İçinde CERE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "cere" olan, toplam 53 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cere bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu cere ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cere olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

PAZIPENCERESİ

12 harfli kelimeler

BECEREBİLMEK, GÖKPENCERESİ

11 harfli kelimeler

BECEREBİLME

10 harfli kelimeler

ŞECERENAME, CEREBCÜLÜK, CERELENMEK, GÖZPENCERE, PENCERECİK, PENCERESİZ

9 harfli kelimeler

CEREYANLI, MUHACERET, PENCERELİ, CERELEMEK

8 harfli kelimeler

ŞECERECİ, ŞECERELİ, CERELMEK, ECEREMÜK, SECERELİ

7 harfli kelimeler

CEREYAN, İNCEREK, LACEREM, PENCERE, TENCERE, AYCEREN, CEREKLİ, CERENLİ, CERENÜK, ÇENCERE, GECEREK, GİCEREK, HECERET, HÖCEREN, MENCERE, TECEREN, YÜCEREK

6 harfli kelimeler

CEREME, ŞECERE, BECERE, CEREYH, GECERE, HACERE, HÖCERE, HÜCERE, KACERE, KECERE, SECERE

5 harfli kelimeler

CEREN, CEREK, CEREM, CERES, CEREZ

4 harfli kelimeler

CERE

Bazı kelimelerin anlamları

CERE

Dilenme, toplama. Toprak testi. Toprak küp. Kocasından boşanan çocuklu kadının çocuklarına ve kendisine bağlanan para. Bir malın yıllık kirası veya vergisi. Bir iş karşılığında alınan şey. Güç, erk. Testi. Nafaka. Toprak küpün küçüğü. Çömlek. (Gökmenler, Kızılağaç, Gedikli, Çatak Saimbeyli Adana).

CERELENMEK

Nişan takmak. İz yapmak.

BECEREBİLME

Becerebilmek işi.

CEREBCÜLÜK

Alış veriş yapma. (Boyalı Güdül Ankara).

GÖZPENCERE

(Mimarlık) Çatıkatlarında ya da kapı üstlerinde yuvarlak ya da oval biçimli küçük pencere.

MUHACERET

Göç, göçme. Yaşamakta olduğu ülkeden yabancı bir ülkeye uzun veya kısa süreli yerleşmek için gitme.

CEREYANLI

Akıntılı. Akımlı.

ŞECERENAME

Soyağacını gösteren kitap veya yazı.

PENCERELİ

Penceresi olan.

PAZIPENCERESİ

Şekerpancarının yeşil yaprakları.

BECEREBİLMEK

Becerme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ŞECERECİ

Şecere tutan kimse.

CERELEMEK

Yavrulayacak hayvanın dişilik organından beyaz sıvı akmak. Nişan takmak.

PENCERECİK

Küçük pencere.

GÖKPENCERESİ

Gökyüzünün çok bulutlu olduğu sıralarda, gök mavisinin yer yer görünebildiği açıklıklar.

PENCERESİZ

Penceresi olmayan.

  -   -   -  

Anlamında CERE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BACA

Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

BUMBAR

Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kalın bağırsağı. Bu bağırsağa ciğer, kıyma, pirinç veya bulgur doldurularak yapılmış olan yemek. Soğuğun girmesini önlemek için kapı ve pencere aralıklarına takılan, içi pamuk dolu, uzun bez kılıf.

BOYUNDURUK

Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.

CAMCILIK

Camcının yaptığı iş. Evin içini pencereden gözetleme.

CAMCI

Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.

CUMBA

Yapıların üst katlarında, ana duvarların dışına, sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon. Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm.

ANAFORLU

Akıntılı, cereyanlı.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

ATKI

Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.

ÇÖMLEK

Toprak tencere.

DENİZLİK

Kayıklarda bordayı aşan dalgaların içeriye girmesine engel olan eğik tahta. Pencerelerin altında, içte ve dışta yapılarak suların duvar içine sızmasını veya duvar yüzeyinde yayılmasını önleyen eğik bölüm. Denize girerken kullanılan kadın mayosu.

DAYAMAK

Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.

AÇIT

Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.

ÇERÇEVE

Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık. Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç. Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan. Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık.

DEMİRLEMEK

Kapı ve pencerenin kol demirini takmak, kapatmak. Gemi demir atmak. Demire vurmak.

BRİZBİZ

Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan bir tür ince perde.

CAM

Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılmış olan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim. Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapılmış, sırça. Kadeh, içki. Pencere.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

ÇAVDAR

Buğdaygillerden, unlu tane veren bir bitki (Secale cereale). Bu bitkinin esmer ve uzun tanesi.

AKIM

Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük