İçinde UÇUR geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "uçur" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uçur bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu uçur ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uçur olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

UÇURUMLAŞMAK

11 harfli kelimeler

UÇURUMLAŞMA, UÇURABİLMEK, UÇURUMOLOĞU, UÇURUVERMEK

10 harfli kelimeler

UÇURABİLME, UÇURUVERME

9 harfli kelimeler

UÇURULMAK

8 harfli kelimeler

UÇURTMAK, UÇURULMA, UÇURUMLU

7 harfli kelimeler

UÇURMAK, UÇURTMA, SUÇURUM, UÇURGAÇ, UÇURGAN, UÇURGEÇ, UÇURĞAN

6 harfli kelimeler

UÇURMA, UÇURUM, UÇURAK

5 harfli kelimeler

MUÇUR

4 harfli kelimeler

UÇUR

Bazı kelimelerin anlamları

UÇUR

Vakit, an. Fırsat. Mevsim.

SUÇURUM

Çağlayan : Suçurumun coşkun akışları kalbime heyecan verdi.

UÇURMAK

Uçma işini yaptırmak. Gizlice alıp gitmek. Hızlı götürmek, hızlı sürmek.

UÇURUVERMEK

Çabucak uçurmak. Bir sözü hemen başkasına iletmek.

UÇURABİLMEK

Uçurma imkânı veya olasılığı bulunmak.

UÇURTMA

Uçurtmak işi. Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak.

UÇURGAÇ

Uçurtma.

UÇURABİLME

Uçurabilmek işi.

UÇURUVERME

Uçuruvermek işi.

UÇURUMLAŞMAK

Uçurum durumuna gelmek.

UÇURULMA

Uçurulmak işi.

UÇURULMAK

Uçurma işi yapılmak.

UÇURTMAK

Uçma işini yaptırmak, uçmasına yol açmak.

UÇURUMLU

Kuruntulu, küçük olayları korkuyla büyüten.

UÇURUMOLOĞU

Basınçlı suyun değirmene ulaştığı kısım. (Köprü Şarkikaraağaç Isparta).

UÇURUMLAŞMA

Uçurumlaşmak durumu.

  -   -   -  

Anlamında UÇUR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UÇUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DİNAMİTLENMEK

Dinamitle havaya uçurulmak. Engellenmek.

ARDILI

Asılı: Rüzgâr çamaşırları uçurmuş ama, bereket versin direkte ardılı kalmışlar. Daldaki meyvenin çokluğu için: Almalâ ardılı, budakları, dalları gırılıyô. Asılmış durumdaki nesneler.

ALATA

Karışık, toplama. Karışık maddelerle yapılan bir çeşit ekmek. Uçurum: Alatadan aşağı yuvarlandı. Yüksek: Arabaya alata yük vurmuş. Sürüye katılmayan zayıf, hasta hayvan. Nekahat devresindeki iştahlılık.

BERHAVA

Havaya atılmış, uçurulmuş. Yararsız, boş.

ÇERÇİVE

Çıtalı uçurtma.

CAH

Parmaklık, korkuluk. Öküz, manda, keçi ve benzerleri hayvanları kovalama ve yürütme ünlemi. Uçurum.

ATACAK

Hallaç tokmağı. Çocukların ok, taş atmak için kullandıkları sapan. Orman veya dağların yüksek yamaçlarından eteklere doğru tomruk yuvarlanan yol, uçurum.

YALPAK

Dalkavuk. Sokulgan, cana yakın. Sarp yer, uçurum.

ÇAVDURMAH

Atmak, uçurmak.

BARIK

1.Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2.Yeşillik, çayırlık yer. 3.Bitkilerin çok olduğu yer. 4.Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer.

DİNAMİTLEMEK

Dinamitle havaya uçurmak. Bir girişimi, bir kuruluşu engelleyici, yıkıcı davranışta bulunmak.

ARGU

İki dağ arası, uçurum.

ÇARTAN

Uçurumun dibi.

AŞE

Sarp kayalar, uçurum. Ayşe.

UÇURMA

Uçurmak işi.

ÇARŞAK

Bayırlardan akarak yığın haline gelen çakıl. Kayalık yamaç yer. Uçurum. Çağlayan. Ufak çakıl taşlar ile örtülü yer. Sinop şehrinde, Boyabat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

BARIH

Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar.

SAVURMAK

Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.

YAR

Uçurum.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.