İçinde KÜFÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "küfü" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde küfü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu küfü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında küfü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

PAMUKÇUKKÜFÜ

11 harfli kelimeler

KÜFÜRBAZLIK, KÜFÜRLEŞMEK

10 harfli kelimeler

KÜFÜRDEMEK, KÜFÜRLEŞME

9 harfli kelimeler

LİMONKÜFÜ

8 harfli kelimeler

KÜFÜRBAZ

7 harfli kelimeler

KÜFÜRTÜ

5 harfli kelimeler

KÜFÜR, KÜFÜK, KÜFÜN

4 harfli kelimeler

KÜFÜ

Bazı kelimelerin anlamları

KÜFÜ

Korkunç, kocamış.

KÜFÜR

Sövme, sövmek için söylenen söz, sövgü. Tanrı'nın varlığı ve birliği gibi dinin temellerinden sayılan inançları inkâr etme.

LİMONKÜFÜ

Yeşile çalan mavi renk. Bu renkte olan.

KÜFÜRLEŞME

Küfürleşmek işi.

KÜFÜN

Yumuşak, dayanıksız, kil gibi çabuk ufalanan taş, kireçtaşı.

KÜFÜRTÜ

Hafif esen yel.

KÜFÜRLEŞMEK

Karşılıklı sövmek.

KÜFÜRBAZLIK

Küfürbaz olma durumu.

KÜFÜRBAZ

Kaba sövgüleri çok kullanan, ağzı bozuk.

KÜFÜRDEMEK

Serin serin esmek.

PAMUKÇUKKÜFÜ

Ağmantarlar topluluğundan olup, bakımsız hastalarda öldürücü nitelikler kazanabilen pamukçuk etkeni ilkel bitki.

KÜFÜK

İçi boş, çürük: Çocuğun küfük dişlerini çektirdim. Ocağın içinde ana duvara bitişik yarım metre yükseklikte kalınca bir set: Çok üşüyorsan çık ocağın küfüğünde otur.

  -   -   -  

Anlamında KÜFÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÜFÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKBAŞLI

Papatya. İnce ve sık yapraklı, beyaz çiçekli bir yabani ot, ayvadana. Küfür olarak kullanılır. Düğün sırasında hediyeleri kız tarafına götürecek kafilede ilâhi okuyanın arkasında bulunan yaşlı kadın. Civanperçemi. Sakarya şehrinde, Kaynarca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

GOVAN

Ahlâksız kişi. Boynuzlu anlamında olup küfür olarak kullanılır, kerata. Top top ve uzun boyu olan, çayırlıkta yetişen bir çeşit ot. Baltanın sap takılan deliği. Arı peteği. Arı kovanı. 70 ile 100 cm. uzunluğunda, silindir biçiminde yuvarlak olup içerisinde yoğurt dövülen kap, yayık. Kervan. Taş, toprak, ağaç gibi herhangi bir şeyin içine doğru uzanan boşluk. Opsanın övendireye geçmesini sağlayan arka kısmındaki boşluk. (Akçaşar Yalvaç Isparta). Koyunların içinden yem yedikleri ağaç oluk. (Taşpınar Aksaray Niğde).

DÜRZÜ

Ağır hakaret ve küfür sözü.

ETTİ

İnsana alıştırılmış koyun ya da keçi yavrusu. Küfür ve azar anlamına kullanılır: Seni gidi etti seni.

SÖVGÜ

Sövmek için söylenen söz, sövme, küfür.

GAYAR

Küfür, sövgü. Nal çivisi. Dağda kışın çobanların barınması için yapılan ev. Sövgü.

GOVALAMA

Tarafların kızışmasıyla küfürleşme hâlini alan atma türkü.

FALLAMAK

Küfür etmek. Azarlamak, paylamak. Kandırmak, aldatmak. Bozmak, berbat etmek. Aklını oynatmak. Falına bakmak. Büyük abdest yapmak.

KALAY

Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element (simgesi Sn). Aldatıcı görünüş. Sövme, küfür. Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası.

BALIKLAMAK

Balıklama tarzı suya atlamak. Yüzmek. Aptes bozmak (küfür olarak kullanılır): Ağzına balıkladığım. Şimşek çakmak.

HABAR

Haber. Küfür. Haber, bk. habar.

GAVAT

Yolsuz birleşmelere aracılık eden (kimse). Kuvvet. Arapça kökenli kavvâd: pezevenk; muhabbet tellali demek olup küfür sözü olarak kullanılır.

ELEGCİ

Kavgacı, küfürbaz, çingene, çin gene mizaçlı.

ASŞALAK

Bir küfür.

DÜŞ

Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü, rüya. Gerçek olmayan şey, imge. Gerçekleşmesi istenen şey, umut. Raslantı. Belli olmayan, bilinmeyen. Öğle vakti. Rüya. Cihet, yön, yol. Küfüv, aynı derecedeki, denk, eş, akran.

GAYARLAMAK

Küfür etmek, sövmek: Ali Mehmet'i iyice gayarladı.

HAŞO

Dinsiz; imansız yaşlı adam anlamına küfür sözü.

DENKDEŞ

Küfüv, eş, benzer.

SAVURMAK

Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.

HENKÜF

Yaşça ya da mevkice denk kimse: O benim henküfüm değil, ne diye arkadan dedikodu yapıyor.