İçinde İLAC geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ilac" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ilac bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ilac ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ilac olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

İSTİLACILIK

9 harfli kelimeler

CİLACILIK, MYTİLACEA

8 harfli kelimeler

İSTİLACI, ZİMİLACI

7 harfli kelimeler

CİLACIK

6 harfli kelimeler

CİLACI, DİLACA

4 harfli kelimeler

İLAC

Bazı kelimelerin anlamları

İLAC

İlaç. (Yalın olarak kullanılmaz) bk. illaç.

CİLACILIK

Cilacının yaptığı iş.

İSTİLACI

İstila eden (kimse, devlet).

CİLACIK

Kulübe.

DİLACA

Her söze karışan kişi.

CİLACI

Cila yapan, eşyaya cila vuran kimse.

ZİMİLACI

Kışın yemiş veren bir çeşit diken.

MYTİLACEA

Midyeler.

İSTİLACILIK

İstilacı olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında İLAC bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İLAC geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TOLERANS

Hoşgörü. Yüksek dozda verilen herhangi bir ilaca karşı vücudun gösterdiği dayanma gücü. Sürekli aynı dozun kullanılması sonucu bir ilacın etkilerinin giderek azalması durumu. İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı.

FLİT

Sinek, sivrisinek vb. böcekleri öldürmek için püskürtülen ilaç. Bu ilacı havaya püskürten araç.

EŞDEĞERLİK

Bir atom kümesi ya da kökün göreceli olarak birleşme gücü. Bir ilacın diğeri ile belirli standartlar açısından karşılaştırılması sonucunda, eşit olması durumu.

SİRMO

Doğu Anadolu'da yetişen bir tür yabani sarımsak (Allium atrovilaceum, Allium vineale).

FORMÜL

Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.

DOZ

Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj. Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü, dozaj. Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze, dozaj.

DEVASIZ

İyileştirilemeyen, ilacı bulunamayan. Çaresiz.

DİLEM

davâ (bk. aranç) -konusu: müddeâ bih. -yöneltilme yetkisi: pasif husûmet ehliyyeti (salâhiyyeti). -yöneltme yetkisi: aktif husûmet ehliyyeti (salâhiyyeti). ~e katılma: da'vâya müdâhale. ~in bildirilmesi: da'vânın ihbârı. Gönül ilacı.

İĞNE

Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Oltanın ucundaki küçük çengel. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Bazı araçların ucu sivri parçaları.

DUALİST

Tam agonist bir ilaca karşı antagonist bir etki oluşturan ve tam agonist veya antagoniste göre daha zayıf etkili olan madde.

ENDİKASYON

Bir hastalıkta izlenecek tedavi yöntemi ve müdahalenin belirlenmesi, indikasyon. Bir ilacın hangi hastalıklara ve hangi biçimde uygun olacağını veya bir operasyonun hangi koşullarda gerekli olduğunu ifade eder.

APARATİF

İştah açıcı, iştah ilacı, aperitif.

ZARARLIKIRAN

Bitkilerin sağlıklı biçimde gelişmelerini engelleyen böcek, kurt vb. canlıları yok eden tarım ilacı.

İLAÇSIZ

İlacı olmayan. İlaçlanmamış.

KAPSÜL

Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.

DİSSOLÜSYON

Tanecikler içindeki ilacın moleküllerinin mide veya bağırsak suyunda çözünmesi.

TABELA

Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret veya resim bulunan, tahta veya sac parçası, levha. Hastanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kâğıt. Hastane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge.

ANTİEPİLEPTİK

Sara hastalığını tedavi eden, sara ilacı, sarayı tedavi edici.

DAYANIKSIZLIK

Dayanıksız olma durumu, metanetsizlik. Varolan bir hastalık durumu nedeniyle, ilacın belirli etkilerine normalden daha fazla duyarlılık olması.

AKARİSİT

Akarlara (kene vb.) karşı kullanılan öldürücü madde. Kene veya akarları öldüren ilaç, uyuz ilacı. Akar, kene ve benzerleri parazitlere karşı kullanılan öldürücü madde.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük