Kelimeler arşivi içinde; sonunda "iyer" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. Sonu iyer ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında iyer olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde iyer olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SİDNEYTERİYER
AVANTÜRİYER, EMÜLSİFİYER, KARTONPİYER
KRUVAZİYER, LİSANSİYER, GARSONİYER
BETONİYER
JARTİYER, BÜSTİYER, KURSİYER, PRÖMİYER, PUDRİYER, TERSİYER, VESTİYER, KERDİYER, BURSİYER, KANSİYER
BARİYER, MİLİYER, ŞİNİYER, FİNİYER, VİZİYER, KASİYER, KARİYER
İLİYER
ÇİYER, CİYER, SİYER, ŞİYER
İYER
Eğer. Eyer, semer. Eğer, şayet.
KRUVAZİYER
Büyük gezinti gemisi.
SİDNEYTERİYER
İpeksi teriyer.
TERSİYER
Üçüncül.
JARTİYER
Çorapları dizin altında veya üstünde tutmaya yarayan lastikli bağ.
LİSANSİYER
Üniversitede okuyan öğrenci.
KARTONPİYER
Çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleriyle tavan göbeklerinde süsleme amacıyla kullanılan sertleştirilmiş alçı.
PUDRİYER
Pudralık.
AVANTÜRİYER
Serüvene atılan, maceracı (kadın).
BETONİYER
Betonkarar.
BÜSTİYER
Bayanların ceket vb. kıyafetlerinin içinde kullanılan çarpıcı, göz alıcı, işlemeli kumaştan yapılmış askılı veya askısız üstlük.
GARSONİYER
Bazı erkeklerin, evlilik dışı ilişkiler için kendi konutlarından ayrı olarak tuttukları özel konut.
PRÖMİYER
İlk gösteri.
EMÜLSİFİYER
Büyük yağ küreciklerini daha küçük ve bağdaşık parçacıklar biçiminde bir sıvı içinde süspansiyon durumunda dağılmasını sağlayabilen madde, emülsiyonlayıcı.
VESTİYER
Otel, lokanta vb. yerlerde veya evlerde şapka, palto, pardösü gibi eşyayı bırakmak ve korumak için ayrılmış yer, askılık.
KURSİYER
Kurs öğrencisi.
Bu bölümde tanımı içerisinde İYER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FELDMAREŞAL
Alman, Avusturya, İngiliz, Rus ve İsveç askerî hiyerarşisinde en yüksek rütbe.
DİYE
Herhangi bir yargıya vararak. Diyerek. Niteleyerek.
DEHLEMEK
Hayvanı "deh" diyerek yürütmek. Kovmak.
KIMIL
Yarım kanatlılardan, sap, çiçek, yaprak ve başakları emerek veya yiyerek ekin hastalığına yol açan, vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek (Aelia rostrata).
ÇALAKAŞIK
Soluk almadan yiyerek.
DOYASIYA
Doyuncaya kadar yiyerek. Yeterince.
HİYERARŞİK
Hiyerarşiye özgü.
BALIKÇIL
Uzun bacaklılardan, boynu ve gagası uzun, su kıyılarında yaşayan, balık yiyerek beslenen büyük bir kuş (Ardea cinerea). Balıkla beslenen, balık yiyen.
DÜRMECE
Bağlarda, tomurcuk, yaprak ve salkım yiyerek yaşayan, sarımsı gece kelebeği (Sparganothis pilleriana).
AĞAÇKAKAN
Serçegillerden, gagasıyla ağaçları oyabilen ve ağaç kurtlarını yiyerek beslenen, uzun gagalı kuş (Picus).
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
BAŞTANKARA
Ötücü kuşlar takımının baştankaragiller familyasından, Kuzey Afrika, Avrupa ve Asya'da yaşayan, böcek yiyerek tarıma yararlı olan, oldukça kısa, güçlü ve sivri gagalı, çeşitli renklerde olabilen bir tür kuş (Parus major).
DOYMUŞ
Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş. Doyma durumuna gelmiş (gaz, sıvı veya elektromıknatıs), meşbu. İsteği kalmamış, isteği giderilmiş, tatmin olmuş.
DOYURAN
Bir sıvının içinde eriyerek onu doyma durumuna getiren (madde). Bir çelik çubuğu doyma durumuna getiren indükleyici manyetik alan.
KARINCASEVER
Karınca yiyerek beslenen ve karınca yuvası çevresinde yaşayan böcek.
ASKILIK
Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı. Asılıp saklanacak sebze, meyve. Vestiyer.
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.
OFLAMAK
"Of" diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek.
BURSLU
Burs alan, bursu olan, bursiyer.
GÜMÜŞÇÜN
Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek (Lepisma saccharina).