Sonu HAL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "hal" olan, toplam 60 adet kelime bulunmaktadır. Sonu hal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında hal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde hal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

TERCÜMEİHAL

10 harfli kelimeler

FARZIMUHAL

9 harfli kelimeler

DEREMAHAL, BEHEMEHAL, LİSANIHAL

8 harfli kelimeler

HASBİHAL, SANASHAL, GÜLNİHAL, NEVNİHAL, MÜZMAHAL, KÖRPAHAL, EBİCAHAL, KARDIHAL, HÜSNÜHAL

7 harfli kelimeler

İRTİHAL, EYNİHAL, AKTAHAL, İLMİHAL, MACAHAL, ARZUHAL, İNTİHAL

6 harfli kelimeler

DERHAL, HAYHAL, SIYHAL, HELHAL, HEMHAL, HERHAL, SEYHAL, MÖNHAL, SAYHAL, ÇİÇHAL, HALHAL, METHAL, MÜNHAL, TURHAL, BARHAL

5 harfli kelimeler

NAHAL, ZUHAL, TAHAL, DAHAL, İSHAL, İTHAL, SAHAL, ÖZHAL, NİHAL, MAHAL, NEHAL, CEHAL, MUHAL, EŞHAL, PAHAL, ÇAHAL, ZÜHAL, AYHAL, BAHAL, CİHAL, CAHAL

4 harfli kelimeler

EHAL, AHAL

3 harfli kelimeler

HAL

Bazı kelimelerin anlamları

HAL

Çözme, çözülme. Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer. Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma. Çözüm. Eritme. Tahttan indirme.

SANASHAL

Gübrelerin biriktirildiği ark.

HASBİHAL

Hasbihâl. Söyleşi, sohbet.

BEHEMEHAL

Her hâlde, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, mutlaka.

TERCÜMEİHAL

Öz geçmiş.

LİSANIHAL

Hâl diliyle, davranışla düşünce ve istenileni anlatma.

GÜLNİHAL

Gül fidanı.

EBİCAHAL

Küçük kavun ve karpuz.

DEREMAHAL

Yozgat şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

MÜZMAHAL

İşe yaramaz duruma gelmiş. Yitme, yok olma.

KÖRPAHAL

Herhangi bir işi aksatan, geciktiren.

NEVNİHAL

Ağacın taze sürgünü, yeni, körpe fidan.

İRTİHAL

Ölüm.

HÜSNÜHAL

İyi hâl. Davranış güzelliği.

FARZIMUHAL

Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir şeyi olacakmış, gerçekleşecekmiş gibi düşünerek, sayarak. Tutalım ki, sayalım ki, varsayalım ki.

KARDIHAL

Mısır darısı.

  -   -   -  

Anlamında HAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFGAN

Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

AB

Su. Avrupa Birliği'nin kısaltılmış hali.

AHALİ

Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

AĞILLANMAK

Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.

AKARLAR

Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ACAR

Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

ABAŞO

Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

ADALI

Ada halkından olan (kimse).

ACEMLEŞMEK

Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

ALA

Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.