İçinde ORTALIK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ortalık" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ortalık bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ortalık ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ortalık olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ORTALIKTEKERLEĞİ

9 harfli kelimeler

ORTALIKÇI, ORTALIKTA

7 harfli kelimeler

ORTALIK

Bazı kelimelerin anlamları

ORTALIK

Bulunulan yer, çevre. İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer. Yeryüzünün görünen bölümü, çevre, etraf. Soyut anlamda yaşanan ortam.

ORTALIKTA

Göz önünde, meydanda.

ORTALIKÇI

Lokanta, gazino, pastane vb. yerlerde ayak işlerine bakan kimse.

ORTALIKTEKERLEĞİ

Çam ağacından tek parça olarak yapılmış, çevresi demir çemberli tekerlek.

  -   -   -  

Anlamında ORTALIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ORTALIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SESSİZLİK

Ortalıkta gürültü olmama durumu, sükût.

GINTIMA

Azlık, yokluk, kıtlık: Ortalık gıntımalık aradığın bulunmuyor. İdare, tutum: Ekmeğini gıntıma ile ye de yolda aç kalma. Ekin biçildikten sonra harmana başlamadan önce acele gereken ihtiyaçlar için bir iki yığından yapılan geçici harman ve bu harmandan elde edilen ürün.

GÖRÜNÜRLERDE

Ortalıkta, meydanda.

LEĞMALIK

Karların eriyerek cıvıklaşmış durumu : Ortalık leğmalık olmuş geçilmiyor.

AYAĞALTI

Ayak altı, ortalık yer. Ayakaltı, orta yer.

KAPAMAK

Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Tıkamak, içini doldurmak. Ortalıktan alıp saklamak. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Karşılamak, denk gelmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Geçişi engellemek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek.

ORTALOH

Meydan, ortalık, söz konusu mahal.

İTİKAF

Bir kenara çekilme, ortalıkta görünmeme. Ramazan ayının son on gününde Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak üzere dünya işlerinden ilgiyi kesip camiye kapanarak ibadet etme.

SAKLAMAK

Elinde bulundurmak, tutmak. Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak, korumak, muhafaza etmek. Korumak, esirgemek. Birine vermek için ayırmak. Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak. Gizli tutmak, duyurmamak. Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak.

ARALIĞ

Ortalık, orta yer. Ramazan ve Kurban bayramları arasında kalan ay, zilkade.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

ARAYİR

Orta, ortalık, ara yer.

GÜPEGÜNDÜZ

Ortalık iyice aydınlıkken, iyice gündüzken, dalgündüz.

GARCAŞMAK

Karışmak, birbirine girmek: Ortalık bir garcaşdı ne olduğunu bilemedim.

ÇİLİPİT

Ses: Ortalıkta çilipit yok.

AYAKALTI

Gelip geçenlerin çok olduğu yer. Ortalık.

GÖĞERMEK

Bitki büyüyerek yeşermek, yeşillenmek. Vurma ya da çarpma sonunda vücudun herhangi bir yeri morarmak, çürümek. Vücudun herhangi bir yeri soğuk etkisiyle morarmak, kızarmak. Küflenmek: Ekmekler göğermiş. Kalaysız bakır kaplar oksitlenmek: Bakır karavana göğermiş, kalaylatalım. Çok acıkmak (mecazen: Açlıktan göğnüm göğerdi. Sabahleyin ortalık aydınlanmaya başlamak, şafak sökmek. İyi yıkanmayan çamaşırın rengi değişmek, morarmak: çamaşır göğerdi. Çocuk yetiştirmek, büyütmek: Seni göğermiye! (ilenç olarak kullanılır). Morarmak, yeşermek, mavileşmek, bitki yapraklanmak.

PİYASA

Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar. Ortalık. Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat. Arz ve talebin karşılaştığı alan. Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme.

MEYDAN

Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

ORTALIH

Ortalık. Etraf. Etraf; çevre.