İçinde KOP geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kop" olan, toplam 305 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kop bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kop ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kop olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

SEFALOTORAKOPAGUS

16 harfli kelimeler

GLİKOPROTEİNOZİS, MUKOPOLİSAKKARİT, TELEREZEKTOSKOPİ

15 harfli kelimeler

KOPYALAYAPIŞTIR, KERAVNOSKOPEYON, KOPYALAYABİLMEK, RADYOSTEROSKOPİ

14 harfli kelimeler

BAKTERİYOSKOPİ, BAŞPİSKOPOSLUK, PSİKOPATOLOJİK, KOPOLİMERLEŞME, KOPYALAYABİLME, SÜPERİKONOSKOP, ULTRASONOSKOPİ, ÜLTRAMİKROSKOP

13 harfli kelimeler

BİYOMİKROSKOP, PSİKOPATOLOJİ, ABDOMİNOSKOPİ, BRONKOPNÖMONİ, FOTOFLOROSKOP, FOTOKOPİCİLİK, KNEMİDOKOPTES, KOPARTABİLMEK, MİKOPLAZMALAR, MİKOPLAZMOZİS

12 harfli kelimeler

DAKTİLOSKOPİ, KARDİYOSKOPİ, KOPARTTIRMAK, PİSKOPOSHANE, SPEKTROSKOPİ, STEREOSKOPİK, AMİKROSKOPİK, DEMİRKOPARAN, FARENGOSKOPİ, GLİKOPROTEİN, GLÜKOPROTEİN, HİSTEROSKOPİ, KOPARABİLMEK, KOPARINILMAK, KOPARIVERMEK, KOPARTABİLME, KOPCASIKIRIK, KORSEKOPELEK, LARENGOSKOPİ, OFTALMOSKOPİ, ÖZOFAGOSKOPİ, SERVİKOPEKSİ, TİKOPLANKTON

11 harfli kelimeler

BAŞPİSKOPOS, ELEKTROSKOP, GALVANOSKOP, GASTROSKOPİ, HİGROSKOPİK, KALEYDOSKOP, KARDİYOSKOP, KOPARTILMAK, KOPARTTIRMA, KOPÇALANMAK, KOPYALANMAK, OFTALMOSKOP, PİSKOPOSLUK, SPEKTROSKOP, BRONKOSKOPİ, ÇALIKOPARAN, EBULYOSKOPİ, EPİDİYASKOP, FARENGOSKOP, FONENDESKOP, GLİKOPEPTİT, GONİYOSKOPİ, HEMATOSKOPİ, KATOPRASKOP, KOPARABİLME, KOPARIVERME, KOPERİYOZİS, KOPROSTANOL, KOPUKLENMEK, LAPAROSKOPİ, Devamını Oku »»

10 harfli kelimeler

EBÜLYOSKOP, GASTROSKOP, HELİKOPTER, HİDROSKOPİ, KOPARILMAK, KOPARTILMA, KOPÇALAMAK, KOPÇALANMA, KOPUZCULUK, KOPYACILIK, KRİYOSKOPİ, POLARİSKOP, RADYOSKOPİ, SİNEMASKOP, STEREOSKOP, TOZKOPARAN, ANJİYOSKOP, APİKOPLAST, AŞAĞIKOPUZ, BRONKOSKOP, EKOPARAZİT, ENDOSKOPİK, FLOROSKOPİ, FOTOKOPİCİ, FUNDOSKOPİ, GONİYOSKOP, KAZKOPARAN, KOLPOSKOPİ, KOPABİLMEK, KOPARUŞAĞI, Devamını Oku »»

9 harfli kelimeler

EKOPRAKSİ, ENDOSKOPİ, HİGROSKOP, KOPARILMA, KOPARTMAK, KOPÇALAMA, KOPOLİMER, KOPYALAMA, MİKROSKOP, OZONOSKOP, PSİKOPATİ, STETOSKOP, FARMAKOPE, FERROSKOP, FİKOPLAST, FUNDOSKOP, GALLANKOP, GELDİKKOP, GLİKOPENİ, İKAROSKOP, İKONOSKOP, KALLEMKOP, KALLENKOP, KOPABİLME, KOPARATİF, KOPARDMAK, KOPAYORUR, KOPÇURMAK, KOPDURMAK, KOPEPODİT, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

BAROSKOP, ENDOSKOP, FOTOKOPİ, FOTOSKOP, KOPANAKİ, KOPARMAK, KOPARTMA, KOPÇASIZ, KOPUKLUK, KOPUKSUZ, PERİSKOP, PİSKOPOS, PSİKOPAT, TELESKOP, FENOKOPİ, KOPCASIZ, KOPETMEK, KOPROFAJ, KOPROZOA, KOPUNMAK, KOPUŞMAK, KOPUZLAR, LÖKOPATİ, LÖKOPENİ, MONOSKOP, OTOSKOPİ, TIRNAKOP, ÜROSKOPİ

7 harfli kelimeler

ÇİNAKOP, KOPARAN, KOPARIŞ, KOPARMA, KOPÇALI, KOPKOYU, KOPUNTU, KOPUZCU, KOPYACI, MİNAKOP, ÇİNEKOP, EPİSKOP, FENOKOP, GANAKOP, GENEKOP, KOPARAL, KOPEPOD, KOPERİD, KOPUKLU, KOPUZLU, KOPÜMEK, LİKOPEN, MİNEKOP, OTOSKOP, SKOPULA

6 harfli kelimeler

KOPMAK, ARAKOP, ÇALKOP, KOPALİ, KOPANA, KOPARA, KOPÇAK, KOPÇAL, KOPÇEK, KOPÇIK, KOPÇUR, KOPDON, KOPDUN, KOPELİ, KOPKÖY, KOPMUK, KOPPAL, KOPPİK, KOPSAK, KOPTAR, KOPTOR, KOPTUR, MARKOP, ROKOPİ, SENKOP, SİNKOP

5 harfli kelimeler

KOPAL, KOPÇA, KOPİL, KOPMA, KOPOY, KOPUK, KOPUZ, KOPYA, KOPAÇ, KOPAK, KOPAN, KOPAY, KOPCA, KOPÇU, KOPEK, KOPEL, KOPER, KOPEY, KOPLİ, KOPLÜ, KOPOH, KOPRİ, KOPRO, KOPRU, KOPRÜ, KOPUL, KOPUŞ, KOPÜK, SKOPE, SKOPİ

4 harfli kelimeler

KOPA, KOPI, KOPO, SKOP

3 harfli kelimeler

KOP

Bazı kelimelerin anlamları

KOP

İnsan ve hayvan vücudunda çıkan kabarcık, şiş, kabartı. Yalnız el ve ayak felci. Bir kolu sakat kişi. Dağlarda büyük kayaların içindeki boşluk, doğal mağara. Kuş. Kağnının iki yanında çıkıntı yapan tahta parçası. Top; yumak. "Hamuru böyle bir kop ederik.". Kağnının üstülühlerinin ön ve arkalarındaki tahtalar; ön kop, arha kop. Kağnı 'üsdülüyh' ünün ön ve arkasındaki enli tahtalar ve bunların dışa taşan uçları. Şiş, yuvarlak ur, şişkinlik - kop etmek. Vücutta bir darbe sonucu şiş oluşturmak. Çok kazanmak, para biriktirmek Artvin Yusufeli Uşhum köyü. Kağnı iskeleti. Koyup, bırakıp.

BAŞPİSKOPOSLUK

Başpiskopos olma durumu. Başpiskoposun makamı. Başpiskoposun yaptığı iş.

SÜPERİKONOSKOP

Süperikonoskop ışıtaçlı alıcı. İkonoskop ışıtacın geliştirilmiş biçimi.

BAKTERİYOSKOPİ

Bakterilerin mikroskopla incelenmesi işlemi.

ULTRASONOSKOPİ

Ultrasonik görüntünün, fotoğrafik bir materyale kayıt edilmeden, ekrandan incelenmesi.

KOPOLİMERLEŞME

Doymamış birleşikler karışımının büyük moleküller vererek polimerleşmesi.

MUKOPOLİSAKKARİT

Glikozaminoglikan.

SEFALOTORAKOPAGUS

Baş ve göğüsleri birbirine yapışık ikizler; bu biçimle belirgin hilkat garibesi.

KERAVNOSKOPEYON

Antik Yunan tiyatrosunda yıldırım etmenini sağlayan ilkel düzen.

GLİKOPROTEİNOZİS

Glikoproteinlerin, karbonhidrat bileşenlerindeki bozuklukla belirgin bir grup kalıtsal depo hastalığı.

KOPYALAYABİLMEK

Kopyalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

PSİKOPATOLOJİK

Psikopatoloji ile ilgili.

TELEREZEKTOSKOPİ

Meme başı kanalında bulunan üremelerin endoskopik yöntemle tedavisi.

RADYOSTEROSKOPİ

Herhangi bir organın X ışınları aracılığıyla üç boyutlu görüntüsünün ekran üzerinde incelenmesi.

KOPYALAYAPIŞTIR

Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden kopyalayıp başka bir yerde de bulunmasını sağlama işlemi.

KOPYALAYABİLME

Kopyalayabilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında KOP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KOP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AMPÜTASYON

Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.

ÇEKİŞTİRMEK

Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak. Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek.

BOŞLUK

Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.

BİYOMİKROSKOP

Kendine özgü bir ışık ile kullanılan çift göz mercekli mikroskop.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

ÇITÇIT

Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.

BAŞKİLİSE

Piskoposluk makamı olan büyük kilise, katedral.

ÇIĞ

Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi. Bölme veya paravana.

BOZLAMAK

Deve bağırmak. Çığlık koparmak.

BULGURCUK

Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük, dairesel görünüşlü değişken oluşumlardan her biri.

BAŞPİSKOPOS

Katoliklerde piskoposların başı olan din adamı.

BİTNİK

Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AGRAF

Kopça.

BİYOPSİ

Mikroskopta yapısını incelemek amacıyla canlıdan bir doku parçası alma.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

ÇİÇEKLİK

Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap. Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu. Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer. Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça.

ARAYICI

Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.

ÇİMDİKLEMEK

Bir kimsenin etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıtmak. Bir bütünden küçük küçük parçalar koparmak.

ÇAPRAZ

Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük