HET ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "het" olan, toplam 75 adet kelime bulunmaktadır. het ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu het ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde het olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

HETEROSEKSÜELLİK, HETEROTRANSPLANT

14 harfli kelimeler

HETEROKROMATİN, HETEROZİGOTLUK

13 harfli kelimeler

HETEROSEKSÜEL, HETERODİMERİK, HETERODİNAMİK, HETERODUBLEKS, HETEROFAGOZOM, HETEROFİYOZİS, HETEROGAMETİK, HETEROPHYİDAE

12 harfli kelimeler

HETEROBLASTİ, HETEROGLİKAN, HETEROJENLİK, HETEROKARYON, HETEROMORFOZ, HETEROPLOİDİ, HETEROTALLİK

11 harfli kelimeler

HETEROTROFİ, HETERAKİDAE, HETEROGAMET, HETEROGREFT, HETEROKARPİ, HETEROKROMİ, HETEROLİZİN, HETEROOKSİN, HETEROPHYES, HETEROPOLAR, HETEROPTERA, HETEROTOPİK, HETEROZİGOT

10 harfli kelimeler

HETEROTROF, HETERODOKS, HETERODONT, HETEROFİLİ, HETEROFONİ, HETEROGONİ, HETEROKSEN, HETEROPODA, HETEROSERK, HETEROSİST, HETEROSPOR, HETEROTOPİ

9 harfli kelimeler

HETEROJEN, HETEKENNİ, HETERAKİS, HETEROGEN, HETEROLİZ, HETEROMER, HETERONOM, HETEROTİP, HETEROZİS, HETİLCEYH

8 harfli kelimeler

HETEROİK, HETİRCEH, HETİRCEK

7 harfli kelimeler

HETAMİN, HETELEK, HETEROS, HETEROZ

6 harfli kelimeler

HETERO, HETMAN, HETTEN

5 harfli kelimeler

HETDA, HETEL, HETİF, HETİK, HETİL, HETİR, HETTA, HETTE

4 harfli kelimeler

HETA, HETE

3 harfli kelimeler

HET

Bazı kelimelerin anlamları

HET

Korkutmak ya da susturmak için söylenir.

HETEROJENLİK

Genetikte, farklı genler tarafından oluşturulan aynı veya benzer fenotipler. Heterojen olma durum veya niteliği.

HETEROPHYİDAE

İnsan ve hayvanlarda parazitlenen Heterophyes, Metagonimus, Cryptocotyle, Stellantchasmus ve Euryhelmis gibi cinsleri bulunan Trematoda sınıfından bağırsaklarda yaşayan trematod ailesi.

HETEROSEKSÜELLİK

Heteroseksüel olma durumu.

HETERODİNAMİK

Çok çeşitli hareket gösteren veya farklı hareket modellerine sahip olan.

HETEROFAGOZOM

Birincil lizozomların hücre dışından alınan heterojen içerikli maddelerle birleşmesiyle oluşan ikincil lizozomlar.

HETEROGAMETİK

Bir türün dişi ya da erkek eşeyinin eşit sayıda benzemeyen eşeylik gözeleri meydana getirmesi; eşit olmayan eşey kromozomlarını kapsayan; XY kromozomlu olan; heterogametleri olan.

HETEROZİGOTLUK

Belirli bir karaktere ilişkin belirli bir lokusta farklı allellere sahip olma durumu.

HETEROGLİKAN

Heteropolisakkarit.

HETEROSEKSÜEL

Karşı cinsi arzulayan.

HETEROFİYOZİS

Heterophyes heterophyes adlı digenetik trematod türünün metaserkerleriyle enfekte balıkların çiğ veya az pişmiş olarak yenilmesi sonucunda insan ve hayvanlarda oluşan sindirim sistemi hastalığı.

HETEROTRANSPLANT

Farklı bireyler arasında yapılan doku aşısı. Heterogreft.

HETEROKROMATİN

İnterfaz çekirdeğinde aşırı yoğunlaşma gösteren tekrarlanan DNA dizilerinden oluşmuş kromatin. Replikasyonu daha geç olur ve transkripsiyon bakımından faal değildir. Bu segmentler konstitütif heterokromatin olarak adlandırılır. Ayrıca farklı gelişme safhalarında yoğunlaşma gösteren ve dağılmış hâlde bulunanı ise fakültatif heterokromatin olarak adlandırılır. Örneğin memeli dişilerindeki faal olmayan X kromozomu. Çekirdekte kromatinin koyu görünen kısmı. Genç hücrelerle çok çalışan sinir hücrelerinde bu madde az bulunur. Transkripsiyon etkinliğinin az olduğu veya genomun etkisiz kısımlarını gösterir. Kromozomun, çokça nukleik asit depo eden ve sitoplazma ve çekirdekdeki nukleik asit metabolizmasını kontrol eden bölgesi. Bu bölge dinlenme halinde çekirdekte boyayı çok emen ve koyu renkli görülen kromatin bölgesidir.

HETERODUBLEKS

Genetik rekombinasyon esnasında, farklı ebeveynlere ait çift moleküllerin tamamlayıcısı olan tek iplikleri arasında baz çiftleşmeleriyle meydana gelen DNA. Her bir ipliğin farklı bir kaynaktan geldiği ve bu nedenle tam olarak tamamlayıcı olmadığı çift heliks nükleik asit molekülü. DNA çift ipliğinde bir ya da daha fazla yanlış bağlanmış bazların bulunuşu.

HETERODİMERİK

Proteinin birbirinin aynı olmayan iki polipeptit zincirinden oluşması hâli.

HETEROBLASTİ

Birbirine benzemeyen hücrelerden meydana gelme.

  -   -   -  

Anlamında HET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

LAĞVETMEK

Bir kuruluşu kaldırmak, işleyişine son vermek. Hükümsüz kılmak, feshetmek, dağıtmak.

FEK

Bozma, feshetme, kesme, ayırma, koparma.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

AZOL

Heterosiklik birleşiklerin önemli bir sınıfı.

FETHETME

Fethetmek işi.

ALIKLIK

Alık olma durumu, belahet.

BENZEŞLİK

Benzeş olma durumu, müşabehet.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

KALDIRMAK

Bulunduğu yerden almak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Yükseltmek. Piyasadan çekmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tayin etmek, atamak. Kaçırmak. Hastayı hastaneye götürmek. Uygun gelmek, yakışmak. Çekmek, taşımak. Çalmak, aşırmak. Uyandırmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Tören yaparak ölüyü gömmek. Bir şeyden çokça satın almak. Ürün toplamak, taşımak. Alıp başka yere götürmek. Yok etmek, ortadan silmek. İyi etmek, iyileştirmek. Toplamak.

FESHETME

Feshetmek işi.

DIŞBESLENEN

Besinini organik maddelerden sağlayan, heterotrof.

DAĞITMAK

Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.

KAZANMAK

Kazanç sağlamak. Tutulmak, yakalanmak. Çıkmak, isabet etmek. Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak. Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek. Kendinden yana çekmek. Edinmek, sahip olmak. Yenmek, galip gelmek.

ÖVMEK

Birinin veya bir şeyin iyiliklerini, üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek, methetmek, sena etmek, yermek karşıtı.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

METHETME

Methetmek işi.

LAĞIV

Bir kuruluşun faaliyetine son verme. Hükümsüz kılma, feshetme.

AYRIŞIK

Ayrışmış olan. Birbirlerine çok fazla benzer özellikler taşımayan parça veya birimlerden oluşan bütün veya topluluk, ayrı cinsten, heterojen. Ayrı türden, çeşit çeşit, muhtelif, heterojen.

BELLİLİK

Belli olma durumu, bedahet, muayyeniyet.

GİRMEK

Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük