Kelimeler arşivi içinde; sonunda "elet" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. Sonu elet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında elet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde elet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
EKZOİSKELET
KARAVELET
MUADELET, ŞAHVELET, PLATELET, MEŞMELET, MEHMELET
VEKELET, İSKELET, SEFELET, REZELET, NABELET, MÖMELET, MADELET, ENSELET, CEHELET
ESELET, EDELET, ADELET
HELET, KELET, GELET, MELET, NELET, PELET, ÇELET, BELET, ŞELET, VELET
ELET
Arapça kökenli âlet: alet; cins, tür.
İSKELET
İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih. Kuru, çıplak. Bir şeyi oluşturan temel çatı. Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü. Bir eserin genel planı. Çok zayıf.
EKZOİSKELET
Dış iskelet.
MÖMELET
Aptal, alık. Tembel, uyuşuk.
MUADELET
Eşitlik, denklik, eş değerlik.
REZELET
Arapça kökenli rezâlet: rezalet.
SEFELET
Arapça kökenli sefâlet: sefalet.
NABELET
Yabancı.
KARAVELET
Erzurum kenti, Pasinler belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
VEKELET
Arapça kökenli vekâlet: vekâlet; bakanlık.
PLATELET
Kan pulcuğu.
ŞAHVELET
Hükümdar çocuğu.
MEHMELET
Bunak, aptal.
MEŞMELET
Yaramaz.
MADELET
Arapça kökenli Muâdelet: muadelet. Adalet, doğruluk.
ENSELET
Bile bile, isteyerek. Mahsustan, kasti olarak, bile bile.
Bu bölümde tanımı içerisinde ELET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇABUCAK
Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.
İNCELETME
İnceletmek işi.
İNCELETİŞ
İnceletme işi.
PARKELETME
Parkeletmek işi.
KONSOLİDASYON
Süreletme. Firmaların tüzel kişiliklerinin ortadan kaldırılarak yeni bir tüzel kişilikte birleştirilmesi. Yapıları benzer durumda olan nesnelerin birleştirilmesi.
KAFES
Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
ÇERÇEVELETME
Çerçeveletmek işi.
HECELETME
Heceletmek işi.
BELETME
Beletmek işi.
KAKULE
Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki (Elettaria cardamomum). Bu bitkinin bahar olarak kullanılan tohumu.
EŞİTLİK
İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet. Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu. Kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu.
ÇATMA
Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.
MORATORYUM
Erteletim.
KESELETME
Keseletmek işi.
KADİT
Çok zayıf. İskelet. Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.
ÇATI
Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.
KEMİRDEK
Kuyruğun iskeleti.
MERCAN
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan, mercan balığı (Corallium rubrum). İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık, mercan balığı (Pagrus pagrus). Bu maddeden yapılmış. Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde.
KADRO
Bir kamu kuruluşunun, bir işletmenin, denetim veya yönlendirme işlerini gerçekleştirenler ve bunların taşıdığı ödev, yetki ve sorumlulukların hepsi. Bu çizelgedeki yer. Bir işte görev alan kişi veya kişiler, ekip. Bu kişi ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge. Bisiklet ve motosiklette iskeleti oluşturan metal bölüm.
KABURGA
Eğe kemiklerinin oluşturduğu kafes. Gemilerde dış kaplamanın dayandığı iskelet. Eğe.