İçinde SAYIM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sayım" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sayım bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sayım ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sayım olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

SAYIMLAMACI, VARSAYIMSAL, SAYIMLAMALI

10 harfli kelimeler

SAYIMLAMAK, VARSAYIMLI, SAYIMBİLİM, SAYIMSAMAK, YAŞAMSAYIM

9 harfli kelimeler

SAYIMLAMA

8 harfli kelimeler

SAYIMSAL, SAYIMSIZ, VARSAYIM, TAMSAYIM

7 harfli kelimeler

SAYIMLI, SAYIMCI

5 harfli kelimeler

SAYIM

Bazı kelimelerin anlamları

SAYIM

Sayma işi, tadat.

YAŞAMSAYIM

Dirim ve yaşam olaylarını sayımsal yordam ve işlemlerle ele alan bilgi dalı.

SAYIMBİLİM

Sayısal türde bilgi ve gerçeklerin verilen bir konuda anlamlı bir sonuca varmak ereğiyle toplanması., bölüklenmesi ve yorumlanarak sunulması bilimi. Gözlem evrenlerinin nicel özellikleri ve bunlara ilişkin işlemleri konu alan bilgi dalı.

SAYIMSAL

Sayımlama veya sayım bilimi ile ilgili olan.

VARSAYIMLI

Varsayıma dayanan.

SAYIMCI

1.Nüfus ya da hayvan sayımı yapan memur. 2.Hayvan vergisi toplayan kimse. Hayvan sayımı yapan kimse.

SAYIMLI

Sayısı bulunan.

TAMSAYIM

Bir gözlem aracının araştırma evrenini oluşturan birimlerin her biri üzerinde tek tek ve eksiksiz uygulanması, bk. örnekleme.

SAYIMLAMA

İstatistik. Sayımlamak işi, sayılama.

VARSAYIM

Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce, faraziye, hipotez.

SAYIMLAMALI

İstatistiksel.

SAYIMLAMAK

Sayım yapmak.

SAYIMSIZ

Sayısız.

SAYIMLAMACI

İstatistikçi.

VARSAYIMSAL

Bir varsayıma dayanan, farazi, hipotetik.

SAYIMSAMAK

Önemsemek, saymak.

  -   -   -  

Anlamında SAYIM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAYIM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SAYICI

Vergi almak için hayvan sayımı yapan kimse.

ATIYORUM

"varsayımlı örnek veriyorum" anlamında kullanılan bir söz.

HİPOTETİK

Varsayımsal.

DOGMACILIK

Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten anlayış, dogmatizm.

ÇALFATURA

Sayım, hayvan sayımı.

DENEY

Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılmış olan işlem, tecrübe. Deneyim, tecrübe.

HİPOTEZ

Varsayım.

ÇALKATORA

Sayım, hayvan sayımı.

AĞNAM

Sayım vergisi.

TADAT

Sayma. Sayarak yoklama yapma. Sayım.

İSTATİSTİK

Bir sonuç çıkarmak için verileri yöntemli bir biçimde toplayıp sayı olarak belirtme işi, sayımlama. İlkelerini olasılık kuramlarından alarak eldeki verileri grafik ve sayı biçiminde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı, sayım bilimi.

ÇAKATURA

Hayvan sayımı yapan görevli. Bağdadi duvar. Taş ve çamur ile sıvanmış duvar.

AĞNAMCI

Sayım vergisi toplayan kimse.

FARAZİYE

Varsayım.

İSTATİSTİKÇİ

İstatistik uzmanı, istatistikle uğraşan kimse, sayımlamacı.

SAYILAMA

Sayılamak işi. Sayımlama.

SAYISIZ

Sayılmayacak kadar çok, pek çok, sayımsız.

DOĞRULAMA

Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon. Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılmış olan işlemlerin bütünü.

FARAZİ

Varsayımsal.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük