DDU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ddu" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. ddu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ddu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ddu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DDU

Malın, dışalımın yapılacağı ülkede, sözleşmede belirlenen yerde gümrük vergisi ödenmemiş olarak alıcıya ulaştırılmasını öngören D grubu teslim biçimi ve buna dayalı fiyatı.

  -   -   -  

Anlamında DDU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DDU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TUTMAK

Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.

LANET

Tanrı'nın sevgi ve ilgisinden yoksun olma, beddua. Kötü, berbat, çok kötü. Bir ilenme sözü.

BEDDA

Beddua, ilenç.

KARGIŞ

Kargıma işi veya bu maksatla söylenen sözler, lanet, telin, beddua, ilenç, alkış karşıtı.

İLENÇ

Beddua, kargış.

BEYDEVA

Beddua, ilenç.

AHLI

Duygulu, içli kimse. Ah almış, ilençli, beddualı kimse.

GARĞILAMAK

Beddua etmek.

BEDDAA

Beddua, ilenç.

BEDVA

Beddua, ilenç. Beddua, bk. bedduva.

DAVU

Konu, konuşulan şey. Beddua, ilenç.

BEDUVA

Beddua, ilenç. Beddua.

KAHRETMEK

Ezmek, perişan etmek. Kendine dert etmek, içlenmek, çok üzülmek. İlenmek, beddua etmek. Çok üzmek.

GARGIŞ

İlenç. Beddua: gargış gargamak. Beddua. Kargış, beddua.

İLENMEK

Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek, beddua etmek.

BEYDAVA

Beddua, ilenç.

BEDOVA

Beddua, kargış.

LANETLEMEK

Kargımak, beddua etmek, lanet etmek. Dinden kovmak. Tanrı, merhametinden yoksun bırakmak.

İNTİZAR

Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme. İlenme, beddua, inkisar.

AH

İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük