İçinde ÖNE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "öne" olan, toplam 270 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öne bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu öne ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öne olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

DÖNENCELERARASI, DÖNERBOYUNLULAR

14 harfli kelimeler

BAŞYÖNETMENLİK, ÖNEMSEYEBİLMEK, YÖNETİLEBİLMEK

13 harfli kelimeler

GÖNENDİRİLMEK, İÇEYÖNELİKLİK, ÖNEMSEYEBİLME, ÖNERİLEBİLMEK, YÖNELTEBİLMEK, YÖNETİLEBİLME

12 harfli kelimeler

GÖNENDİRİLME, ANAYÖNETİLEN, DEMİRDÖNEGEN, DÖNERBASAMAK, ÖNEMSEMEZLİK, ÖNERİLEBİLME, YÖNELEBİLMEK, YÖNELTEBİLME, YÖNETEBİLMEK

11 harfli kelimeler

BAŞYÖNETMEN, GÖNENDİRMEK, SIKIYÖNETİM, YÖNELTİLMEK, YÖNETİCİLİK, YÖNETMENLİK, BAŞYÖNETİCİ, DÖNENCEALTI, DÖNENDİRMEK, GÖNELLENMEK, GÖNENMEKLİK, IŞILÖNELCİK, KÜLDÜRKÖNES, ÖNEĞÜLENMEK, ÖNEĞÜLEŞMEK, ÖNEMSEMEZCE, ÖNEREBİLMEK, YÖNELDÜRMEK, YÖNELEBİLME, YÖNETEBİLME, YÖNETSİZLİK, YÖNETTİRMEK

10 harfli kelimeler

DÖNERCİLİK, ÖNEMSENMEK, ÖNEMSİZLİK, YANARDÖNER, YÖNELTİLME, YÖNETİLMEK, YÖNETİMSEL, YÖNETMELİK, DÖNEBİLMEK, DÖNEMÇİZİT, DÖNEMEÇSİZ, DÖNERBOYUN, DÖNERDÖVER, GÖNENDİRME, GÖNENLEMEK, KÖNEZLEMEK, ÖNEMSETMEK, ÖNEREBİLME, ÖNEZELEMEK, ÖNEZİLEMEK, ÖZYÖNELTİM, YÖNELTMELİ, YÖNETTİRME

9 harfli kelimeler

DÖNELEMEK, DÖNENCELİ, ÖNEMSEMEK, ÖNEMSENİŞ, ÖNEMSENME, ÖNEMSEYİŞ, ÖNEMSİZCE, YÖNELMELİ, YÖNELTMEK, YÖNETİLME, ÇÖNELTMEK, DÖNEBİLME, DÖNEMEÇLİ, DÖNERCELİ, DÖNERDERE, EŞYÖNELİM, ÖNEMLEMEK, ÖNEMLİLİK, ÖNEMSETME, ÖNERİLMEK, ÖZYÖNETİM, YAYLAGÖNE, YÖNELTİCİ, YÖNETİŞİM

8 harfli kelimeler

DÖNEKLİK, DÖNELEME, DÖNELMEK, DÖNENCEL, DÖNENMEK, GÖNENÇLİ, GÖNENMEK, ÖNEMLİCE, ÖNEMSEME, PARTÖNER, RÖNESANS, YÖNELMEK, YÖNELTEÇ, YÖNELTİM, YÖNELTME, YÖNETİCİ, YÖNETMEK, YÖNETMEN, YÖNETSEL, YÖNEYLEM, BÖLYÖNET, ALAGÖNEN, AYGÖNENÇ, CÖNERLİK, ÇÖNELMEK, ÇÖNEŞMEK, DÖNEMBEÇ, DÖNEMÖNÜ, DÖNEMSEL, DÖNEMSİZ, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

DÖNEKÇE, DÖNELME, DÖNEMEÇ, DÖNENCE, DÖNENME, DÖNERCİ, GÖNENME, ÖNEMSİZ, ÖNERMEK, YÖNELİK, YÖNELİM, YÖNELİŞ, YÖNELME, YÖNERGE, YÖNETİM, YÖNETİŞ, YÖNETME, ÇÖNENME, ÇÖNETİR, DÖNECEK, DÖNEGEN, DÖNEĞEÇ, DÖNEĞEN, DÖNEKLE, DÖNELEK, DÖNELGE, DÖNEMEK, DÖNEMEZ, DÖNEMLİ, DÖNENGİ, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

GÖNENÇ, ÖNEMLİ, ÖNERGE, ÖNERİŞ, ÖNERME, ÖNERTİ, CÖNEGE, ÇÖNEKE, ÇÖNEPE, GÖNECE, GÖNELİ, GÖNEZİ, KÖNEFE, KÖNENE, MIŞÖNE, ÖNECEK, ÖNECİK, ÖNEKÇİ, ÖNELEÇ, ÖNELME, ÖNEMEK, ÖNESEK, ÖNEZCİ, ÖNEZEK, YÖNEĞİ, YÖNETİ

5 harfli kelimeler

DÖNEÇ, DÖNEK, DÖNEL, DÖNEM, DÖNER, GÖNEN, ÖNERİ, ÖNEZE, BÖNED, BÖNET, BÖNEZ, CÖNEK, CÖNER, ÇÖNEN, DÖNEN, GÖNEÇ, GÖNEK, GÖNEM, GÖNER, KÖNEK, KÖNER, KÖNES, KÖNEZ, ÖNEDE, ÖNEGİ, ÖNEĞİ, ÖNEĞÜ, ÖNESE, ÖNEYİ, ÖNEZİ, Devamını Oku »»

4 harfli kelimeler

ÖNEL, ÖNEM, BÖNE, ÇÖNE, DÖNE, GÖNE, HÖNE, ÖNEÇ, ÖNEK, ÖNEN, ÖNER, ÖNEŞ, ÖNEY, ÖNEZ, YÖNE

3 harfli kelimeler

ÖNE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖNE

Önce, ilkönce. Biraz ileri, öte. Öyle. Önce.

BAŞYÖNETMENLİK

Başyönetmen olma durumu, başrejisörlük. Başyönetmenin yaptığı iş, başrejisörlük.

İÇEYÖNELİKLİK

Gerçeklerden kaçınarak imgesel olaylara bağlılığı geliştirme ve düşünceleri daha çok dileklerin yönetmesine bırakma durumu.

GÖNENDİRİLMEK

Gönenme işi yaptırılmak.

GÖNENDİRİLME

Gönderilmek işi.

DÖNERBASAMAK

(Mimarlık) Bir eksen çevresinde dönerek çıkan merdivenin her basamağı.

ÖNEMSEYEBİLMEK

Önemseme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ANAYÖNETİLEN

Bir karmaşık deyimin anayöneteninin bir araya getirdiği düzgün deyimlerden her biri. anabileşen.

ÖNEMSEYEBİLME

Önemseyebilmek işi.

ÖNERİLEBİLMEK

Önerilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

YÖNELTEBİLMEK

Yöneltme imkânı veya olasılığı bulunmak.

DÖNENCELERARASI

Yeryuvarı üzerinde Oğlak ve Yengeç dönenceleri (23° 27' K ve 23° 27' G) arasında kalan, genellikle sıcak iklimlerin egemen olduğu kuşağın yayılma alanı, bkz, dönence, Oğlak dönencesi, Yengeç dönencesi.

DÖNERBOYUNLULAR

Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, kaplumbağalar (Testudinata) takımından, tatlı sularda yaşayan, boyunları dinlenme hâlinde iken içeri çekilmeyip sırt kabuğunun altına doğru kıvrılan, çamurcul kaplumbağagiller (Pelomedusidae) ve yılan boyunlu kaplumbağagiller (Chelidae) familyaları bulunan bir alt takım. (Pleurodira), familyalarını içine alır.

YÖNETİLEBİLMEK

Yönetilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

DEMİRDÖNEGEN

Yularda çenenin yanına rastlayan kısım.

YÖNETİLEBİLME

Yönetilebilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında ÖNE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADEMİMERKEZİYET

Yerinden yönetim.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

ALTIK

Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.

ADEMİMERKEZİYETÇİ

Yerinden yönetimci.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

AĞIRŞAKLANMAK

Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.

ALMAŞ

İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ALDIRMAZ

İlgisiz. Bir şeye önem vermeyen.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

AFAKİ

Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.

ALABACAK

Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).

ALDIRMAK

Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.

AKROPOL

Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

ABRAMAK

Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.

ALGI

Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.