İçinde AVDA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "avda" olan, toplam 38 tane kelime bulunuyor. İçerisinde avda bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu avda ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında avda olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YUKARIÇAVDARLIK

13 harfli kelimeler

ÇAVDARMAHMUZU, BÜYÜKDAVDANLI

11 harfli kelimeler

ÇAVDARHİSAR, AVDANERTESİ, ÇAVDARLILAR, ÇAVDARUŞAĞI, DAVDALLAMAK

10 harfli kelimeler

AŞAĞIAVDAN

9 harfli kelimeler

ÇAVDARSIZ, ÇAVDARKÖY, ÇAVDARLIK, HAVDARMAK

8 harfli kelimeler

ÇAVDARLI, LAVDANOM, AKÇAVDAR, AVDANCIK, AVDANLIK, DAVDANLI, KIRAVDAN

7 harfli kelimeler

AKAVDAL, AVDALLA, AVDAMAK, AVDANLI, SAVDALİ

6 harfli kelimeler

ÇAVDAR, AVDALI, DAVDAR, HAVDAN, KAVDAN, SAVDAL, SAVDAN

5 harfli kelimeler

AVDAL, AVDAN, AVDAS, AVDAZ, LAVDA

4 harfli kelimeler

AVDA

Bazı kelimelerin anlamları

AVDA

Pekmezin üzerine biriken beyazlık.

ÇAVDARHİSAR

Kütahya iline bağlı ilçelerden biri.

ÇAVDARLILAR

Aksaray ili, Acıpınar bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

AVDANERTESİ

Pazartesi.

ÇAVDARKÖY

Aydın şehrinde, Yenipazar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Sivas ilinde, Ulaş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

LAVDANOM

İçinde afyon bulunan sulu bir ilaç.

HAVDARMAK

Kötü söz söylemek.

ÇAVDARSIZ

Çavdar katılmamış.

ÇAVDARUŞAĞI

Kayseri ili, Yahyalı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

AŞAĞIAVDAN

Samsun ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

ÇAVDARMAHMUZU

Buğdaygillerin ve en çok çavdarın, başağı üzerinde türeyip koyu mor renkte bir horoz mahmuzunu andıran, 1-4 santimetre uzunluğunda, 2-7 milimetre genişliğinde, az çok kıvrık, kolayca kırılabilen, özel kokulu, silindir yapılı çubuklar hâlinde olan ve hekimlikte kullanılan asklı mantarlardan biri (Claviceps purpurea).

ÇAVDARLI

Çavdar katılmış.

BÜYÜKDAVDANLI

Ankara ili, Balâ belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

ÇAVDARLIK

Çavdar bitkisi kadar büyüyen, başak verdiği halde tanesi olmayan, çalı içlerinde yetişen bir çeşit bitki.

YUKARIÇAVDARLIK

Van şehrinde, Özalp belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

DAVDALLAMAK

Başı dönmek, şaşırmak.

  -   -   -  

Anlamında AVDA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AVDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DÖKMEK

Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

BARAĞI

Edirne şehri, Mecidiye nahiyesine bağlı bir bölge. Kütahya kenti, Çavdarhisar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

TÜFEK

Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah.

GEÇMEK

Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.

ELENMEK

Eleme işine konu olmak veya eleme işi yapılmak. Yarışma dışı kalmak, yarışmadan çıkarılmak. Süzülmek. Sınavda başarısız sayılmak.

SORU

Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı, sual. Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz veya yazı, sual.

TÜYO

Herhangi bir konuda verilen gizli bilgi. Yarış öncesinde belirlenen veya tahmin edilen yarışmacı hakkında verilen gizli bilgi. Sınavda başkasından yardım görme veya bir kaynaktan yararlanma, kopya.

KOPYA

Bir sanat eserinin veya yazılı bir metnin taklidi, asıl karşıtı. Taklit edilmiş olan. Suret çıkarma işi. Yazılı sınavda gizlice bakmak için hazırlanmış kâğıt. Aynı canlıdan eşeysiz olarak üreyen canlı, klon. Bir sınavda soruları cevaplamak için başka birinden veya yerden gizlice yararlanma.

BUĞDAYGİLLER

Bir çeneklilerden, örneği buğday, yulaf, arpa, pirinç, çavdar, mısır, ayrık ve çayır otları, kamış, bambu olan, çiçekleri başak durumunda büyük bir bitki familyası.

BELEKE

Yarıyarıya çavdarla karışık buğday.

ÇAKTIRMAK

Çakma işini yaptırmak. Birinin bir şeyi sezmesini sağlamak. Sınavda bırakmak.

ABDAZ

Abdest, karşılığı abdez, ahdes, avdaz.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

TAHIL

Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.

ALATENE

Bulgur ve mercimekle yapılan bir çeşit yemek. Çavdarla karışık buğday: Bu yıl 50 gülek alatenem çıktı.

ÇAVUN

Hayvan derisinden veya çavdan yapılmış kırbaç.

AKÇAVDAR

Bir çeşit çavdar.

ARABİNOKSİLANLAR

Buğday, çavdar ve tritikalede bulunan, sindirimi zorlaştırarak tane yemin metabolik enerjisi kullanımını düşüren nişasta tabiatında olmayan polisakkaritler.

SAÇMA

Saçmak işi. Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz. Böyle söz söyleyen veya iş yapan. Bir tür balık ağı, serpme ağ. Akla uygun olmayan, pestenkerani, absürt. Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi. Yersiz bulunan.

ŞEHRİYE

Çorba ve pilavda kullanılan, türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru.