İçinde KAPAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kapak" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kapak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kapak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kapak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

KAPAKLIÇEŞME, KAPAKLIPINAR

11 harfli kelimeler

KAPAKLANMAK, KAPAKLIKAYA, KAPAKLIKUYU, KAPAKLIOLUK

10 harfli kelimeler

KAPAKLAMAK, KAPAKLAMAN, KAPAKLANMA, KAPAKLICIK, YÜZÜNKAPAK

9 harfli kelimeler

KAPAKKAYA

8 harfli kelimeler

KAPAKÇIK, KAPAKLIK, KAPAKSIZ, ARAKAPAK

7 harfli kelimeler

KAPAKLI, İÇKAPAK

6 harfli kelimeler

AKAPAK

5 harfli kelimeler

KAPAK

Bazı kelimelerin anlamları

KAPAK

Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne. Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf. Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta. Zıvanada iki dış yan parça. Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça.

KAPAKLIÇEŞME

Samsun ilinde, Beşpınar bucağına bağlı bir yer.

KAPAKLIKUYU

Adana ili, Saimbeyli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

KAPAKLAMAK

Sebze dipleri sulandıktan sonra çatlamak. Ayak bir yere takılarak yüzüstü düşmek, kapaklanmak. Çelikçomak oyununda 20 sayı elde etmek: Bir defa kapakladık.

KAPAKLIPINAR

Diyarbakır kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Sivas ili, Şarkışla belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

KAPAKLANMA

Kapaklanmak işi. Elense çekilişinde yüz üstü düşme.

KAPAKLIOLUK

Bursa şehrinde, Mustafakemalpaşa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

KAPAKLICIK

Bir kilim motifi.

KAPAKLIK

Kapak taşı. Kapak yapmaya özgü.

KAPAKLIKAYA

Sivas ili, Direkli nahiyesine bağlı bir bölge.

YÜZÜNKAPAK

Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).

KAPAKLANMAK

Ayağı takılıp yüzüstü düşmek. Yelkenli tekne güçlü rüzgâr veya ansızın gelen sağanak etkisiyle devrilmek.

KAPAKSIZ

Kapağı olmayan. Görgüsüz, terbiyesiz.

KAPAKLAMAN

Dilbalığı.

KAPAKKAYA

İki yüzü de düzgün yassı kaya.

KAPAKÇIK

Küçük kapak. Yürekte ve damarlarda kanın veya başka sıvıların geri dönmesini önleyen supap durumunda küçük kapak.

  -   -   -  

Anlamında KAPAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAPAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇİZME

Çizmek işi. Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir ayakkabı türü.

ÇANDI

Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste. Tahta kapak ya da tavan.

BASARNA

Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi. Dalyanın kapak yeri.

DEBBE

Kulplu ve ağzı kapaklı bakırdan su kabı, güğüm.

KAPORTA

Otomobilde kaput ya da ön kapak. Kişinin yüz, giysi, ayakkabı vb.nden oluşan dış görünümü. Gemi içinin aydınlanması ve hava alması amacıyla güvertede açılmış bulunan camekânlı yer. Motorlu taşıtları örten, genel olarak sacdan yapılmış dış bölüm.

DAVLUMBAZ

Dumanı ve kokuları toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı. Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak.

DOLMEN

İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı.

DEFTER

Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.

KALAMAZO

Banka, ticarethane vb. yerlerde kullanılan ve cilt kapakları özel bir düzen ve anahtarla gevşetilip sıkıştırılabilen defter.

KAP

İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.

ÇITÇIT

Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.

KAPUT

Asker paltosu. Kötü, bozuk, işe yaramaz. İskambilde el vermeden yenme. Prezervatif. Otomobil, kamyon vb. motorlu taşıtlarda motoru örten açılır kapanır biçimdeki kapak.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

CİLT

Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.

KAMA

Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak. Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi, takoz, kıskı. Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş veya cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat elemanları üstüne veya arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası. Oyunda sayı. Topun gerisini kapayan kapak. Oyunda kazanılan her parti.

DOLAP

Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Düzen. Su dolabı. Dönme dolap. İstanbul bedesteninde dükkân. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.

FAR

Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği. Kadınların süs için göz kapaklarına sürdükleri çeşitli renkte boya, düzgün.

ÇALPARA

Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber). Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak.

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

BRANDA

Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük