İçinde CEĞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ceğ" olan, toplam 59 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ceğ bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ceğ ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ceğ olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

SÜMÜKLEĞENBÖCEĞİ

15 harfli kelimeler

ÇEVRÜLİCEĞİZLİK, IŞILDAYIKBÖCEĞİ, SÜMÜKLEENHÖCEĞİ

14 harfli kelimeler

ÖRÜMCEĞİMSİLER, GERGEDANBÖCEĞİ, MOMURGANBÖCEĞİ, MUMURGANBÖCEĞİ, TOMUZLANBÖCEĞİ

13 harfli kelimeler

DENİZÖRÜMCEĞİ, EKMEKÇEKECEĞİ, HAZİRANBÖCEĞİ

12 harfli kelimeler

CIRCIRBÖCEĞİ, KIRMIZBÖCEĞİ, SÖLCENBÖCEĞİ, TESPİHBÖCEĞİ, TOSTANBÖCEĞİ

11 harfli kelimeler

BELÇEKECEĞİ, DERNEŞECEĞİ, ELÖĞRENCEĞİ, GELİNBÖCEĞİ, GEYCEĞALIĞI, GEYİKBÖCEĞİ, HAMAMBÖCEĞİ, KUDUZBÖCEĞİ, MAYISBÖCEĞİ, TAKLABÖCEĞİ, YUMMABÖCEĞİ

10 harfli kelimeler

AKÇABÖCEĞİ, ATEŞBÖCEĞİ, IŞILBÖCEĞİ, UĞURBÖCEĞİ, UYUZBÖCEĞİ

9 harfli kelimeler

BOKBÖCEĞİ, KIZBÖCEĞİ, TENBÖCEĞİ

8 harfli kelimeler

KÖYCEĞİZ, BELCEĞİZ, BEYCEĞİZ, CEĞİRĞEN, GÖRCEĞİZ, GÖZCEĞEN, GÜRCEĞİZ, KÜNCEĞİZ, NENCEĞİZ, TİZCEĞEZ, TİZCEĞİN

7 harfli kelimeler

ERİNCEĞ, GÖCEĞEN, İNCEĞİZ

6 harfli kelimeler

CEĞERT

5 harfli kelimeler

CEĞAN, CEĞEL, CEĞEN, CEĞER, CEĞET, İCEĞİ

4 harfli kelimeler

CEĞA

3 harfli kelimeler

CEĞ

Bazı kelimelerin anlamları

CEĞ

Sepet yapılan sap. Uzun, uzunluğuna.

ÇEVRÜLİCEĞİZLİK

Çevrilici halde olma.

SÖLCENBÖCEĞİ

Bir çeşit salyangoz.

EKMEKÇEKECEĞİ

Fırından ekmek çekmekte kullanılan ağaç kürek. (Gerze Sinop).

KIRMIZBÖCEĞİ

Kabuklu böcekler familyasından olup, kaynanadili üzerinde gelişen ve çeşitli bilim dallarında kullandığımız çok yararlı bir boya yapımında kullanılan Meksika kökenli böcek.

IŞILDAYIKBÖCEĞİ

Ateşböceği.

ÖRÜMCEĞİMSİLER

Karada yaşayan akrepler, örümcekler, keneler ve uyuz böceklerini içine alan, dört çift ayaklı eklem bacaklılar sınıfı.

SÜMÜKLEĞENBÖCEĞİ

Salyangoz.

GERGEDANBÖCEĞİ

Dört santimetreye yakın boyda olup, erkeklerinde sert bir boynuz bulunan ve kurtçuk evresini yaşlı ağaç kökü kemirerek geçiren kınkanatlı böcek.

SÜMÜKLEENHÖCEĞİ

Kabuksuz salyangoz, sümüklüböcek.

HAZİRANBÖCEĞİ

Mayısböcekleri topluluğundan olup, 16 mm. büyüyebilen ve tarım bitkilerine çok zarar veren kınkanatlı esmer böcek; anızböceği.

MUMURGANBÖCEĞİ

Tespihböceği.

TOMUZLANBÖCEĞİ

Kınkanatlılardan, bitkilere zarar veren bir böcek, mayısböceği.

MOMURGANBÖCEĞİ

Tespihböceği.

DENİZÖRÜMCEĞİ

Bir tür büyük yengeç (Maja squinado).

CIRCIRBÖCEĞİ

Düzkanatlılardan, 2,5 - 3 cm. boyunda olup, bitkisel ve hayvansal maddelerle beslenen, gündüzleri toprak altında saklanıp, geceleri tarlalarda, ağaçlarda saatlerce hiç durmadan ötebilen çirkin sesli böcek türü; cırlak.

  -   -   -  

Anlamında CEĞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CEĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

BAŞARIM

Elde edilen bir başarı. Herhangi bir olayı veya durumu başarma isteği ve gücü. Kişinin yapabileceği en iyi derece, performans. Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı, performans.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

BİLGİ

İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.

AHRETLİK

Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

AKARLAR

Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.

AKREPLER

Örümceğimsilerin, örneği akrep olan takımı.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ATATÜRKÇÜLÜK

Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.

ARİFANE

Yiyeceği ortaklaşa sağlanan (toplantı). Arif olana yakışacak bir biçimde.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

BELKİLİ

Olasılı, muhtemel. Doğru olabileceği gibi yanlış da olabilen, belli ve kesin olmayan, olasılı, ihtimalî.

AMATÖRCE

Amatör gibi. (amatö'rce) Amatörün yapabileceği bir biçimde.

BESLEMEK

Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.

AVLAMA

Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük