Kelimeler arşivi içinde; sonunda "form" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. Sonu form ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında form olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde form olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HİPOKRATERİFORM
VEZİKÜLİFORM, KOHLEARİFORM, HİDATİDİFORM, PSORYASİFORM
SAGİTTİFORM, BİPENNİFORM, PAMPİNİFORM, OSTRAKİFORM, KARANGİFORM
FİLARİFORM, SPONGİFORM, İKTİYOFORM, KANKRİFORM
PİSKİFORM, MULTİFORM, TENYAFORM, MİTRİFORM, VİLLİFORM, KLOROFORM, ADENİFORM
LİTOFORM, PLATFORM, SİLİFORM, SETİFORM, RENİFORM, AMİİFORM, ENSİFORM, FİLİFORM, FUZİFORM, FÜZİFORM, KOLİFORM
FORM
Biçim, şekil. Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu. İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge.
HİDATİDİFORM
Hidatit kiste benzeyen.
SPONGİFORM
Süngere benzeyen, süngerimsi.
PSORYASİFORM
Sedef hastalığına benzeyen, onu andıran.
KOHLEARİFORM
Kaşık şeklinde.
VEZİKÜLİFORM
Vezikül biçiminde olan.
KANKRİFORM
Kansere benzeyen.
PİSKİFORM
Balık biçiminde olan.
OSTRAKİFORM
Vücudu fazla esnek olmayan bazı balıklarda, sadece kuyruk sapı bölgesindeki kasılıp gevşemelerle sağlanan bir yüzme biçimi.
HİPOKRATERİFORM
İnce ve uzun olan korolla tüpünün aniden genişleyip açılarak korolla loblarının düz ve yatay bir şekil almaları.
SAGİTTİFORM
Mızrak veya ok biçiminde olan vücut biçimi.
FİLARİFORM
İplik biçiminde, filaryaya benzeyen.
İKTİYOFORM
Iktiol formaldehit, suda çözünmeyen, kahverengi toz halinde bulunan bir bağırsak antiseptiği.
KARANGİFORM
Bazı balıklarda görülen dalgalanma benzeri yüzme biçimi.
PAMPİNİFORM
Sarmaşığa benzer biçimde, asma filizini andırır biçimde olan.
BİPENNİFORM
Tüy gibi, bir eksenin iki yanında eşit yapıya sahip olma.
Bu bölümde tanımı içerisinde FORM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANLAMA
Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.
BİLİŞİM
İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, enformatik.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
BİÇİM
Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.
BÜROKRAT
Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran, kırtasiyeci, şekilci, formalist.
DANIŞMA
Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret. Danışılan yer, müracaat, enformasyon.
BİÇİMLENDİRMEK
Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.
BAŞARIM
Elde edilen bir başarı. Herhangi bir olayı veya durumu başarma isteği ve gücü. Kişinin yapabileceği en iyi derece, performans. Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı, performans.
BÜTEN
Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı.
BAKALİT
Formaldehit ile bir fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilen yapay reçine.
CİLT
Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.
BİÇİMSEL
Biçime dayanan, biçimle ilgili, şekle ait, şeklî, formel.
BÜTAN
Metal bidonlar içinde az bir basınç altında sıvılaşan, yakıt olarak yararlanılan HC formülündeki hidrokarbür gazı.
APOLET
Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça, omuzluk. Giysilerin omuzlarına süs olarak takılan parça.
BİÇİMLENME
Biçimlenmek işi, şekillenme, şekilleşme, formasyon.
BİÇİMSELLİK
Biçime uygun olma durumu, formellik.
BOYUT
Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı. Durum, nitelik. Film ya da fotoğrafta boyut, format. Genişlik, kapsam. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut.
BİÇİMCİ
Biçime sıkı sıkıya bağlılık yanlısı olan. Alışılmış kural, tutum, davranış veya belli biçimin dışına çıkmayan, şekilci, şekilperest, formaliteci, formalist.
BENZEN
Maden kömürü katranından çıkarılan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı. Benzin.
BİÇİMCİLİK
Biçimci olma durumu, formalizm. Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş, formalizm.