İçinde VAŞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "vaş" olan, toplam 104 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vaş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu vaş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vaş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YAVAŞLATABİLMEK, YAVAŞLAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

YAVAŞLATABİLME, YAVAŞLAYABİLME

13 harfli kelimeler

YAVAŞLATILMAK

12 harfli kelimeler

YAVAŞLATILMA, SAVAŞABİLMEK, SAVAŞILINMAK, SAVAŞIMCILIK

11 harfli kelimeler

SIVAŞTIRMAK, YAVAŞLATMAK, GUVAŞLANMAK, KIVAŞİORKOR, KOVAŞTIRMAK, KVAŞİYORKOR, SAVAŞABİLME, SAVAŞTIRMAK, YAVAŞLATICI, YAVAŞSINMAK

10 harfli kelimeler

KARAVAŞLIK, SAVAŞÇILIK, SIVAŞTIRMA, YAVAŞÇACIK, YAVAŞLAMAK, YAVAŞLATMA, ÇAVAŞLAMAK, ÇUVAŞLAMAK, KIVAŞDAMAK, KOVAŞLAMAK, KUVAŞLAMAK, OVAŞEYHLER, SAVAŞÇILAR, SAVAŞTIRMA, SIVAŞLAMAK, YAVAŞCALAN, YAVAŞITMAK, YAVAŞLATIM, YAVAŞLİYİN

9 harfli kelimeler

KATAVAŞYA, SAVAŞIMCI, SAVAŞTEPE, YAVAŞLAMA, KARVAŞMAK, YAVAŞCANA, YAVAŞILIK, YAVAŞIMAK

8 harfli kelimeler

ANAVAŞYA, MUVAŞŞAH, SAVAŞKAN, SAVAŞMAK, SIVAŞMAK, YAVAŞLIK, COVAŞLIK, SAVAŞGAN, SAVAŞKÖY, SUVAŞMAK, TUĞSAVAŞ, YAVAŞBEY, YAVAŞLAR, YAVAŞMAK, YAVAŞTIN

7 harfli kelimeler

ÇUVAŞÇA, KARAVAŞ, SAVAŞÇI, SAVAŞIM, SAVAŞMA, SIVAŞMA, YAVAŞÇA, AKYAVAŞ, ERSAVAŞ, GARAVAŞ, İÇSAVAŞ, İLSAVAŞ, KIRAVAŞ, OVAŞMAK, SAVAŞAN, SAVAŞER, SAVAŞIR, SIVAŞIK, SUVAŞIK, UYVAŞIK, YAVAŞAK, YAVAŞIK, YAVAŞLI

6 harfli kelimeler

YAVAŞA, LAVAŞA, TAVAŞA, TAVAŞI, VAŞŞAH, YAVAŞI, YAVAŞU

5 harfli kelimeler

ÇUVAŞ, GEVAŞ, LAVAŞ, SAVAŞ, VAŞAK, YAVAŞ, CUVAŞ, ÇAVAŞ, KAVAŞ, VAŞIN

4 harfli kelimeler

VAŞI, VAŞİ

3 harfli kelimeler

VAŞ

Bazı kelimelerin anlamları

VAŞ

Acıma, şaşkınlık, sevgi, üşüme, acı bildirir ünlem. Alay, eğlenme belirtmek için kullanılan ünlem:-Yanına gelirsem senin gaf anı ezerim!-Vaşş!. Acıma bildirir ünlem.

SAVAŞILINMAK

Savaşılmak, çarpışılmak, kavga edilmek.

KVAŞİYORKOR

Tüm organ ve dokuların atrofisi, kemik iliği hipoplazisi, hafif anemi ve retikülositopeniyle belirgin şiddetli protein-kalori eksikliğinden kaynaklanan insanlarda çocukluk çağında ortaya çıkan hastalık tablosu.

YAVAŞLAYABİLMEK

Yavaşlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

YAVAŞLATMAK

Yavaşlamasını sağlamak, yavaşlamasına yol açmak, hızını kesmek.

YAVAŞLATILMA

Yavaşlatılmak işi.

SIVAŞTIRMAK

Bulaştırmak, üstüne sürmek. Sıvık ya da sıvışık duruma getirmek.

SAVAŞIMCILIK

Savaşımcı olma durumu.

YAVAŞLATILMAK

Yavaşlatma işi yapılmak.

SAVAŞABİLMEK

Savaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KOVAŞTIRMAK

Kovalamak.

YAVAŞLAYABİLME

Yavaşlayabilmek işi.

KIVAŞİORKOR

Özellikle çocuklarda diyetle alınan enerjinin yeterli, ancak proteinin yetersiz olması durumunda oluşan anemi ve gelişim bozukluğuyla belirgin beslenme hastalığı.

GUVAŞLANMAK

Vurmaya yellenip vurmamak: Kavgada çok guvaşlandı ama gene de bir şey yapamadı.

YAVAŞLATABİLME

Yavaşlatabilmek işi.

YAVAŞLATABİLMEK

Yavaşlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında VAŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYVAZ

Koca, erkek, eş. Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak.

BAHADIR

Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse, batur.

AĞIRCANLILIK

Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.

ADACYO

Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.

AKINCI

Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

ANDANTE

Adacyo ile andantino arası, yarı yavaş bir biçimde (çalınmak).

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

ANTLAŞMA

İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.

AĞIRCANLI

Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).

AHESTE

Yavaş, ağır. Yavaş, ağır bir biçimde.

ANAVAŞYA

Göçücü balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e çıkması, katavaşya karşıtı.

AHMAKISLATAN

Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur, çisenti.

ATEŞKES

Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.

AMAZON

Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. Ata binen kadın.

AVLAMA

Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.

AKROSTİŞ

Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.