İçinde BÖLÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "bölü" olan, toplam 106 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bölü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu bölü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bölü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

BÖLÜŞTÜRÜLEBİLMEK

16 harfli kelimeler

BÖLÜMLENDİRİLMEK, BÖLÜŞTÜRÜLEBİLME

15 harfli kelimeler

BÖLÜMLENDİRİLİŞ, BÖLÜMLENDİRİLME, BÖLÜŞTÜREBİLMEK, BÖLÜŞTÜRÜVERMEK

14 harfli kelimeler

BÖLÜMLENDİRMEK, BÖLÜŞTÜREBİLME, BÖLÜŞTÜRÜVERME, BÖLÜŞÜLEBİLMEK, YUKARIBÖLÜKLER

13 harfli kelimeler

BÖLÜMLENDİRME, ALAPLIBÖLÜCEK, BÖLÜŞTÜRÜLMEK, BÖLÜŞÜLEBİLME, YERBÖLÜMCÜLÜK, YERBÖLÜMTASAR

12 harfli kelimeler

BAŞBÖLÜKBAŞI, BÖLÜNEBİLMEK, BÖLÜNEMEZLİK, BÖLÜŞEBİLMEK, BÖLÜŞTÜRÜLME, BÖLÜŞÜVERMEK, KIZILCABÖLÜK, YERBÖLÜMLEME

11 harfli kelimeler

BÖLÜMLENMEK, BÖLÜNEBİLME, BÖLÜNMEZLİK, BÖLÜŞTÜRMEK, BÖLÜCEKKAYA, BÖLÜKDAMLAR, BÖLÜNEBİLEN, BÖLÜNEBİLİR, BÖLÜNEMEYEN, BÖLÜŞEBİLME, BÖLÜŞÜVERME

10 harfli kelimeler

BÖLÜMLEMEK, BÖLÜMLENİŞ, BÖLÜMLENME, BÖLÜŞTÜRME, BÖLÜTLENME, ALTINBÖLÜM, BÖLÜCEKOVA, BÖLÜKKONAK, BÖLÜKYAYLA, BÖLÜNTÜSÜZ, YERBÖLÜMCÜ

9 harfli kelimeler

BÖLÜCÜLÜK, BÖLÜKBAŞI, BÖLÜMLEME, BÖLÜKÇALI, BÖLÜKELMA, BÖLÜKKAYA, BÖLÜKLEME, BÖLÜKÖREN, BÖLÜKTEPE, BÖLÜKYAZI, BÖLÜNTÜLÜ, BÖLÜTLEME, DÖRTBÖLÜK, SÜREBÖLÜM, ÜÇEŞBÖLÜM, YEDİBÖLÜK

8 harfli kelimeler

BÖLÜMSEL, BÖLÜNMEK, BÖLÜNMEZ, BÖLÜŞMEK, ALTBÖLÜK, ALTBÖLÜM, BEŞBÖLÜK, BÖLÜKBAŞ, BÖLÜKÇAM, BÖLÜKDEŞ, BÖLÜKOVA, BÖLÜMLÜK, BÖLÜTSÜZ, İŞBÖLÜMÜ, YANBÖLÜM, YERBÖLÜM

7 harfli kelimeler

BÖLÜNEN, BÖLÜNGÜ, BÖLÜNME, BÖLÜNTÜ, BÖLÜNÜŞ, BÖLÜŞME, BÖLÜŞÜM, BÖLÜTLÜ, BÖLÜCEK, BÖLÜCÜK, BÖLÜKLÜ, BÖLÜMCE, BÖLÜMLÜ, BÖLÜNÜM, BÖLÜŞÜK, EŞBÖLÜM, ÜÇBÖLÜK

6 harfli kelimeler

BÖLÜCÜ

5 harfli kelimeler

BÖLÜK, BÖLÜM, BÖLÜŞ, BÖLÜT, BÖLÜÇ, BÖLÜG, BÖLÜN

4 harfli kelimeler

BÖLÜ

Bazı kelimelerin anlamları

BÖLÜ

Bölme işlemini gösteren "/" veya ":" işaretlerinin okunuşu, taksim. Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu. Böyle.

BÖLÜMLENDİRİLMEK

Bölümlendirme işi yapılmak.

BÖLÜŞTÜREBİLMEK

Bölüştürme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BÖLÜMLENDİRİLME

Bölümlendirilmek işi.

YUKARIBÖLÜKLER

Kapıkulu süvarilerinden sipah ve silahtar bölüklerinin adı.

BÖLÜMLENDİRİLİŞ

Bölümlendirilme işi.

BÖLÜŞTÜRÜLEBİLME

Bölüştürülebilmek işi.

ALAPLIBÖLÜCEK

Zonguldak ilinde, Alaplı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

BÖLÜŞTÜRÜLEBİLMEK

Bölüştürülebilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BÖLÜŞTÜRÜLMEK

Bölüştürme işi yapılmak.

BÖLÜŞTÜREBİLME

Bölüştürebilmek işi.

BÖLÜŞTÜRÜVERMEK

Çabucak bölüştürmek.

BÖLÜMLENDİRMEK

Bir şeyi bölümlere ayırmak, sınıflandırmak.

BÖLÜŞÜLEBİLMEK

Bölüşülme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BÖLÜMLENDİRME

Bölümlendirmek işi, sınıflandırma.

BÖLÜŞTÜRÜVERME

Bölüştürüvermek işi.

  -   -   -  

Anlamında BÖLÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BÖLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

ALIN

Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.

AKI

Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.

AN

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.

AKCİĞER

Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

AKLİYE

Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.

AKROMATİN

Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm.

ALVEOL

Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

AMİTOZ

Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.

AÇIT

Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

ALTIPATLAR

Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AKROMATİK

Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).

ALMANCA

Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan, Almanya, Avusturya ile İsviçre'nin bir bölümünde kullanılan dil. Bu dille yazılmış olan.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AMELİYATHANE

Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük