İçinde PILI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "pılı" olan, toplam 29 tane kelime bulunuyor. İçerisinde pılı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu pılı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında pılı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ÇARPILIVERMEK

12 harfli kelimeler

ÇARPILIVERME, KAPILIVERMEK, YAPILIKÇILIK

11 harfli kelimeler

BÜYÜKKAPILI, KAPILIVERME, YAPILIPINAR

9 harfli kelimeler

KAPILILIK, PILIŞGACI

8 harfli kelimeler

ÇARPILIŞ, APILIMAK, ÇARPILIM, EŞYAPILI, ÜÇKAPILI

7 harfli kelimeler

ÇARPILI, KAPILIŞ, YALPILI, YAPILIŞ, ÇIRPILI, KAPILIK, PILIÇKA, PILIŞGA, YAPILIH, YAPILIK, ZIPILIZ

6 harfli kelimeler

KAPILI, YAPILI, IPILIK

Bazı kelimelerin anlamları

PILI

Yaygı.

ÇARPILIŞ

Çarpılma işi.

EŞYAPILI

Yapılışları aynı olan kelimeler için kullanılır. Aralarında bir eşyapı dönüşümü var olan.

ÇARPILI

Çarpı işareti konmuş. Bir tür olta iğnesi.

BÜYÜKKAPILI

Adana ilinde, Yakapınar bucağına bağlı bir bölge.

ÇARPILIVERMEK

Çabucak çarpılmak.

KAPILILIK

Kapılı olma durumu.

YAPILIPINAR

Kahramanmaraş şehri, Gücük bucağına bağlı bir bölge.

ÇARPILIVERME

Çarpılıvermek işi.

KAPILIVERME

Kapılıvermek işi.

APILIMAK

Sendelemek.

YAPILIKÇILIK

Sahnede mekanik ve fizik araçlarla bir telkin havası yaratmak temeline dayanan yeni tekniğe göre eser yazma çığırı.

ÇARPILIM

Yükseltici aygıtlardaki pürüzler yüzünden bir görüntünün, bir sesin ya da bir titreşim biçiminin bozulması.

ÜÇKAPILI

Niğde şehri, Çamardı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KAPILIVERMEK

Elinde olmadan kapılmak.

PILIŞGACI

Vurguncu. Rüşvetçi.

  -   -   -  

Anlamında PILI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PILI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BANT

Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit, izole bant. Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit. Yara üzerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış ilaçlı küçük şerit.

ETENESİZLER

Etenesi bulunmayan basit yapılı memeli hayvanlar.

CÜSSESİZ

İnce yapılı, ufak tefek, güçsüz (kimse).

DELİŞMEN

Zıpır. Çılgın, hercai. Güçlü, hareketli, sağlam yapılı.

CÜSSELİ

İri yapılı, iri gövdeli, iri yarı (kimse).

AYAKSIZLAR

Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sınıfının en ilkel yapılı türlerini içine alan bir takım.

ÇANTA

Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap.

BRAHMA

İri yapılı, bacakları tüylü, paçalı bir tavuk ırkı.

DEMET

Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam. Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu. Bitki ya da çiçek destesi. Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu. Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon.

CAİZ

Din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen. Uygun, yerinde sayılan, yakışık alan.

DÖKÜM

Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi. Kumaşın dökümlü olma niteliği. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma. Kalıba dökülerek yapılan. Dökülme zamanı.

DENETLEMEK

Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek.

DIZMAN

İri yapılı, uzun boylu, şişman.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

BÜNYE

Vücut yapısı. Yapılış, kuruluş. Bir kurum, kuruluş veya iş yerinin iç yapısı.

FERFORJE

Kapılara, pencerelere veya evlerin iç bölümlerine süsleme amacıyla yapılıp takılan dövme demir.

FİRE

Ağırlık yitimi. Eksik, noksan. Bir iş yapılırken çıkan artık parça.

GECEKONDU

İmar ve yapı kanunlarına aykırı olarak başkalarına veya kamuya ait arazi veya arsalar üzerinde toprak sahibinin bilgisi ve rızası olmaksızın acele yapılmış konut, kondu. Acele ile yapılıvermiş, derme çatma yapı.

FOTOSENTEZ

Yeşil bitkilerin ışıkta basit birleşiklerinden karmaşık yapılı organik moleküller üretmesi.

BİRİKİM

Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük