Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bre" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bre ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bre olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
EHLİHİBRE
KALİBRE
TİMBRE
CIBRE, YEBRE, KİBRE, KEBRE, HİBRE, GÖBRE, DEBRE, CÖBRE, CEBRE, LİBRE, GÜBRE, GEBRE, CİBRE
EBRE, ABRE, İBRE
BRE
BRE
"Ey, hey" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Tekrarlanan iki emir kipi arasına getirilerek işin sürekliliğini anlatan bir söz. Şaşkınlık, coşku anlatan bir seslenme sözü. "Vay" anlamında şaşma bildiren bir seslenme sözü. "Be" yerine kullanılan bir seslenme sözü.
GÜBRE
Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde, kemre.
KALİBRE
Mermilerde, ateşli silahlarda çap. Kişinin çapı.
GEBRE
Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese. Gebre otunun yemişi.
LİBRE
Yarım kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi.
HİBRE
Nafaka: Şehit Ahmet'in çocuğuna hükümet hibre bağladı.
KEBRE
Gübre. Tımar edilen hayvanların tozlarını silkmekte kullanılan sert, kıldan yapılmış, tımar kesesi. Kıldan yapılan kaşağı.
EHLİHİBRE
Bilirkişi.
CÖBRE
Üzüm posası. Balmumu artığı.
CEBRE
Üzüm posası.
CIBRE
Çürük, ezik meyve.
GÖBRE
Gübre.
DEBRE
Hızlı, sürekli. Hayvanları kaşağı ile tımar ettikten sonra cildini silmek için kullanılan, sert kıldan örülmüş parmaksız eldiven. Ot, saman, yulaf, yonca gibi hayvan yemi.
YEBRE
Çulluk.
KİBRE
Bir çeşit ot.
TİMBRE
Bir çalgı aletini veya insan sesini ona özgü kılan, frekansına göre değişmeyen ve göreceli olmayan, dinleyicinin aynı şiddet, nota ve frekans düzenine sahip iki sesi ayırt edebilmesini sağlayan nitelik.
Bu bölümde tanımı içerisinde BRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BÖBREKSİ
Böbrek biçiminde olan.
BASMA
Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.
FOSFAT
Yapay gübre ve bazı ilaçların yapımında kullanılan fosforik asidin tuzu veya esteri.
DERS
Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.
ÇAP
Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
CEBRETME
Cebretmek işi.
GEBRELEME
Gebrelemek işi.
GEBRELENMEK
Gebreleme işine konu olmak.
AKREP
Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek, kuyruklu (Scorpio). Zodyak üzerinde Terazi ile Yay arasında yer alan takımyıldızın adı. Saatin iki ibresinden küçüğü.
ANÜRİ
İdrar oluşturamama biçiminde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi.
GEBRELEMEK
Hayvanı gebre (I) ile tımar etmek.
GALVANOSKOP
Manyetik bir ibre yardımıyla elektrik akımının varlığını veya yönünü gösteren cihaz.
GEBRELENME
Gebrelenmek işi.
BİLİRKİŞİ
Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf, eksper. Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düşüncesine başvurulan kimse, ehlihibre, ehlivukuf.
DAYANMAK
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.
DALAK
Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ. Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları çok olan bir organ. Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri. Bal peteği.
BİYOGAZ
Gübre gazı.
FOSFATLAMAK
Ekilen topraklara fosfatlı gübre vermek. Madensel bir parçanın yüzeyinde koruyucu bir fosfat tabakası oluşturmak.
FIŞKILAMAK
Toprağı fışkı ile gübrelemek.