Sonu DÜZ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "düz" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. Sonu düz ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında düz olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde düz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

SICRAMAGÜNDÜZ

10 harfli kelimeler

GÜPEGÜNDÜZ, ÇİÇEKLİDÜZ, HİDROMEDÜZ, KARAGÜNDÜZ, KAYAGÜNDÜZ, SKİFOMEDÜZ

9 harfli kelimeler

DALGÜNDÜZ, YONTUKDÜZ

8 harfli kelimeler

BELLEDÜZ, BÜYÜKDÜZ, ÇAMLIDÜZ, GÖKÇEDÜZ, YALINDÜZ

7 harfli kelimeler

DÜPEDÜZ, KABADÜZ, ANNADÜZ, ÇOMUDÜZ, DELEDÜZ, DİBİDÜZ, DÜBÜDÜZ, DÜMEDÜZ, ÖMERDÜZ, SARIDÜZ

6 harfli kelimeler

BÜGDÜZ, DÖRDÜZ, DÜMDÜZ, GÜNDÜZ, ALADÜZ, BÜYDÜZ, DÜBDÜZ, DÜĞDÜZ, DÜPDÜZ, GUNDÜZ, KUMDÜZ, KÜNDÜZ, ULUDÜZ

Bazı kelimelerin anlamları

DÜZ

Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.

KAYAGÜNDÜZ

Kaya gibi güçlü ve yakışıklı kimse.

DALGÜNDÜZ

Güpegündüz.

HİDROMEDÜZ

Hidraların, özellikle döl değişimi gösterenlerinde, tomurcuklanma ile meydana gelen medüz dölüne verilen genel ad. Hidraların, özellikle döl değişimi gösterenlerinde, tomurcuklanmayla meydana gelen medüz dölü. Hidraların, özellikle döl değişimi gösterenlerinde, tomurcuklanma ile meydana gelen medüz dölüne verilen genel bir ad.

GÜPEGÜNDÜZ

Ortalık iyice aydınlıkken, iyice gündüzken, dalgündüz.

ÇİÇEKLİDÜZ

Trabzon şehri, Akçaabat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

YONTUKDÜZ

Dışgüçlerin etkisiyle alçalmış, az çok düzleşmiş, yüzü az dalgalı yeryüzü biçimi, bk. yontulma.

ÇAMLIDÜZ

Trabzon ilinde, Maçka ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

DÜPEDÜZ

Çok düz ve doğru bir biçimde, dümdüz olarak. Yalın, basit, süssüz, sade bir biçimde. Başka bir amaç gütmeden, açıktan açığa, açıkçası, gerçekten.

KARAGÜNDÜZ

Van kenti, Erçek bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

SKİFOMEDÜZ

Gerçek medüzlerde, medüz dölüne verilen genel bir ad. Gerçekmedüzlerde medüz dölüne verilen genel bir ad.

BÜYÜKDÜZ

Sinop kenti, Ayancık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

BELLEDÜZ

Belletiriz, öğretiriz.

GÖKÇEDÜZ

Karabük kenti, Ovacık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

YALINDÜZ

Van ilinde, Muradiye ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

SICRAMAGÜNDÜZ

Ayın dolunay durumu : Gece sıcramagündüz bağa gittim.

  -   -   -  

Anlamında DÜZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DÜZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

AHENKLİ

Uyumlu, düzenli. Eğlenceli.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AÇIKÇASI

Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.

AHENKSİZLİK

Uyumsuzluk, düzensizlik.

AKBABAGİLLER

Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

AÇINIM

Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.

AKINTIÖLÇER

Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AĞITLAMA

Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AKÇAKOCA

Düzce iline bağlı ilçelerden biri.

AHENKSİZ

Uyumsuz, düzensiz. Eğlencesiz.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AİDAT

Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.

AKIŞKANLAŞTIRMA

Akışkanlaştırmak işi. Akışkanların niteliğini düzeltmek üzere yoğunlaşmış bir akım içinde parçacıkların yüzmesini sağlayan yöntem.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AKI

Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.