İçinde KONUŞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "konuş" olan, toplam 34 tane kelime bulunuyor. İçerisinde konuş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu konuş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında konuş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

KARINDANKONUŞAN, KONUŞTURABİLMEK

14 harfli kelimeler

KONUŞLANDIRMAK, KONUŞTURABİLME

13 harfli kelimeler

KONUŞLANDIRMA

12 harfli kelimeler

KONUŞMACILIK, KONUŞABİLMEK, KONUŞTURTMAK, KONUŞUVERMEK

11 harfli kelimeler

KONUŞKANLIK, KONUŞLANMAK, KONUŞTURMAK, KONUŞABİLME, KONUŞTURTMA, KONUŞUVERME

10 harfli kelimeler

KONUŞLANMA, KONUŞTURMA, KONUŞULMAK, KONUŞMALIK, KONUŞUKLUK, KONUŞUMLUK

9 harfli kelimeler

KONUŞMACI, KONUŞULMA, KONUŞAKLI, KONUŞMALI, ORTAKONUŞ

8 harfli kelimeler

KONUŞKAN, KONUŞMAK, KONUŞUCU

7 harfli kelimeler

KONUŞMA, KONUŞUK, KONUŞUŞ

6 harfli kelimeler

KONUŞU

5 harfli kelimeler

KONUŞ

Bazı kelimelerin anlamları

KONUŞ

Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

KONUŞUVERMEK

Ansızın konuşmak.

KONUŞTURTMAK

Konuşturma işini yaptırmak.

KONUŞTURMAK

Konuşmasını sağlamak, konuşmasına yol açmak. Bir müzik aracını çok güzel çalmak.

KONUŞTURABİLMEK

Konuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KONUŞABİLME

Konuşabilmek işi.

KARINDANKONUŞAN

Sesi diyaframa iterek karnından konuşma becerisi gösteren kişi.

KONUŞMACILIK

Konuşmacı olma durumu, hatiplik, konferansçılık.

KONUŞTURABİLME

Konuşturabilmek işi.

KONUŞTURTMA

Konuşturtmak işi.

KONUŞABİLMEK

Konuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KONUŞKANLIK

Konuşkan olma durumu.

KONUŞLANMAK

Belli bir yere veya bölgeye mevzilenmek.

KONUŞUVERME

Konuşuvermek işi.

KONUŞLANDIRMA

Konuşlandırmak işi veya durumu.

KONUŞLANDIRMAK

Savaş araç ve gereçlerini stratejik bir bölgede yerleştirmek.

  -   -   -  

Anlamında KONUŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KONUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARGOSUZ

İçinde argo söz bulunmayan. Argo kullanmayarak (konuşmak).

BAHSETMEK

Bir konu üzerinde söz söylemek, konuşmak.

ARKAİK

Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan (eski söz veya deyim).

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

ATLATMAK

Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.

BERİ

Konuşanın önündeki iki uzaklıktan kendisine daha yakın olanı. Bu uzaklıkta bulunan. -den bu yana.

BAHİS

Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.

ARGOLAŞMAK

Karşılıklı argo konuşmak. Söz argo durumuna gelmek.

BEDAHET

Besbelli, apaçık olma durumu. Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

BELAGAT

İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.

BAŞLATMAK

Başlamasına yol açmak. Birinin kötü konuşmasına yol açmak.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AYRIMLAMA

Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

ARGOLU

İçinde argo söz bulunan. Argo kullanarak (konuşmak).

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

ALO

Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.