İçinde DÜZEY geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "düzey" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde düzey bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu düzey ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında düzey olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ÇOKDÜZEYLEME

11 harfli kelimeler

DÜZEYSİZLİK

10 harfli kelimeler

DÜZEYÖLÇER, DÜZEYSİZCE

8 harfli kelimeler

DÜZEYSİZ, ALTDÜZEY, BİDÜZEYE

7 harfli kelimeler

DÜZEYLİ, İÇDÜZEY

5 harfli kelimeler

DÜZEY

Bazı kelimelerin anlamları

DÜZEY

Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye. Bir kursun basamaklarından her biri, kur. Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye.

İÇDÜZEY

İçyapıların, tane sınırı ve oynağa benzer yapısal kusurlarının dışında kalan bölgelerinin tümü.

DÜZEYLİ

Düzeyi, değeri olan, seviyeli.

DÜZEYSİZLİK

Düzeyi, değeri düşük, bayağı olma durumu, seviyesizlik.

BİDÜZEYE

Eşit olarak.

DÜZEYÖLÇER

Bir hazne içindeki tanecikli maddenin veya sıvının düzeyini belirlemek ya da ölçmek için kullanılan iyonlaştırıcı ışınımlı ölçüm aygıtı.

ÇOKDÜZEYLEME

Birçok iletiyi, bir tek bağlantı çizgisi üzerinden iç içe birlikte gönderme olanağı sağlayan teknik, bk. çokdüzeyli oluk.

ALTDÜZEY

Bir öğecik eksiciklerinin alt nicem durumları ya da alt erke düzeyleri.

DÜZEYSİZCE

Düzeysiz bir biçimde, seviyesizce.

DÜZEYSİZ

Düzeyi, değeri düşük, bayağı olan, seviyesiz.

  -   -   -  

Anlamında DÜZEY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DÜZEY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAŞSAVCI

En üst düzeydeki savcı.

AKINTIÖLÇER

Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.

BÜYÜKLÜK

Büyük olma durumu. Ululuk. Depremde oluşan enerjinin düzeyini belirten ölçü. Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış.

BAŞTEKNİSYEN

En yüksek düzeyde bulunan teknisyen.

BAŞUZMAN

En yüksek düzeyde bulunan uzman.

BÜROKRASİ

Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yöneticiler topluluğu. Devlet kurumlarında kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştırma, kırtasiyecilik.

BİRİKİM

Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.

BASINÇLAMAK

Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak.

BEYİN

Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, ensefal, dimağ. Muhakeme, usa vurma. Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse. Akıl, anlayış. Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

BAŞMÜDÜR

En üst düzeydeki müdür.

BAŞHEMŞİRE

Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.

BERABER

Birlikte, bir arada. -e rağmen, -e karşın. Aynı düzeyde.

BÜROKRAT

Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran, kırtasiyeci, şekilci, formalist.

BAŞMÜHENDİS

En üst düzeydeki mühendis.

BODRUM

Bir yapının yol düzeyinden aşağıda kalan bölümü. Muğla iline bağlı ilçelerden biri.

BAŞYARDIMCI

Bir kurum veya kuruluşta görevli amirin yardımcılarından en üst düzeyde olanı.

BAŞYÖNETMEN

Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse, başrejisör.

DEFTERDAR

Bir ilin para işlerini yöneten en üst düzeydeki görevli. Osmanlılarda maliye işlerinin en yüksek yetkilisi veya illerde maliye işleriyle uğraşan görevli.

ÇÖKMEK

Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.