İçinde KÜCÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kücü" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kücü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kücü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kücü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

TÜRKÜCÜLÜK

9 harfli kelimeler

BÜKÜCÜLÜK, ÖYKÜCÜLÜK, ÜLKÜCÜLÜK, KÜCÜLEMEK

8 harfli kelimeler

KÜCÜSTÜR

7 harfli kelimeler

TÜRKÜCÜ, KÜCÜLÜK, KÜCÜMEK, ÖYKÜCÜK

6 harfli kelimeler

BÜKÜCÜ, ÖYKÜCÜ, ÜLKÜCÜ, ALKÜCÜ, DÖKÜCÜ, KÜCÜLE, KÜCÜRE, ÖNKÜCÜ

5 harfli kelimeler

KÜCÜK, KÜCÜL

4 harfli kelimeler

KÜCÜ

Bazı kelimelerin anlamları

KÜCÜ

Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Heybe dokumakta kullanılan, üzerine teller çakılmış tahta, basit dokuma aygıtı. İnce sicim kalınlığında, sağlam, bükülmüş pamuk ipliği. Şubat ayı. Halı dokuma aygıtında ipleri geren ve gevşeten, silindir biçiminde, uzun ağaç. Bez dokuma aygıtında tarağın arkasında bulunarak iplik katlarının açılıp kapanmasını düzenleyen, özel biçimde bükülmüş ipler. Dokuma aygıtında uzunluğuna giden iplerin iki ucunu birleştiren yuvarlak, tahta çubuklar. Dokuma tezgahlarında dik inen ipliklerin arasını açıp kapamaya yarayan demirden yapılma uzun dişli tarak. Dokuma tezgahlarında örgü iplerini birbirinden ayıran yuvarlak ağaç. Dokuma tezgahlarında çözgü ipliklerinin bir kısmını aşağıda tutmaya yarayan tellerden her biri. Kimi dokuma tezgahlarında diren adı verilen ipliklerin arasından geçirildiği iki yan deynek ile bunları birbirlerine bağlayan ara ipliklerden oluşan düzen. Bazı dokuma tezgahlarında ağaç kücü yerine kullanılan keten lifinden yapılma sicim.

KÜCÜMEK

Tezgâhta halı, kilim, kumaş ve benzerleri dokurken çözgü ipliklerini gücü ağacına bağlamak.

ÜLKÜCÜ

Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan, idealist.

KÜCÜLEMEK

Tezgâhta halı, kilim, kumaş ve benzerleri dokurken çözgü ipliklerini gücü ağacına bağlamak. Başarmak: İşi kücülemeli. Zehirlemek: Köpekleri kücülüyorlar. Azalmak. Köpek çağırmak. Dokunacak bez, kilim ve benzerleri nesnelerin ipliklerini gücü ipliklerinin arasından geçirmek.

ÖYKÜCÜLÜK

Hikâyecilik.

KÜCÜLÜK

İnce sicim kalınlığında, sağlam, bükülmüş pamuk ipliği.

DÖKÜCÜ

Cömert, eli açık. Kurşun döken kimse. Bakırdan yapılmış ibrik.

TÜRKÜCÜLÜK

Türkücünün işi.

ALKÜCÜ

Istar'da dokuma iplerini öne kaydıran ağaç düzen. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya).

ÖYKÜCÜK

Eğitimsel ve öğretimsel amaçlarla, ilginç tarihsel kişi, olay ve çağlardan söz eden küçük öykü türü. bk. öykünce, örnek, öykü, gerçekçi masal, saga.

TÜRKÜCÜ

Türkü söyleyen kimse, okuyucu.

ÖYKÜCÜ

Hikâyeci.

KÜCÜSTÜR

Dört bacaklı demir sacayak. (Seydali, İnönü Eskişehir).

ÜLKÜCÜLÜK

Bir ülküyle belirlenmiş olan, bu ülküye çıkar gütmeden bağlı kalan yaşama biçimi ve dünya görüşü, idealizm.

BÜKÜCÜ

Ağaç veya kontrplakları kalıpla, elle bükerek şekil veren kimse.

BÜKÜCÜLÜK

Bükücünün yaptığı iş.

  -   -   -  

Anlamında KÜCÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÜCÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEPİLATÖR

Kıl dökücü.

DEFOLİANT

Bitkilerde yaprak dökücü olarak kullanılan kimyasal madde.

ÇEKME

Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekmece. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Düzgün biçimli. Parmak ya da mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan.

BADI

Dokuma tezgâhını hareket ettirmeye yarayan tahta ayaklık, pedal. Kaz. Şişman, ablak yüzlü, kısa boylu kimse. Pis, kirli. Tembel. Uçlarını koltuk altlarına dayayıp, çatallarına ayak konularak yürünen, bir çift sopadan yapılmış oyun aygıtı. Çorabın eskimemesi için bezden yapılan terlik. Erkek zenci. Ördek. Kaz ve ördek yavrusu. Hindi. Kaz yavrusu. Dokuma tezgâhlarında kücülerin aşağı yukarı hareket etmesini sağlayan tahta. (Mudurnu Bolu).

EFLATUNCULUK

Eski Yunan Filozofu Eflatun'un ülkücülüğünü örnek alan güzellik anlayışı (XV-XVI. yüzyılda Avrupa'da belirmiştir).

AŞIK

Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.

HİKAYECİLİK

Hikâyecinin yaptığı iş, öykücülük.

FLEKSOR

Bükücü, eğici.

KISALKI

Gelinin arkadaşları, türkücüleri : Kısalkılar kız hamamına gidiyorlar.

HUNRİZ

Kan dökücü, kanlı.

GANTARMA

Gem. Ocakların üstündeki sergen: Gantarmada espirte vaa mı?. Kücü çerçevelerini istenilen yükseklikte tutmaya yarayan araç. (Bekilli Çal Denizli).

İDEALİZM

Ülkücülük. Bilgide temel olarak düşünceyi alan ve varlığı insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden öğretilerin genel adı.

KASAPLIK

Kasap olma durumu, etçilik. Kan dökücülük, hunharlık. Kesilmek üzere kesimevine gönderilen (hayvan). Kasabın yaptığı iş, etçilik.

HİKAYECİ

Dinlemece uyduran veya hikâye yazan kimse. Hikâye yazan, öykücü.

İDEALİST

Ülkücü. İdealizm öğretisine bağlı filozof.

HUNHARLIK

Kan dökücülük, zalimlik.

KASAP

Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse. Kan dökücü, hunhar. Et satılan dükkân.

OKUYUCU

Sürekli olarak gazete, dergi vb. okuyan, okur, kari. Düğüne çağrı yapan kimse. Türkücü. Şarkıcı.

MEMELİPAS

Başta armut olmak üzere, elma, ayva, ahlat, alıç, üvez ağaçlarına yerleşerek, yaprak dökücü, meyve verimini azaltıcı ve gelişmeyi durdurucu etkiler doğurması dolayısıyle çokça önem taşıyan asalak mantar.

HUNHAR

Kana susamış, kan dökücü.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük