İçinde SAFİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "safi" olan, toplam 24 tane kelime bulunuyor. İçerisinde safi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu safi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında safi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

MİSAFİRPERVERLİK

13 harfli kelimeler

MİSAFİRPERVER

11 harfli kelimeler

MİSAFİRHANE

10 harfli kelimeler

BAŞMİSAFİR, MİSAFİRLİK, SAFİYÜDDİN

9 harfli kelimeler

GAYRİSAFİ, MİSAFİRLİ

8 harfli kelimeler

SAFİYANE, ŞEYHSAFİ

7 harfli kelimeler

MİSAFİR, SAFİYET, MISAFİR, MUSAFİR, MÜSAFİR, SAFİBEY, SAFİNAZ, SAFİNUR

6 harfli kelimeler

SAFİHA, SAFİRE, SAFİYE

5 harfli kelimeler

SAFİR, SAFİK

4 harfli kelimeler

SAFİ

Bazı kelimelerin anlamları

SAFİ

Katıksız, duru, temiz. Net. (sa:'fi) Yalnız olarak, yalnız, sadece.

SAFİYET

Saflık.

MUSAFİR

Misafir (Domur köyü). Misafir// musafir etmek: misafir olarak kabul etmek. Misafir.

ŞEYHSAFİ

Samsun kenti, Havza ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

BAŞMİSAFİR

En değerli konuk.

MÜSAFİR

Misafir, konuk.

MİSAFİR

Konuk. Gözün saydam tabakasında herhangi bir sebeple oluşan beyaz leke.

SAFİYÜDDİN

Dini temiz, dini pak olan kimse.

MİSAFİRLİ

Konya şehri, Ilgın ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

MİSAFİRPERVERLİK

Konukseverlik.

MİSAFİRLİK

Konukluk. Konuk için, konuğa özgü.

MİSAFİRHANE

Konukevi. Yolcuların konakladıkları han, kervansaray vb.

MISAFİR

Misafir, konuk.

SAFİYANE

Safça.

MİSAFİRPERVER

Konuksever.

GAYRİSAFİ

Karışık, katışık.

  -   -   -  

Anlamında SAFİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAFİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAKOZ

Ağaç temellerin küçük parçaları: Misafir odasının bakozları hafif kaldı.

SAFLIK

Saf olma durumu, temizlik, arılık, safiyet. Kolayca aldatılabilme durumu.

ATANAK

Çocukların kuş vurdukları sapan. Köy odalarında misafirlerin elbise ve paltolarını asmaları için iki direk arasına yatay uzatılmış ağaç. Ağaç ve ot kökü.

BURÇULMAK

Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.

Yemek. Bulgur pilâvı. Pirinç pilâvı. Bulgurdan yapılan sulu pilâv. Çorba. Nişasta, şeker ve su ile yapılan bir çeşit tatlı. Tarhana. Buğday unundan yapılan erişte: Bugün bizde misafir vardı ona aş kestim. Fırınlanmış mısır kırıklarından yapılan bir çeşit yemek. Zeytin tanesinin mengenede sıkıldıktan sonra kalan posası. Aşı: Dün okullarda aş yapmışlar. Çift sürerken öküzlere sesleniş şekli. Aç: Garnın aş mı ôlum?. Aş, yemek. Eski türkçe aş: Yemek. "Tarhana aşi. Ağaç (bk. âç). Ağaç. Aşı. Aç, tok değil. Yemek, çorba, yiyecek şey.

ÇEŞNEVİR

Misafirlere sunulan kuru yemiş.

KONUKSEVERLİK

Konuksever olma durumu, misafirperverlik.

AĞILLAMAK

Koyun, keçi gibi hayvanları sağmak üzere ağıla koymak. İkram etmek, ağırlamak: Misafiri ağılladık. Ağırlamak, misafir kabul etmek.

KONUK

Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman. Konakçının üzerindeki asalak.

BURÇUKLAMAK

Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.

CİNLİK

Eski odalarda misafirlerin heybelerini koymak için yapılan dolap.

KONUKEVİ

Resmî veya özel kuruluşların kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırdığı konut, misafirhane.

NET

Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.

ALKAP

Yakalama, yaka paça etme. Dalavereci, dönek. Misafiri iyi karşılama.

KONUKSEVER

Konuklarına iyi davranan, onları iyi ağırlayan ve kendisine konuk gelmesinden hoşlanan, misafirperver.

KONUKLUK

Konuk olma durumu, misafirlik.

BAŞAM

Ağabey. Bu akşam: Başam misafirimiz gelecek.

LEVHA

Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha. Tabela. Tablo, resim.

ADONİK

Lâtin nazmında safik dönülerin sonuna getirilen bir çeşit dize.

ÇOĞALTAN

Çarpan. Gelir harcama modelinde, otonom kalemlerin herhangi birinde ortaya çıkan değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük etkiyi gösteren, 1931 yılında ilk kez Richard F. Kahn tarafından geliştirilen ve daha sonra da J. M. Keynes tarafından ayrıntılandırılarak kullanılan katsayı. Bu katsayı otonom harcamanın türüne göre farklı terimlerle tanımlanmaktadır.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük