ENK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "enk" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. enk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu enk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde enk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ENKEFALİNLER

9 harfli kelimeler

ENKONDRAL, ENKONDROM

8 harfli kelimeler

ENKAPSÜL, ENKARİYE, ENKLOSER

7 harfli kelimeler

ENKEBUT, ENKEBÜT, ENKEVEL, ENKİRDE, ENKÜÇÜK

6 harfli kelimeler

ENKEBE, ENKELE, ENKERE, ENKİLE, ENKİLİ, ENKİNİ, ENKİRE, ENKİST, ENKÖLE, ENKSER

5 harfli kelimeler

ENKAZ, ENKAS, ENKEÇ, ENKİR, ENKÖP

4 harfli kelimeler

ENKİ

3 harfli kelimeler

ENK

Bazı kelimelerin anlamları

ENK

Parmağın ek yeri, eklem. Çene kemiklerinin birleştiği yer.

ENKAPSÜL

Kapsüllü.

ENKONDRAL

Kıkırdak içinde yerleşmiş veya oluşmuş.

ENKİRDE

Oradaki, yanındaki, yakınındaki. Orada (Naşa köyü).

ENKLOSER

Hayvanları hapseden çitli alan.

ENKEBUT

Örümcek ağı.

ENKERE

Oradaki, yanındaki, yakınındaki.

ENKEBE

Yıkım.

ENKÜÇÜK

Bir değişkenin alabileceği en düşük değer, enk. Zamana bağlı olarak değişmekte olan bir niceliğin İndiği en düşük değer. Güneşte leke bolluğunun en az olduğu, bir değişen yıldızın en sönük bulunduğu zamanki değerler vb.

ENKELE

Güzel, iyi.

ENKEVEL

En önce.

ENKİLE

En önce.

ENKONDROM

Kıkırdak dokusu içinde gelişip kıkırdağın veya kemiğin dışına taşmayan iyicil tümör.

ENKEBÜT

Korkulu rüya, kâbus.

ENKARİYE

Emanet.

ENKEFALİNLER

Beyin, bağırsak ve adrenal bezde bulunan, morfini taklit ederek opyumları beyindeki reseptörlere bağlayan, endorfinlerle beraber endojen opyumlar olarak kabul edilen bir pentapeptit.

  -   -   -  

Anlamında ENK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ENK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞAÇKESEN

Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).

AKİK

Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ABAJUR

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.

AKDUT

Beyaz renkte olan dut.

AKÇIL

Rengi atmış, ağarmış. İçinde ak renk bulunan.

AHENKLİLİK

Ahenkli olma durumu, uyumluluk.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AHENKLEŞTİRMEK

Ahenk sağlamak.

ACEMBORUSU

Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).

AHENKTAR

Ahenkli.

AKİDE

İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.

ABANOZ

Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.

AHENKLEŞTİRME

Ahenkleştirmek işi.

AÇELYA

Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki (Rhododendron).

AK

Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.

AKLI

Beyazı bulunan, beyaz renkli.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AKBALIKÇIL

Leyleksilerden, bataklık, ırmak ve göl kıyılarında yaşayan, oldukça büyük, ak renkli bir tür kuş (Egretta alba).

AHUDUDU

Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük