze. Güzel kokulu. Cilalı, parlak.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

YALABUK

Cilalı, parlak, ışıldak, düzgün. Şimşek. Girişken. Güzel, yakışıklı, sevimli. Çevik, atik. İvedi. Zayıf, önemsiz. Tez, çabuk, ivedi. Parlak, ışıltılı. Çevik, atik, işgüzar. Kavgada üstün gelen.

ŞÜMŞET

1.Şimşek. 2.Cilalı ve parlak.

SIYKIL

Düz, parlak, cilalı.

YALABIR

Cilalı, parlak, ışıldak, düzgün.