İçinde İÇER geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "içer" olan, toplam 43 tane kelime bulunuyor. İçerisinde içer bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu içer ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında içer olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

İÇERİKLEŞTİRME

13 harfli kelimeler

DOMANİÇERİKLİ, YENİÇERİAĞASI

12 harfli kelimeler

YENİÇERİOĞLU

11 harfli kelimeler

BİÇERBAĞLAR, YENİÇERİLİK, İÇERDEKİLER, İÇEREBİLMEK, İÇERİKÖLÇER

10 harfli kelimeler

BİÇERDÖVER, İÇEREBİLME, İÇERİÇUMRA, İÇERLENMEK

9 harfli kelimeler

İÇERLEMEK, İÇERLEYİŞ, İÇERİBÜKÜ, İÇERİKSİZ, İÇERTİLER

8 harfli kelimeler

İÇERİKLİ, İÇERLEME, YENİÇERİ, ALİÇERÇİ, ÇİÇERMEK, İÇERİDEN

7 harfli kelimeler

İÇERLEK, İÇERMEK, ALİÇERİ, ÇİÇERİK, EVİÇERİ, İÇERİLİ, İÇERİSU, İÇERLEG, İSPİÇER

6 harfli kelimeler

İÇERİK, İÇERME, İÇERDA, İÇERİM, İÇERKE

5 harfli kelimeler

İÇERİ, BİÇER, ÇİÇER, İÇERE

4 harfli kelimeler

İÇER

Bazı kelimelerin anlamları

İÇER

Oda, oturma odası.

BİÇERDÖVER

Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine.

İÇERLENMEK

içer gibi görünmek.

İÇERLEYİŞ

İçerleme işi.

İÇEREBİLME

İçerebilmek işi.

YENİÇERİLİK

Yeniçeri olma durumu, yeniçeri askerliği. Yeniçeri asker kuruluşunun olduğu devir. Yeniçeri askerî kuruluşu.

İÇERİKLEŞTİRME

Başka bir kişinin ya da toplumun bilgi, inanç ve davranışlarını benimseyerek kendine mal etme.

İÇERLEMEK

İçin için öfkelenmek. Kırılmak, alınmak.

İÇERDEKİLER

Çalışmakta olan ve bu nedenle ücret pazarlıklarını doğrudan etkileyen işgücü. karşılığı dışardakiler, içerdekiler-dışardakiler kuramı, yedek işsizler ordusu. Bir firmadaki karar verme konumunda bulunan üst düzeydeki yöneticiler ve iç paydaşlar.

YENİÇERİAĞASI

Yeniçeri ocağının en yüksek subayı ve komutanı.

BİÇERBAĞLAR

Ekini hem biçen hem de bağ durumuna getiren makine.

İÇERİÇUMRA

Konya ili, Çumra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

İÇERİKÖLÇER

İyonlaştırıcı ışınım kaynağı içeren ve bir maddede bulunan element miktarını belirlemeye yarayan ölçüm aygıtı.

İÇEREBİLMEK

İçerme imkânı veya olasılığı bulunmak.

DOMANİÇERİKLİ

Kütahya ili, Domaniç ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

YENİÇERİOĞLU

Yeniçeri ocağı ileri gelenlerinin ocağa yazdırdıkları oğul ve yakınları.

  -   -   -  

Anlamında İÇER bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İÇER geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANTİKATOT

Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.

AZAP

Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.

BARBEKÜ

Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme.

BAKIRLI

Bakır içeren (maddeler).

BİRLİK

Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

ASESBAŞI

Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.

BİNİŞ

Binme işi. Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe. Atlı alay. Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe. Atlı alayda giyilen giysi.

BALSAMLI

Balsam içeren, antiseptik ve besleyici özelliği olan (ilaç, merhem vb.).

BİÇİMCİLİK

Biçimci olma durumu, formalizm. Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş, formalizm.

BAŞESKİ

En kıdemli kimse. Yeniçeri bölüklerinde erlerin en kıdemlisi. Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı.

BELİRLENİM

Belirli duruma gelme işi. Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi, gerektirim, determinasyon.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

BELASIZ

Bela içermeyen.

ANTEN

Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.

ASES

Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.

AZI

Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi.

BALLI

İçerisinde bal bulunan. Şanslı.

BAŞÇAVUŞ

Astsubay başçavuş. Yeniçeri Ocağının çavuşu.

ANLAMLI

Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük