BOR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bor" olan, toplam 132 adet kelime bulunmaktadır. bor ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bor ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bor olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

BORAZANKUŞUGİLLER

15 harfli kelimeler

BORÇLANDIRILMAK

14 harfli kelimeler

BORNOVAMİSKETİ

13 harfli kelimeler

BORAZANCIBAŞI, BORÇLANDIRMAK

12 harfli kelimeler

BORAZANCILIK, BORÇLANDIRMA, BORÇLANILMAK, BORKİŞTİRMEK

11 harfli kelimeler

BORÇLANILMA, BORDOMTIRAK

10 harfli kelimeler

BORÇLANMAK, BORDALAMAK, BORANLAMAK, BORCABAHAR, BORRELİDİN, BORSACILIK, BORTDÜRMEK, BORTLAYICI

9 harfli kelimeler

BORAZANCI, BORÇLANMA, BORÇLULUK, BORDALAMA, BORUCULUK, BORTLAMAK, BORUKKUYU, BORUKTOLU

8 harfli kelimeler

BORAHANE, BORAMBOŞ, BORANALP, BORANBAY, BORIBARA, BORLAMAK, BORRELİA, BORSAMAK, BORŞEVİK, BORTLACI, BORTLAMA

7 harfli kelimeler

BORASİT, BORAZAN, BORÇSUZ, BORİKLİ, BORNOVA, BORSACI, BORABOY, BORAĞAN, BORAHAN, BORAKAN, BORAKIS, BORAMUT, BORANLI, BORANNI, BORANSÜ, BORANTI, BORATAŞ, BORATAV, BORATAY, BORLUVU, BORTLAK, BORTLEN, BORUCAK, BORUCUK, BORUÇUL, BORULAR, BORUSUZ, BORUZAN, BORÜLCE, BORZAİL

6 harfli kelimeler

BORAKS, BORALI, BORANİ, BORÇKA, BORÇLU, BORDRO, BORDÜR, BORİNA, BORNOZ, BORUCU, BORULU, BORACA, BORADA, BORANA, BORANI, BORANO, BORATA, BORAYI, BORAZA, BORBAL, BORBAY, BORBOH, BORBUR, BORBUT, BORCAK, BORKAN, BORLAĞ, BORLUK, BORNAK, BORNİT, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

BORAK, BORAN, BORAT, BORDA, BORDO, BORİK, BORSA, BORUK, BORAÇ, BORAZ, BORLA, BORLU, BORRE, BORTA, BORUÇ, BORUH, BORUM, BORUŞ, BORÜL, BORYA, BORZA

4 harfli kelimeler

BORA, BORÇ, BORU, BORİ, BORK, BORO, BORŞ

3 harfli kelimeler

BOR

Bazı kelimelerin anlamları

BOR

İşlenmemiş, taşlık, sert, ekilmemiş (toprak), borak. Atom numarası 5, atom ağırlığı 10,8, yoğunluğu 2,45 olan, tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan basit element (simgesi B). Niğde iline bağlı ilçelerden biri.

BORKİŞTİRMEK

Sağlamlaştırmak, pekiştirmek, sıkıştırmak, sertleştirmek, katılaştırmak.

BORDOMTIRAK

Bordomsu.

BORAZANKUŞUGİLLER

(Psophidae),iyi bilinir.

BORÇLANILMAK

Borca girilmek, borç edilmek.

BORDALAMAK

İki deniz taşıtı birbirine yanaşmak. İki deniz taşıtı birbirine çarpmak.

BORÇLANDIRMAK

Borçlanmasına yol açmak, borçlu duruma getirmek.

BORÇLANDIRMA

Borçlandırmak işi.

BORAZANCIBAŞI

Borazancıları yöneten kimse. bir topluluğun söyleyemediği sözleri söyleyen kimsesi.

BORÇLANMAK

Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey almak, istikraz etmek. Manevi bir yükümlülük altına girmek.

BORÇLANDIRILMAK

Borçlanmasına yol açılmak.

BORANLAMAK

Kar yağmak. Hava bulanmak.

BORÇLANILMA

Borçlanılmak işi.

BORAZANCILIK

Borazancının yaptığı iş.

BORNOVAMİSKETİ

Bir çeşit üzüm.

BORCABAHAR

Müshil olarak kullanılan ince köklü bir ot, sütleğen.

  -   -   -  

Anlamında BOR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BOR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAT

Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden yapılmış, ucu sivri bir takoz türü.

ACYOCU

Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.

ALAVERE

Bir şeyin elden ele geçmesi. Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele. Kargaşalık. Bir şeyi elden ele vererek aktarma.

ALABANDA

Deniz teknelerinin iç yanları, borda karşıtı.

ARALIK

Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.

BATAKÇI

Borcunu ödememeyi alışkanlık edinmiş (kimse). Eline geçen parayı batıran (kimse).

AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.

BATKIN

Borçlarını ödeyemez duruma düşen, iflas etmiş (kimse), müflis.

ALACAKLI

Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı.

AÇIKÇI

Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.

ACİZ

Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.

BATARYA

En küçük topçu birliği. Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası. Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım. Pil.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AGAMİ

Borazan kuşu.

AKONT

Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.

BAKİYE

Artık, artan, kalan, geri kalan şey. Kalıntı. Alacak ve borçlar arasındaki fark.

ARMUZ

Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi.

AŞOZ

Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva.

AKLAMAK

Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük