İçinde ÖTE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "öte" olan, toplam 110 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öte bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu öte ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öte olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

DÖTEROSEREBRUM

13 harfli kelimeler

KUZYAKAÖTEKÖY, ÖTELEYEBİLMEK

12 harfli kelimeler

ÖTEĞENGİLLER, ÖTEKTOİDALTI, ÖTEKTOİDÜSTÜ, ÖTELEYEBİLME, UZBİLİMÖTESİ

11 harfli kelimeler

KÖTEYHLEMEK, KÖTEZLENMEK, ÖTEKİLEŞMEK, ÖTEKTİKALTI, ÖTEKTİKÜSTÜ

10 harfli kelimeler

FİZİKÖTESİ, KIZILÖTESİ, DÖTEROTOKİ, KÖTEKLEMEK, KÖTERLEMEK, KÖTEZİTMEK, KÖTEZLEMEK, ÖTEKİLEŞME

9 harfli kelimeler

DOĞAÖTESİ, ULUSÖTESİ, GÖTEŞMECE, KÖTELEMEK, MÖTECAVİZ, ÖTEBİLMEK, ÖTEĞİTMEK, ÖTEKİLERİ, ÖTELENMEK, ÖTELETMEK, ÖTERARDIÇ

8 harfli kelimeler

DÖTERYUM, FONDÖTEN, ÖTELEMEK, MORÖTESİ, RUHÖTESİ, ESKİÇÖTE, KÖTELMEK, ÖTEBİLME, ÖTEKTOİD, ÖTEKTOİT, ÖTELETME, ÖTEYANCI, YENİÇÖTE

7 harfli kelimeler

ÖTEBERİ, ÖTEKİSİ, ÖTELEME, BİRÖTEK, DÖTERON, HÖTELEK, KÖTEGEN, KÖTEKLİ, KÖTELEK, KÖTEMEN, KÖTEMEZ, KÖTEYLİ, MÖTEDİL, MÖTEMET, ÖTEBETE, ÖTEĞİKİ, ÖTEKTİK, ÖTENÇAY, ÖTEYGÜN, PÖTELEK, ŞÖTENEK

6 harfli kelimeler

GÜNÖTE, YERÖTE, BÖTEGE, GÖTEĞİ, KÖTENE, KÖTEŞİ, KÖTEYH, ÖTEGEN, ÖTEĞEN, ÖTEĞİN, ÖTEĞÜN, ÖTEKÖY, ÖTEMEK, ÖTEREK, ÖTERGİ, ÖTEYİN, PÖTEYE

5 harfli kelimeler

ENÖTE, KÖTEK, ÖTEKİ, KÖTEÇ, KÖTEH, KÖTEL, KÖTEN, KÖTEŞ, KÖTEV, KÖTEY, KÖTEZ, ÖTEEN, ÖTEĞİ, ÖTEĞN, ÖTEİN, ÖTELİ, ÖTERİ, ÖTESİ

4 harfli kelimeler

HÖTE, KÖTE, ÖTEÇ, ÖTEK, ÖTEL, ÖTEN, ÖTEV, ŞÖTE

3 harfli kelimeler

ÖTE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖTE

Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera. Bulunulan yere göre karşı yanda olan. Daha fazla, çok. Bir şeyin arkadan gelen bölümü. Dış.

ÖTEKİLEŞMEK

Dışlanmak.

DÖTEROSEREBRUM

Kabuklularda antene giden sinirlerin oluştuğu beyin bölgesi.

ÖTEKTİKALTI

Ötektik bileşiminin altındaki bileşimlere ilişkin olan.

ÖTEKTOİDÜSTÜ

Ötektoid bileşiminin üstündeki bileşimlere ilişkin olan.

FİZİKÖTESİ

Doğaötesi.

ÖTELEYEBİLME

Öteleyebilmek işi.

ÖTEKTOİDALTI

Ötektoid bileşiminin altındaki bileşimlere ilişkin olan.

ÖTEKTİKÜSTÜ

Ötektik bileşiminin üstünteki bileşimlere ilişkin olan.

KUZYAKAÖTEKÖY

Karabük ilinde, Safranbolu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

KIZILÖTESİ

Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım, enfraruj.

ÖTELEYEBİLMEK

Öteleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KÖTEZLENMEK

Bir yere takılıp düşmek.

KÖTEYHLEMEK

Dövmek; dayak atmak.

ÖTEĞENGİLLER

(Eş anlamlısı: çalı-bülbülügiller, Sylviidae,türleri çok iyi bilinirler.

UZBİLİMÖTESİ

İlkeleri, kavramsal öğeleri, bağdaşıklığı, uzbilim ve usbilim dizgelerini bir bütün olarak inceleyen bilim dalı.

  -   -   -  

Anlamında ÖTE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇİÇEKLİK

Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap. Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu. Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer. Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça.

DAYAK

Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek. Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü. Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

BAĞLILAŞIK

Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.

AŞIRI

Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.

ASANSÖR

İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.

BELİT

Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, aksiyom.

ÇAĞRIŞIM

Bir düşünce, görüntü vb.nin bir başkasını hatırlatması. Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı, tedai.

BÜTÇE

Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.

BAŞKASI

Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

BUZKIRAN

Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi.

DAĞINTI

Karışık, gelişigüzel atılmış öteberi.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

CIRLAYIK

Örümcek kuşugillerden, ormanlık, çalılık yerlerde yaşayan, güzel öten bir kuş (Lanius). Ağustos böceği.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

ÇEVİRMEK

Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AŞKIN

Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş. Benzerlerinden üstün. Çok, fazla.

ALMAŞ

İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.

AZINLIK

Bir toplulukta kendine özgü nitelikler bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, azlık, ekalliyet, çoğunluk karşıtı. Bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet. Bir oylama sırasında sayıca az olma durumu.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük