İçinde ENA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ena" olan, toplam 294 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ena bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ena ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ena olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

DEHİDROJENASYON, ENANTİYOMORFLAR, EŞKENARPULLULAR, HİPERADRENALİZM

14 harfli kelimeler

MENAFİİUMUMİYE, DEĞİRMENAYVALI, DEHALOJENASYON, ENAMELOBLASTUS, HİPOADRENALİZM

13 harfli kelimeler

FENALAŞTIRMAK, NAMÜTENAHİLİK, ADRENALEKTOMİ, ARENAVİRÜSLER, DEMİRBELDENAT, DİSADRENALİZM, ENANTİOMERLER, HİDROJENASYON, MONOOKSİJENAZ, SUPRARENALİZM, TÜRKMENAKÖREN

12 harfli kelimeler

FENALAŞTIRMA, MUKAVELENAME, ÖGLENAGİLLER, PARALELKENAR, SAİRFİLMENAM, SENARYOCULUK, APOKAROTENAL, ARENAVİRİDAE, DEĞİRMENAĞZI, DEĞİRMENALTI, DEĞİRMENARKI, DEHİDROJENAZ, DENATÜRASVON, DENATÜRASYON, FİBRİNOJENAZ, NORADRENALİN, OKSİJENAZLAR, PULMONORENAL, RENATÜRASYON

11 harfli kelimeler

ALİCENAPLIK, BİNAENALEYH, ENAYİCESİNE, ENAYİLEŞMEK, MENAKIPNAME, MUAHEDENAME, MUAHEZENAME, SİLSİLENAME, TAVSİYENAME, DİOKSİJENAZ, ENANTİYOMER, GIYKENARBİZ, İZOPRENALİN, KENARBIÇAĞI, KENARSIZLIK, MENACANTHUS, TETRAHYMENA

10 harfli kelimeler

FENALAŞMAK, HAVALENAME, KENARORTAY, MENAJERLİK, MUHASSENAT, MÜDEVVENAT, MÜKEVVENAT, NAMÜTENAHİ, SENATÖRLÜK, ŞECERENAME, TENASÜPSÜZ, ÇEŞİTKENAR, FENAFİLLAH, ADRENALİZM, ARENAVİRUS, BELENARDIÇ, DÜZGENALLI, ENARTROZİS, ENAYİLEŞME, GLİKOJENAZ, GÜRGENAĞAÇ, HEHEYYENAM, HİDROJENAZ, HYDATİGENA, KARRAGENAN, KENANOBASI, KENARLILIK, KOLLAGENAZ, KOLLAJENAZ, NİTROJENAZ, Devamını Oku »»

9 harfli kelimeler

ADRENALİN, AMENAJMAN, CENABIHAK, DÖRTKENAR, FENALAŞMA, FENOMENAL, HAMDÜSENA, İKİZKENAR, METHÜSENA, MÜTENAKIS, MÜTENAKIZ, MÜTENASİP, MÜTENAVİP, MÜTENAZIR, SENARYOCU, BELENAĞRI, BELENALAN, BERENAĞRI, BERENARAN, BERENARIN, ENALAPRİL, ENARIBERİ, GÖKMENALP, GUDUKDENA, GÜLMENAŞİ, HOMOJENAT, KAROTENAZ, KENARDERE, KENARSUYU, KENARYAZI, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

ALİCENAP, BERENARI, DERKENAR, ENANİYET, ENAYİLİK, KENARLIK, KENARSIZ, MAKARENA, SENARİST, SÜRMENAJ, ARAKENAR, BECENARI, BELDENAT, BELENARI, BERENARA, BERENARİ, BİRENARI, CİLVENAZ, DENATÜRE, ENAMELUM, ENARBERİ, ERDENALP, EVRENATA, İNCENARİ, KENARBEL, KESENALİ, KRENATUS, LİOLENAT, ÖRENAĞIL, ÖZGENALP, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

CENABET, ENAYİCE, FENALIK, HASENAT, KENARCI, KENARLI, MENAJER, MENAKIP, PENALTI, RABBENA, SENARYO, SENATÖR, SERENAT, TENAFÜR, TENAKUS, TENAKUZ, TENASÜH, TENASÜL, TENASÜP, TENAZUR, EŞKENAR, BARDENA, BENAĞRI, BENAZİR, DENAMAK, ENABERİ, ENAŞAĞI, ENATMAK, ERDENAY, ERENALP, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

BİENAL, CENAZE, DENAET, DRENAJ, MENAFİ, MUTENA, ÖGLENA, SENATO, ŞENAAT, BECENA, BENARİ, BENAVA, BENAVE, ENAMEL, ERENAY, GENAAZ, GENABA, HABENA, HÖKENA, KENAYI, MECENA, MELENA, MENARŞ, ÖZENAY, SAFENA, SELENA, ŞENALP

5 harfli kelimeler

ARENA, CENAH, CENAP, ENAYİ, GRENA, KENAR, AGENA, ASENA, BENAL, BENAM, BENAN, BENAY, ÇENAK, DENAZ, ENACI, ENANE, ENARİ, GENAZ, KENAN, KRENA, MENAF, MENAK, MENAV, PENAH, PENAM, RENAL, RENAN, SENAİ, SENAL, SENAR, Devamını Oku »»

4 harfli kelimeler

ENAM, FENA, PENA, SENA, VENA, BENA, ENAK, ENAR, GENA, HENA, MENA, NENA, UENA

3 harfli kelimeler

ENA

Bazı kelimelerin anlamları

ENA

Hayret edatı. "Enâ ben senin ananam.

MENAFİİUMUMİYE

Kamu yararı.

ENAMELOBLASTUS

Ameloblast.

DEMİRBELDENAT

Biçilen ekini arabaya yüklemek için kullanılan beş çatallı demir araç. (Apsarı, Çatalsu Aksaray Niğde).

NAMÜTENAHİLİK

Sonsuz olma durumu.

DİSADRENALİZM

Adrenalizm.

ADRENALEKTOMİ

Böbrek üstü bezinin ameliyatla çıkarılması.

DEHALOJENASYON

Bir bileşikten ilaç metabolizmasında halojen madde kaybı.

ARENAVİRÜSLER

Doğal konakçıları çoğunlukla kemirgenler olan ve insanlarda hastalığa yol açan lenfositik koryomenenjitis ve lassa hastalıkları virüslerin de yer aldığı, elektron mikroskoptaki görüntüsü kum taneciklerine benzeyen, tek iplikli ve parçalı yapıda negatif anlamlı RNA genoma sahip virüs ailesi Arenaviridae.

DEĞİRMENAYVALI

Afyon şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ENANTİYOMORFLAR

Ayna görüntüsü gibi, aynı fakat aksi pozda olanlar.

FENALAŞTIRMAK

Fenalaşmasına sebep olmak, fena duruma getirmek.

EŞKENARPULLULAR

(Rhomboganoidea), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının tükel-ağızlılar (Teleostomi) alt-sınıfına giren bir takımı. İskeletleri kemiklidir. Bazısı taşıl olmuş ve soyu tükenmiştir. Yaşayan türlerinin üstü parlak, eşkenar pullarla örtülüdür., Kuyrukları heteroserktir. Kemikli-turna-balığıgiller (Lepisosteidae) familyası. vardır.

DEHİDROJENASYON

Bir substrattan hidrojen iyonlarının kaybı. Komşu karbon atomlarından birer tane hidrojen atomunu uzaklaştırarak karbon atomları arasında ikili veya üçlü bağlar oluşturma. Bir substrattan hidrojen iyonlarının ayrılması.

HİPERADRENALİZM

Adrenal hormonlarının anormal olarak artmış sekresyonu ve buna bağlı ortaya çıkan belirtiler. Böbrek üstü bezi hormonlarının aşırı artmış salgısı ve buna bağlı ortaya çıkan belirtiler.

HİPOADRENALİZM

Böbrek üstü bezi aktivitesinin azalması.

  -   -   -  

Anlamında ENA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ENA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALİCENAPLIK

Alicenap olma durumu.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

AZALMA

Azalmak işi, eksilme, tenakus.

BAKLAVA

Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.

ASLANAĞZI

Sıracagillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki, danaburnu. Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan aslan biçiminde süs taşı.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

ALFA

Yunan alfabesinin birinci harfi. Kuzey Afrika'da ve İspanya'da yetişen ve kâğıt, ip, halı yapımında kullanılan bir bitki (Stipa tenacissima).

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

AKAÇLAMA

Akaçlamak işi, tefcir, drenaj.

ALAY

Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.

ABAKÜS

Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.

ALTIGEN

Altı kenarlı çokgen, müseddes. Bu biçimde olan.

ARPACIK

Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.

ANTİKA

Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.

ARAZÖZ

Yolları ve yol kenarlarındaki yeşillikleri sulamakta kullanılan araç.

AYRIMLAMA

Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama.

BAKIŞIM

İki veya daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu, simetri. Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur, simetri.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ALÇAKLIK

Alçak olma durumu, denaet, pespayelik. Alçakça davranış, habaset, şenaat.

ALMAŞIK

İki veya daha çok şeyin sıralanmasında karşılıklı değil, aralıklı olarak sağda ve solda yerleşmiş olan. Almaşlı olarak işleyen, mütenavip, alternatif.