İçinde ZARLI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "zarlı" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zarlı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu zarlı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zarlı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

MASLAHATGÜZARLIK

12 harfli kelimeler

OKURYAZARLIK

11 harfli kelimeler

BAŞYAZARLIK, PAZARLIKSIZ, PAZARLIOĞLU

10 harfli kelimeler

İŞGÜZARLIK, PAZARLIKÇI, PAZARLIKLI

9 harfli kelimeler

DOKUZARLI

8 harfli kelimeler

MEZARLIK, NAZARLIK, PAZARLIK, YAZARLIK, OTUZARLI

7 harfli kelimeler

HIZARLI, PAZARLI

6 harfli kelimeler

ZARLIK

5 harfli kelimeler

ZARLI

Bazı kelimelerin anlamları

ZARLI

Çarşafa bürünmüş (kadın). Geçimini kendi sağlayamayan.

İŞGÜZARLIK

İşgüzar olma durumu.

HIZARLI

Artvin şehri, Zeytinlik bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Trabzon kenti, Esiroğlu nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

PAZARLIOĞLU

Zonguldak ili, Gökçebey belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

MEZARLIK

Mezarların bulunduğu yer, kabristan, gömütlük, sinlik, tahtalıköy, mezaristan, bamyaratlası.

OKURYAZARLIK

Okuryazar olma durumu.

PAZARLIKSIZ

Pazarlık yapılmadan.

BAŞYAZARLIK

Başyazar olma durumu, başmuharrirlik, sermuharrirlik. Başyazarın yaptığı iş, başmuharrirlik, sermuharrirlik.

DOKUZARLI

Dokuzar dokuzar sıralanmış. Her biri dokuz birimden oluşan.

PAZARLIKLI

Pazarlığı olan.

PAZARLIKÇI

Pazarlık yapmayı seven kimse.

PAZARLIK

Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme. Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılmış olan görüşme. Özellikle pazar günleri giyilen şık, gösterişli giysi.

YAZARLIK

Yazar olma durumu. Yazarın yaptığı iş.

MASLAHATGÜZARLIK

Maslahatgüzar olma durumu, maslahatgüzarın mesleği. Maslahatgüzarın makamı, işgüderlik.

NAZARLIK

Nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan kumaş parçası, mavi boncuk, kurşun, dua yazılı kâğıt, muska vb. şeyler.

OTUZARLI

Otuzar otuzar sıralanmış. Her biri otuz birimden oluşan.

  -   -   -  

Anlamında ZARLI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZARLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GÖMÜTLÜK

Mezarlık.

PAZARLAŞMAK

Bir fiyat üzerinde anlaşmak, pazarlık etmek.

KATAKOMP

İlk Hristiyanların kayaları oyarak veya yer altını kazarak uzun dehlizler biçiminde yaptıkları, ölülerini gömdükleri veya tapınak olarak kullandıkları mezarlık.

BAMYATARLASI

Mezarlık.

İŞGÜDERLİK

Maslahatgüzarlık.

ARMUDİYE

Nazarlık olarak takılan armut biçimindeki altın.

MUHARRİRLİK

Yazarlık.

HINZIR

Domuz. Katı yürekli, kötü düşünen, gaddar. Kurnaz, içten pazarlıklı olan. Genellikle hoşa giden bir davranış veya durum için şaka yollu söylenen bir söz. Yaramaz, haylaz.

MEZARİSTAN

Mezarlık.

KIRIŞMAK

Bir yüzeyin düzgünlüğü bozulmak, kırışık oluşmak. Karşılıklı kırmak. Bahse tutuşmak. Pazarlık etmek. Bir şeyi eşit olarak paylaşmak.

KESİM

Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.

BAŞMUHARRİRLİK

Başyazarlık.

KABRİSTAN

Mezarlık.

FIKRACILIK

Köşe yazarlığı. Fıkra anlatma işi.

MAŞATLIK

Müslüman olmayanların, özellikle Yahudilerin mezarlığı.

SENARYOCULUK

Senaryo yazarlığı.

KESİŞMEK

Birbirini kesmek. Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak. Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak. Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak.

HAYIRLAŞMAK

Pazarlıkta anlaştıktan sonra birbirlerine hayır dilemek.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

MORG

Hastanelerde veya mezarlıklarda ölülerin belirli süre için saklandıkları soğuk ortam. Adliyede kovuşturmayı gerektiren olaylar sonucu veya birdenbire ve şüpheli ölümlerde, ölüm sebebinin ve ölünün kim olduğunun belirlenmesi için ölülerin konulduğu ve incelendiği yer.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük