ETKİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "etki" olan, toplam 48 adet kelime bulunmaktadır. etki ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu etki ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde etki olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ETKİSİZLEŞTİRMEK

15 harfli kelimeler

ETKİSİZLEŞTİRME, ETKİNLEŞEBİLMEK

14 harfli kelimeler

ETKİNLEŞTİRMEK, ETKİLENEBİLMEK, ETKİLEŞEBİLMEK, ETKİLEYEBİLMEK, ETKİNLEŞEBİLME, ETKİNLEŞTİRİCİ

13 harfli kelimeler

ETKİNLEŞTİRME, ETKİSİZLEŞMEK, ETKİLENEBİLME, ETKİLEŞEBİLME, ETKİLEŞTİRMEK, ETKİLEYEBİLME, ETKİLEYİCİLİK

12 harfli kelimeler

ETKİSİZLEŞME, ETKİLENİRİİK, ETKİLEŞTİRME

11 harfli kelimeler

ETKİLEŞİMLİ, ETKİNLEŞMEK

10 harfli kelimeler

ETKİLENMEK, ETKİLEŞMEK, ETKİNCİLİK, ETKİSİZLİK, ETKİLEYİCİ, ETKİNLEŞİM, ETKİNLEŞME

9 harfli kelimeler

ETKİLEMEK, ETKİLENME, ETKİLEŞİM, ETKİLEŞME, ETKİLİLİK, ETKİLENİM, ETKİNLEME, ETKİSİZCE

8 harfli kelimeler

ETKİLEME, ETKİNLİK, ETKİNİİK

7 harfli kelimeler

ETKİMEK, ETKİNCİ, ETKİSİZ, ETKİLER

6 harfli kelimeler

ETKİLİ, ETKİME, ETKİCİ

5 harfli kelimeler

ETKİN

4 harfli kelimeler

ETKİ

Bazı kelimelerin anlamları

ETKİ

Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.

ETKİSİZLEŞTİRME

Etkisizleştirmek işi, pasifikasyon.

ETKİSİZLEŞMEK

Etkisiz duruma gelmek.

ETKİLEYEBİLMEK

Etkileme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ETKİLENEBİLME

Etkilenebilmek işi.

ETKİSİZLEŞTİRMEK

Etkisiz, etki yapamaz duruma getirmek.

ETKİLEYEBİLME

Etkileyebilmek işi.

ETKİNLEŞTİRME

Etkinleştirmek durumu, aktivasyon.

ETKİNLEŞEBİLME

Etkinleşebilmek durumu.

ETKİNLEŞTİRMEK

Etkin duruma getirmek.

ETKİNLEŞTİRİCİ

Herhangi bir organın daha verimli çalışmasını veya herhangi bir aracın daha iyi iş görmesini sağlayan madde.

ETKİLEŞEBİLMEK

Etkileşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ETKİNLEŞEBİLMEK

Etkinleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ETKİLENEBİLMEK

Etkilenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ETKİLEŞEBİLME

Etkileşebilmek işi.

ETKİLEŞTİRMEK

Etkileşme işini yaptırmak.

  -   -   -  

Anlamında ETKİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ETKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AERODİNAMİK

Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.

AĞLAMAK

Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

AHZÜKABZ

Kendine mal etme. Para tahsili yapmaya yetkili olma.

ACEMLEŞMEK

Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.

AKTÖR

Erkek oyuncu. Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse.

ALEVLENDİRMEK

Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.

AKTİVİZM

Etkincilik.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AKTİFLEŞMEK

Canlı, hareketli, etkili olmak, aktif duruma gelmek.

AKTARIM

Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.

AKTİF

Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

AÇIÖLÇER

İletki.

AKTİVİTE

Etkinlik.

AKTİFLİK

Etkinlik.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AĞABABA

Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AKTİNOLOJİ

Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük