İLE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ile" olan, toplam 129 adet kelime bulunmaktadır. ile ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ile ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ile olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

İLETKENLİKÖLÇER, İLETKENLİKÖLÇÜM

14 harfli kelimeler

İLERLETEBİLMEK, İLERLEYEBİLMEK, İLETİŞİMSİZLİK

13 harfli kelimeler

İLEOKOLOSTOMİ, İLERLEMECİLİK, İLERLETEBİLME, İLERLEYEBİLME, İLETİLEBİLMEK, İLETİŞİMLİLİK

12 harfli kelimeler

İLETİLEBİLME, İLEZİKLÜŞLİK

11 harfli kelimeler

İLEOKOLİTİS, İLETEBİLMEK, İLETİŞİMSİZ, İLEZİRLEMEK

10 harfli kelimeler

İLERLETMEK, İLETKENLİK, İLERİCİLİK, İLERLEYİCİ, İLERÜKİDEN, İLERÜRECÜK, İLEŞBELLİG, İLEŞBELLİK, İLEŞBERLİK, İLEŞTİRMEK, İLETEBİLME, İLETİŞİMLİ, İLETTÜRMEK

9 harfli kelimeler

İLERLEMEK, İLERLETME, İLERLEYİŞ, İLETİLMEK, İLETİŞMEK, İLEÇBELİK, İLEDİMLİK, İLEKLEMEK, İLEOSTOMİ, İLERLEBET

8 harfli kelimeler

İLELEBET, İLERLEME, İLETİLİŞ, İLETİLME, İLETİŞİM, İLETİŞME, İLEDANAZ, İLEMELİK, İLENÇSİZ, İLENDERE, İLENGERE, İLENGERİ, İLERCESİ, İLERİGÜN, İLERÜLEK, İLERÜREK, İLEYKİNİ

7 harfli kelimeler

İLENMEK, İLERİCİ, İLERİDE, İLERLEK, İLETKEN, İLETMEK, İLEBADI, İLEİTİS, İLEKMEN, İLEMETE, İLEMLİK, İLENÇER, İLENÇLİ, İLENGEÇ, İLENGER, İLERGİN, İLERİYE, İLERKAÇ, İLERSİK, İLERSÜK, İLERÜKİ, İLEŞBER, İLEŞMEK, İLEŞPER, İLETİCİ, İLETMEN, İLETMEZ, İLEVENT, İLEZZİK

6 harfli kelimeler

İLENİŞ, İLENME, İLETİM, İLETİŞ, İLETKİ, İLETME, İLECİK, İLEDİM, İLEDİN, İLEĞAT, İLEĞEN, İLEHEN, İLEKİN, İLEKKE, İLEMEK, İLEMİN, İLENÇE, İLENDE, İLENTİ, İLERDE, İLERİK, İLERİN, İLETEÇ, İLETİN, İLETİR, İLEYEN, İLEZİK

5 harfli kelimeler

İLENÇ, İLERİ, İLETİ, İLEFE, İLEĞİ, İLENK, İLERU, İLERÜ, İLEUM, İLEUS, İLEZE

4 harfli kelimeler

İLEK, İLEN, İLEŞ, İLEY

3 harfli kelimeler

İLE

Bazı kelimelerin anlamları

İLE

Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

İLEZİKLÜŞLİK

Erkek gömleği. (Yenikent Aksaray Niğde).

İLEOKOLOSTOMİ

İleumla kolon arasında ağız ağza dikilerek geçit oluşturma işlemi.

İLETKENLİKÖLÇER

Elektriksel iletkenliği ölçen ve ölçeğinde iletkenliği ohm biriminde gösteren aygıt.

İLETEBİLMEK

İletme imkânı veya olasılığı bulunmak.

İLERLETEBİLME

İlerletebilmek işi.

İLETİLEBİLMEK

İletilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

İLETKENLİKÖLÇÜM

Elektrolit çözeltilerinin iletkenliklerini ölçerek çeşitli yollardan özdek niceliğini belirleme.

İLERLETEBİLMEK

İlerletme imkânı veya olasılığı bulunmak.

İLERLEYEBİLME

İlerleyebilmek işi.

İLEOKOLİTİS

Kıvrım bağırsak ve kolonun beraber yangısı.

İLETİLEBİLME

İletilebilmek işi.

İLERLEYEBİLMEK

İlerleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

İLETİŞİMLİLİK

İletişimli olma durumu.

İLETİŞİMSİZLİK

İletişimsiz olma durumu.

İLERLEMECİLİK

Teknolojik, deneysel ve gerçekçi bir dünya görüşünün etkisi altında gelişen, eleştirici ve yaratıcı düşünceye önem veren, öğrencilere günlük sorunlarının çözümü konusunda gerekli bilgi ve becerilerin kazandırılmasını isteyen bir eğitim felsefesi.

  -   -   -  

Anlamında İLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABARTILI

Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

ABARTISIZ

Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

ABLA

Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ACYOCU

Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.

ABDÜLLEZİZ

Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

ACEMİLEŞME

Acemileşmek durumu.

ABA

Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.

ABANOZGİLLER

İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.

AÇIKGÖZ

Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).

ABDESTLİK

Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük