İçinde TİĞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tiğ" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tiğ bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tiğ ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tiğ olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

GEREKTİĞİNDE

11 harfli kelimeler

ÇALIÇİTTİĞİ

10 harfli kelimeler

BİTTİĞİCİK, KUMÇELTİĞİ, KUŞLASTİĞİ, TOLUNTİĞİN

9 harfli kelimeler

SÖZBİTİĞİ, TİĞDİRMEK, TİĞSİRMEK

8 harfli kelimeler

İSTİĞFAR, İSTİĞRAK, ÇİFTİĞNE, ÇİLTİĞEN, ELBETİĞİ, TİĞTEBER

7 harfli kelimeler

İSTİĞNA, BİRTİĞİ, BİTTİĞİ, KETİĞEN, KÜRTİĞİ, TİĞİNLİ

6 harfli kelimeler

BİTTİĞ, TİĞMEK

5 harfli kelimeler

TİĞİN

4 harfli kelimeler

TİĞİ

3 harfli kelimeler

TİĞ

Bazı kelimelerin anlamları

TİĞ

Parça, lokma, dilim (genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için).

KUMÇELTİĞİ

Çorum şehrinde, Seydim nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

ÇİLTİĞEN

Abadan yapılmış geniş şalvar.

ÇİFTİĞNE

Bir nakış türü. (Yassıören Senirkent Isparta).

TİĞTEBER

Yanında para ya da eşya olmama durumu : Tiğteber yola çıktım.

ÇALIÇİTTİĞİ

Çalı kuşu.

TİĞDİRMEK

1.Suyu ince ve dar yerden fışkırtarak akıtmak. 2.Fışkırtarak işemek (erkek için). Suyu ince ve dar yerden fışkırtarak akıtmak. Fışkırtarak, kavis çizerek işemek. Saldırtmak, baş belası etmek.

İSTİĞRAK

Dalınç.

SÖZBİTİĞİ

Sözlük.

İSTİĞFAR

Tanrı'dan suçlarının bağışlanmasını dileme. Tövbe etme.

GEREKTİĞİNDE

Ödek üzerinde bulunan ve gerektiği zaman kimin tarafından ödeme yapılacağını ya da borçlanımı bildiren deyim.

TOLUNTİĞİN

Ayon on dördü gibi güzel olan hükümdar.

TİĞSİRMEK

Aksırmak. Bitki yeşermek, uyanmak. Aksırmak, hapşırmak.

ELBETİĞİ

Herhangi bir donanım ya da yazılım dizgesinin kullanımı sırasında kullanıcının duraksamalarını gidermek üzere başvurabileceği biçimde düzenlenmiş belgeleme öğesi.

BİTTİĞİCİK

Bir parça, azıcık, biraz.

KUŞLASTİĞİ

Sapan. (Uluköy Taşova Amasya).

  -   -   -  

Anlamında TİĞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TİĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BARIŞ

Barışma işi. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar.

AMBERBU

Hindistan'da, İran'da yetişen, piştiğinde güzel bir koku veren, iri ve uzun taneli bir pirinç türü.

ADRES

Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.

BAYRAK

Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak. Atletizmdeki bayrak yarışında dört sporcunun elden ele geçirdiği kısa, yuvarlak sopa. Simge, sembol. Öncü. Baklagilllerde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı. Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ARENA

Boğa güreşi, yarış, oyun vb. gösteriler yapılmış olan alan. Siyasi çekişmelerin geçtiği yer.

ANLAMAK

Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.

ATOM

Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.

ALVEOL

Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

BAŞKONAKÇI

Asalağın en iyi geliştiği, dolayısıyla en çok yararlandığı ve yaşamaktan hoşlandığı konakçı.

ARİTMETİK

Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu, hesap. Matematikle ilgili.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

AKI

Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.

BAZ

Temel. Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde.

ARTIMLI

Pişince şiştiği için miktarı artmış gibi görünen, artağan. Çoğalma özelliği olan.

AYSAR

Ayın etkisiyle huyunun değiştiği sanılan (kimse). Değişken huylu, kararsız (kimse).

BATAK

Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

BALDIRANLIK

Baldıranın çokça yetiştiği yer.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük