İD ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "id" olan, toplam 113 adet kelime bulunmaktadır. id ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu id ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde id olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

İDAREİMASLAHATÇI

14 harfli kelimeler

İDAREİMASLAHAT, İDEALLEŞTİRMEK, İDENTİFİKASYON, İDİYOTAKSONOMİ

13 harfli kelimeler

İDEALLEŞTİRME, İDİOSİNKRATİK

12 harfli kelimeler

İDİOSİNKRAZİ

11 harfli kelimeler

İDARESİZLİK, İDDİALAŞMAK, İDDİASIZLIK, İDEALİSTLİK, İDEALSİZLİK, İDMANSIZLIK, İDRAKSİZLİK

10 harfli kelimeler

İDARECİLİK, İDDİACILIK, İDDİALAŞMA, İDDİALILIK, İDDİASIZCA, İDİYOPATİK, İDMANLILIK, İDODİFENİL, İDRİSYAYLA

9 harfli kelimeler

İDAREHANE, İDDİANAME, İDEOLOJİK, İDDİALICA, İDEGELMEK, İDEKAKMAK, İDENTİKAL, İDEOGRAFİ, İDİKLEMEK, İDİOBLAST, İDİOPATİK, İDİYOGRAM, İDİYOPATİ, İDRİSKORU

8 harfli kelimeler

İDARESİZ, İDARETEN, İDDİASIZ, İDEALİST, İDEALİZE, İDEALİZM, İDEALSİZ, İDEOLOJİ, İDMANSIZ, İDRAKSİZ, İDELEMEK, İDEOGRAM, İDİOPATİ, İDİRTMEK, İDRİSKÖY

7 harfli kelimeler

İDAMLIK, İDARECE, İDARECİ, İDARELİ, İDDİACI, İDDİALI, İDEFİKS, İDENTİK, İDEOLOG, İDMANCI, İDMANLI, İDDİRSE, İDEMKÖY, İDEOTİP, İDEŞMEK, İDİKURT, İDİLMEK, İDİNMEK, İDİOSOM, İDİOTİP, İDİŞMEK, İDRİSLİ

6 harfli kelimeler

İDALİN, İDEMİR, İDİKUT, İDİLLİ, İDİMİŞ, İDİRAR, İDOJEN

5 harfli kelimeler

İDADİ, İDAME, İDARE, İDARİ, İDDİA, İDEAL, İDMAN, İDRAK, İDRAR, İDARA, İDERE, İDMEK, İDRİL, İDRİS, İDÜĞİ

4 harfli kelimeler

İDAM, İDEA, İDİL, İDOL, İDDA, İDEM, İDİÇ, İDİM, İDİN, İDİO, İDİR, İDİŞ

3 harfli kelimeler

İDA, İDE, İDİ

2 harfli kelimeler

İD

Bazı kelimelerin anlamları

İD

İt, köpek.

İDDİASIZLIK

İddiasız olma durumu.

İDİOSİNKRAZİ

Bazı maddelerin etkilerine gösterilen özel tepki. Belli bir maddeye karşı, diğer bireylere oranla doğuştan olan aşırı duyarlık durumu.

İDARESİZLİK

Gevşeklik, beceriksizlik. Tutumsuzluk.

İDEALLEŞTİRME

İdealleştirmek işi.

İDEALİSTLİK

İdealist olma durumu.

İDİOSİNKRATİK

Özel durumla ilgili, özel duruma ait olan.

İDEALSİZLİK

İdealsiz olma durumu.

İDDİALAŞMAK

Karşılıklı iddiaya girmek.

İDENTİFİKASYON

Bilinen bir sınıflandırmaya dâhil olan bir izolat veya mikroorganizmanın cins ve tür adının belirlenmesi.

İDİYOTAKSONOMİ

Geleneksel taksonomi.

İDEALLEŞTİRMEK

İdeal duruma getirmek, idealize etmek.

İDMANSIZLIK

İdmansız olma durumu, antrenmansızlık.

İDAREİMASLAHATÇI

Bir işi sağlam bir temele oturtmadan o günün şartlarına göre yapan kimse. İşi oluruna bırakan kimse.

İDRAKSİZLİK

İdraksiz olma durumu, anlayışsızlık.

İDAREİMASLAHAT

Bir işi, gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma. İşi oluruna bırakma.

  -   -   -  

Anlamında İD bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İD geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKSEDİR

Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AĞIRBAŞLI

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AĞIRBAŞLILIK

Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AKIMÖLÇER

Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt, amperölçer, ampermetre.

AĞRI

Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

AGARAGAR

Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

AĞDIRMAK

Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

AĞAÇKESEN

Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ABAZAN

Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).

AHUDUDU

Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.

AKPAS

Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).

AKİDE

İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.

AKIŞKANLIK

Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük