EKO ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eko" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. eko ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eko ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eko olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

EKOKARDİYOGRAFİ

14 harfli kelimeler

EKOKARDİYOGRAM

11 harfli kelimeler

EKOFEMİNİZM, EKOVİRÜSLER

10 harfli kelimeler

EKONOMETRİ, EKOPARAZİT

9 harfli kelimeler

EKOLOJİST, EKOLOJİZM, EKONOMİST, EKONOMİZM, EKOPRAKSİ, EKOSANDIR, EKOSİSTEM, EKOSONDER

8 harfli kelimeler

EKOLOJİK, EKONOMİK, EKOGRAFİ, EKOVİRÜS

7 harfli kelimeler

EKOLALİ, EKOLOJİ, EKONOMİ, EKOSFER, EKOYLUM

6 harfli kelimeler

EKOLOG, EKOTİP, EKOTON, EKOTOP

5 harfli kelimeler

EKOSE

Bazı kelimelerin anlamları

EKO

Yankı.

EKOSONDER

Ekosandır.

EKOLOJİK

Ekolojiyle ilgili olan.

EKOLOJİZM

Olgulara bütünsel olarak ve doğa merkezli bakış açısıyla yaklaşan bir düşünce akımı.

EKOKARDİYOGRAFİ

Kalp ultrasonografisi.

EKOLOJİST

Ekolojizmi savunan kimse.

EKONOMİZM

Her şeyin ekonomik sebeplerle belirlendiği ve işçi sınıfı mücadelesinin yalnızca ekonomik bir mücadele olduğunu ileri süren düşünce akımı.

EKONOMETRİ

Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.

EKOVİRÜSLER

İnce bağırsakta ve solunum sisteminde enfeksiyon yapan, solunum hastalıkları ve menenjite sebep olan Picona virüs grubundan bir grup virüs.

EKOSİSTEM

Belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran çevrenin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik gösteren ekolojik sistem. Bir alandaki canlı birliklerin ve cansız varlıkların hepsinin birden oluşturduğu sistem. Doğadaki canlı ve cansız varlıkların karşılıklı etkileşim bağlarıyla oluşturdukları sistem. Bir alandaki canlı ve cansız varlıkların hepsinin birlikte oluşturduğu sistem.

EKONOMİST

Ekonomi uzmanı, iktisatçı.

EKOPRAKSİ

Yansıca.

EKOKARDİYOGRAM

Ekokardiyografi işleminden elde edilen grafik. Kalp ve damarlarının ultrasonografik görüntüsü.

EKOPARAZİT

Sağlıklı bir konağı bulaştırabilen parazit. Ara konakçıda kendisine karşı bağışıklığın gelişmesini uyaran asalaklar.

EKOFEMİNİZM

Feminist ekoloji.

EKOSANDIR

Gemiye takılan, su altını belirli açılarda dikey tarayıp su derinliğini ve balık sürülerinin görüntülerini ekrana yansıtan araç, ekosonder.

  -   -   -  

Anlamında EKO bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EKO geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇÖZÜCÜ

Başka bir maddeyi çözme özelliği olan şey. Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü, dekoder.

ASTSUBAY

Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli.

BEZEMELİ

Süslü, dekoratif.

ALTYAPI

Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.

ÇÖKÜNTÜ

Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.

BAŞDEKORCU

Dekorcuların başı, dekor hazırlamada en üst sorumlu.

ÇEKOSLOVAK

Çekoslovakya'da yaşayan kimse.

BÖLGE

Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

ATLAS

Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.

BİLİŞİM

İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, enformatik.

BANKA

Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş. Bankacılık işleminin yapıldığı yapı.

COĞRAFYA

Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim. Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü.

BAŞDEKORCULUK

Başdekorcu olma durumu. Başdekorcunun yaptığı iş.

ÇİNAKOP

çinekop.

BEGONYA

Begonyagillerden, dekoratif yaprakları ve renkli çiçekleri olan, pek çok çeşidi bulunan sıcak ülke bitkisi (Begonia).

BOY

Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.

AŞİRET

Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymak.

AKADEMİ

Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

ANLAŞMA

Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük