Kelimeler arşivinde; içinde "zap" olan, toplam 37 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zap bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zap ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zap olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GAZAPLANDIRMAK
GAZAPLANDIRMA
GAZAPLANMAK, AŞAĞIAZAPLI
KLONEZAPAM, OKZAPROSİN, GAZAPLANMA, ZAPIRDAMAK
ZAPTURAPT, ZAPLANMAK
RIZAPAŞA, ZAPIRDAK, GAZAPSIZ, ZAPRAMAK, HEKZAPOD, KLOZAPİN
ZAPUSUZ, ZAPBİYH, ZAPUSGA, GAZAPLI, İNCİZAP, ZAPTİYE
GİRZAP, ZAPPİK, KEZZAP, ZAPIRA, ZAPÇUK
ZAPAN, ZAPİT, ZAPLI, BIZAP, KAZAP, ZAPUR, GAZAP
ZAP
Küçük toprak küp, güveç. Küp.
OKZAPROSİN
Ağrı kesici, ateş düşürücü ve yangı giderici veya önleyici etkileri olan propiyonik asit türevi bir ilaç.
ZAPIRDAK
Birdenbire.
AŞAĞIAZAPLI
Adıyaman şehri, Gölbaşı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ZAPLANMAK
Alay etmek, eğlenmek.
ZAPIRDAMAK
Ayaklar tak tak ses çıkararak koşmak. Aşırı saygı göstermek.
ZAPRAMAK
Fırlamak, koşmak.
GAZAPLANMA
Gazaplanmak işi.
GAZAPLANDIRMA
Gazaplandırmak işi.
KLONEZAPAM
Diazepamdan daha güçlü etkinliğe sahip, antiepileptik olarak kullanılan benzodiazepin türevi bir ilaç.
GAZAPSIZ
Öfkeli, kızgın, hiddetli olmayan.
GAZAPLANMAK
Öfkelenmek, kızmak.
HEKZAPOD
Altı bacağı olan.
GAZAPLANDIRMAK
Öfkelendirmek, kızdırmak.
RIZAPAŞA
Bilecik şehrinde, Söğüt ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ZAPTURAPT
Disiplin.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EZİNÇ
Organik veya ruhsal büyük sıkıntı, azap.
BENZODİAZEPİNLER
Veteriner pratikte genellikle trankilizan, kas gevşetici, preanestezik ve nörolept ağrı kesilmesi gibi amaçlarla kullanılan ve içerisinde diazepam, zolezapam, okzazepam ve tilezepam gibi etken maddeleri bulunduran bir ilaç grubu.
TESHİR
Ele geçirme, zapt etme. Büyüleme, kendine bağlama. Büyü yapma.
ZAPTİYE
Osmanlı Devleti'nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu. Bu kuruluştan olan er, zaptiye memuru.
ASKARLAMAK
İpleri, boyamadan önce -boyanın tutması için- bağ otları, yaprak veya kezzapla kaynatmak.
DİSİPLİN
Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt. Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü. Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı.
VAHŞİLEŞMEK
Yabanileşmek. Durdurulamamak, zapt edilememek.
DERİMEK
Gelmek: Seferberlikte zaptiyeden bir dayak yedim, aklım başıma derimedi.
AÇUV
Hiddet, gazap, öfke.
AMİTRAZ
Triazapentadiene grubunda yer alan amidin yapısında, insektisit ve akarisit olarak kullanılan böcek öldürücü zehirli madde.
DİSİPLİNE
"Sıkı düzen ve denetim altına alınmak, zapturapt altına alınmak, denetim altında tutulmak" anlamlarında disipline edilmek, "sıkı düzen ve denetim altına almak, zapturapt altına almak" anlamlarında disipline etmek, "kendi kendine veya dış etkilerle düzen ve denetim altına girmek" anlamında disipline olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
DUTMAK
Tutmak (bk. tutmak). Bekletmek, bakmak. Tutmak, yakalamak. Bir iş yapmak için para karşılığında anlaşmak. Rahatsız etmek, zehirlemek. Tutmak. Sabit kılmak. Farzetmek. Yapmak, amel etmek. Saklamak, muhafaza etmek, gizlemek. İstilâ etmek, zaptetmek, kaplamak. Bir hayvan çiftleştiği erkekten yavruya yüklü kalmak. Kapamak, seddetmek. Elde etmek, iltizam etmek, ihtiyar etmek. Alıkoymak, gitmeğe bırakmamak; mâni olmak. 1. Kullanmak. 1. Saymak, addetmek, kabul etmek. 1. Karşısına koymak.
ACIH
Dağlarda yetişen bir çeşit yabani elma. Biraz, azıcık, pekaz. Öç, intikam, kin, garaz. İnat, zıddiyet, nisbet. Yerelması. Hiddet, gazap, öfke.
KANTARMA
Azılı atları zapt etmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.
İŞKENCE
Bir kimseye maddi veya manevi olarak yapılmış olan aşırı eziyet. Vidalı bir tür sıkıştırma aracı. Düşüncelerini öğrenmek amacıyla birine uygulanan eziyet. Aşırı gerginlik, sıkıntılı durum, azap.
AVRAMAK
Kollamak, korumak, zaptetmek: Ali ağanın kızını aldın ama bakalım avrayabilecek misin?. Kavramak, alışmak.
ACIK
Dağlarda yetişen bir çeşit yabani elma. Biraz, azıcık, pekaz. Öç, intikam, kin, garaz. İnat, zıddiyet, nisbet. Keder, ıstırap, elem. Merhamet, şefkat. Hiddet, gazap, öfke. Sıkıntı, eziyet: Şu işi görürken bana acık etme. Yaban armudu, ahlat. Sumak yaprağı, nar, ceviz, palamut kabuğu, şap gibi şeylerden yapılan ve içine boyanacak bez atılan sıvı. Azıcık, biraz. Acı, dert, ıstırap.
ÖFKE
Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap.
MUAZZEP
Acı, sıkıntı, azap çeken.
MAZBUT
Ele geçirilmiş, zapt edilmiş. Düzenli, düzgün, beğenilen. Unutulmamış, hatırda kalmış. Doğa olaylarından etkilenmeyecek biçimde korunmuş olan (yapı). Bir yere yazılmış, deftere geçirilmiş.