İĞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "" olan, toplam 141 adet kelime bulunmaktadır. iğ ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu iğ ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde iğ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

İĞDELİPAYASLI

12 harfli kelimeler

İĞRENEBİLMEK

11 harfli kelimeler

İĞRENDİRMEK, İĞRENGENLİK, İĞDEBAĞLARI, İĞDELİKIŞLA, İĞRENEBİLME

10 harfli kelimeler

İĞNEDENLİK, İĞNELENMEK, İĞRENİLMEK, İĞDECİKLER, İĞDEGİLLER, İĞDELİDERE, İĞDELİÖREN, İĞDİRKIŞLA, İĞİRCİNLİK, İĞNELETMEK, İĞNEMSİLİK, İĞRALANMAK, İĞREKLEMEK, İĞRENDİRME, İĞRETİLEME

9 harfli kelimeler

İĞNECİLİK, İĞNELEMEK, İĞNELENME, İĞNELEYİŞ, İĞRENÇLİK, İĞRENİLME, İĞİLENMEK, İĞİNDİRİK, İĞNECİLER, İĞNELETME, İĞNELİLER, İĞRALAMAK, İĞRETİLİK

8 harfli kelimeler

İĞNELEME, İĞRENGEN, İĞRENMEK, İĞDEBELİ, İĞDEMİRİ, İĞDEMLİK, İĞDEÖREN, İĞELEMEK, İĞİLEMEK, İĞİRTMİK, İĞLENMEK, İĞMENMEK, İĞNEDERE, İĞRANMAK, İĞRETİLİ

7 harfli kelimeler

İĞBİRAR, İĞDEMİR, İĞNECİK, İĞNELİK, İĞRENİŞ, İĞRENME, İĞRENTİ, İĞTİNAM, İĞCELER, İĞCİLER, İĞDEBEL, İĞDECİK, İĞDEKÖY, İĞEŞMEK, İĞİLCEN, İĞİNMEK, İĞİRMEK, İĞİTLİK, İĞLEMEK, İĞNEADA, İĞNEBEY, İĞNELER, İĞNEMEK, İĞNEMSİ, İĞNESİL, İĞRAMAK, İĞŞİMİK

6 harfli kelimeler

İĞNECİ, İĞNELİ, İĞRENÇ, İĞDELİ, İĞDİME, İĞECEN, İĞECİK, İĞEŞİK, İĞİLCE, İĞİLİK, İĞİMSİ, İĞİNİK, İĞİRİK, İĞİRMİ, İĞRETİ, İĞSERİ

5 harfli kelimeler

İĞDİŞ, İĞFAL, İĞLİK, İĞCİK, İĞDIR, İĞDİÇ, İĞDİN, İĞDİR, İĞEZE, İĞİLİ, İĞİZE, İĞLEK, İĞLEZ, İĞMEÇ, İĞMEK, İĞMİR, İĞNER, İĞNİK, İĞRAÇ, İĞRAK, İĞREK, İĞRIP, İĞRİP, İĞSEN, İĞSİK, İĞVAL

4 harfli kelimeler

İĞCİ, İĞDE, İĞNE, İĞAÇ, İĞEF, İĞEN, İĞEŞ, İĞEZ, İĞİÇ, İĞİM, İĞİN, İĞİT, İĞLİ, İĞLÜ, İĞME, İĞRİ, İĞSİ, İĞŞE, İĞŞİ

3 harfli kelimeler

İĞE, İĞİ

2 harfli kelimeler

İĞ

Bazı kelimelerin anlamları

İĞ

Pamuk, yün vb.nden iplik eğirmekte kullanılan, ortası şişkin, iki ucu sivri ve çengelli olan, ağaçtan yapılmış araç, eğirmen, kirmen. Değirmen taşının ortasında bulunan ve yukarıdaki üst taşa geçen demir eksen. Araba okunun ekseni. İğ iplik.

İĞDEGİLLER

İki çeneklilerden, örneği iğde olan bitki familyası. Yaprakları almaşlı dizilişte, basit ve stipülsüz, çiçekleri ışınsal simetrili ve yaprak koltuklarından tek ya da demetler şeklinde çıkan, ovaryum alt durumlu, çalı ya da ağaç formunda genellikle dikenli olan bitkiler.

İĞRENGENLİK

İğrengen olma durumu.

İĞDECİKLER

Sivas ilinde, Yıldızeli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

İĞDELİDERE

Sivas kenti, Alacahan nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

İĞNELENMEK

İğneleme işi yapılmak veya iğneleme işine konu olmak. İğne batar gibi acı duyulmak.

İĞDELİÖREN

Sivas ilinde, Şarkışla ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

İĞRENEBİLME

İğrenebilmek işi.

İĞDEBAĞLARI

Tekirdağ şehri, Şarköy ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

İĞDELİKIŞLA

Nevşehir ili, Özkonak nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

İĞRENDİRMEK

İğrenmesine yol açmak.

İĞRENİLMEK

İğrenme işi yapılmak.

İĞDİRKIŞLA

Kastamonu ili, İğdir bucağına bağlı bir bölge.

İĞNEDENLİK

İğnelik.

İĞDELİPAYASLI

Kayseri şehrinde, Pınarbaşı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

İĞRENEBİLMEK

İğrenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında İĞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ADRES

Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

ACEMAŞİRAN

Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri.

ADİ

Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.

ACEM

Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde. İran ülkesi. İranlı.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ABLATYA

Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ABRAKADABRA

Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.

ACEMKÜRDİ

Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam.

AB

Su. Avrupa Birliği'nin kısaltılmış hali.

AEROBİK

Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılmış olan bir jimnastik türü.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

ACEMBUSELİK

Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam.

ACELE

Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük